Sanatçı Biyografileri
 
HALİD EMİN ONAT

1908 İstanbul' da doğdu. Babası Maliye Mümeyyizi Halid Bey, annesi ise Münire hanımdır. Babasının adı olan Halid ve dedesinin adı olan Emin, kendisine ad olarak verildi. 4 erkek, 2 kız olmak üzere 6 kardeşin dördüncüsüdür.
Çocukuluğu Zeyrek' teki konaklarında geçti. Bu konak daha sonra bir yol genişletme çalışması sırasında istimlak edildi ve yıkıldı.
İlk öğrenimini, Byazıt zükur Nümune Mektebi' nde yaptı.
1926 Orta ve lise öğrenimini yaptığı Vefa Sultanisi' nden mezun oldu.
1927 Yüksek Mühendis Mektebi' ne girdi. İlk sınıflardan itibaren, güzel sanatlara, mimarlığa ait derslere ilgisi daha fazla idi.
1930 Y.M. Mektebi' nin üçüncü sınıfındayken, eğitimini yurtdışında tamamlamak ve dönüşünde öğretim kadrosuna girmek üzere seçilerek, burslu olarak İsviçre' ye, Zürich Eidgenössische Technische Hochschule' ye gönderildi.
1933 Öğrenciyken evlerinde pansiyoner olarak kaldığı ailenin, eczacılık eğitimini sürdüren kızları Hilde (sonradan Güzin) ile zürih' te evlendi.
1934 Zürih Technische Hochschule'yi birincilikte bitirdi.
1935 1930' lu yıllardaki Üniversite reformu ortamında doçent olarak atandı ve Prof. Debbe' nin yanında çalışmaya başladı.
1938 Profesör oldu.
1942 Anıtkabir Uluslararası Proje Yarışması' nda Doç. Orhan Arda ile birlikte hazırladığı tasarımla birincilik ödülü alan iç projeden biri oldu. Onat- arda projesi uygulanmak üzere seçildi.
Ordinaryus Profesör ünvanı aldı.
1944 Yüksek Mühendis Mektebi' nin İTÜ' ye dönüşmesi çabaları içinde yeraldı. Dönüşümün ardından yeni kurulmuş olan Mimarlık Fakültesi' nin ilk dekanı oldu. İki dönem sürdürdüğü dekanlığında (1944- 1948) yeni öğretim kadrosu için, döneminin seçkin isimlerini olabildiğince biraraya getirmeye çalıştı.
1946 Gerek İTÜ' ün ve Mimarlık Fakültesi' nin kurulma ve gelişmesindeki büyük katkısı, gerekse Anıtkabir Projesi' ndeki başarısı ile seçkin mesleki ve akademik kuruluşlarca ödüllendirildi.
1951-53 İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü oldu. Rektörlük dönemi, İTÜ' nün akademik ve bilimsel temellerinin atıldığı yıllardır.
1954-57 Genel olarak mimarlık mesleğinin kurumlaşması ve gelişmesi, özel olarak da İTÜ için daha geniş ve yapıcı olanaklar elde edebileceği umuduyla İstanbul Milletvekili olarak Parlamentoya girdi. Fakat beklentilerini gerçekleştirebileceği zemini ve olanakları bulamayınca 1957 yılında tekrar Üniversite' ye döndü.
1956 Hannover Technische Hochschule'nin 125. kuruluş yılında, seçilen 6 yabancı ilim ve sanat adamı arasında Fahri Doktorluk payesi tevcih edildi.
1961 17 Temmuz günü, bir kalp krizi sonucu yaşama veda etti.
Zincirlikuyu' daki aile kabristanında toprağa verildi.

ORHAN ARDA

1911 19 Mayıs günü Selanik' te doğdu. İlk, Orta, lise öğrenimini İstanbul' da yaptı.
1936 Yüksek Mühendis Mektebi' nden mezun oldu.
1938 Aynı okulun İnşaat Şubesi' ne asistan olarak atandı.
1942 Anıtkabir Proje Yarışmasına, Emin Onat ile birlikte katıldı, proje birincilikle ödüllendirildi.
1944 Yüksek Mühendis Mektebi' nin üniversiteye dönüşümü ile, Mimarlık Fakültesi/ bina Bilgisi Kürsüsü' nde doçent oldu.
1953 10 Kasım günü yapılan büyük define kadar geçen zamanda, fakültedeki görevinin yanısıra, Anıtkabir uygulama projelerinin hazırlanması ve kontrollük çalışmalarına da katıldı.
1960 İTÜ Mimarlık Fakültesi Bina Bilgisi 2. Kürsüsü profesörlüğüne atandı. Bir süre sonra aynı kürsünün başkanlığına getirildi. İTÜ Mimarlık Fakültesi/Çevre analizi ve Endüstrileşmiş Bina Tasarımı Kürsüsü'nde de profesör olarak görev yaptı.
1978 Üniversitedeki görevinden emekliye ayrıldı.

HÜSEYİN ANKA ÖZKAN (1909- 2001)

İlk sanat eğitimini Edirne Öğretmen Okulu'nda resim öğretmeni olan Ratip Aşir Acudoğlu'ndan alan Hüseyin Anka, Edirne Öğretmen Okulu'nu ziyarete gelen Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati'nin dikkatini çekmesi üzerine İstanbul'daki azınlık okullardan birinde öğretmenliğe atanır ve böylelikle Güzel Sanatlar Akademisi'nde eğitim görme olanağı bulur. 1931'de girdiği heykel bölümünde 1937 sonrasında Belling'in öğrencisi olur ve 1940 yılında buradaki eğitimini tamamlar. Daha çok anıt uygulamaları gerçekleştirmiştir.

İLHAN KOMAN (1921-1986)

1941 yılında Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'ne girer. 1942 yılında, 1945'te mezun olacağı heykel bölümüne geçer. 1946-50 yılları arasında Paris'te çalışmalarda bulunan Koman, 1951 yılında Güzel Sanatlar Akademisi'ne asistan olarak atanır. 1957 yılında modelaj atölyesi öğretmenliğine getirilir. 1951-58 yılları arasında Şadi Çalık ve Sadi Öziş ile birlikte metal atölyesi kurarak mobilya üretimi yaparlar. 1959'da İsveç'e yerleşir. 1967 yılında Stockholm Uygulamalı Sanatlar Yüksek Okulu'nda öğretim üyesi olarak çalışmaya başlar ve ölümüne dek bu görevini sürdürür.

ZÜHTÜ MÜRİDOĞLU (1906-1992)

29 Ocak 1906'da İstanbul'da doğan Müridoğlu, Cezayirli Hasan Paşa İlkokulu ve Kasımpaşa Numune Rüştiyesi'nde eğitim görür. Kabataş İdadisi'ndeki eğitimini tamamlamaz; bir süre çeşitli mesleklerde çalışır. On yedi yaşındayken Muhsin Ertuğrul ile görüşür ve altı ay süreyle Muhsin Ertuğrul'un Ferah Tiyatrosu'nda çalışır. Ancak yeteneğinin olmadığını düşünerek tiyatrodan ayrılır. Aynı yıl, evde tavan arasında ağabeyinin resim kutusunu bulması Müridoğlu'nun hayatına yeni bir yön çizer: "Resim kutusu gayet de görkemliydi. Evvela açmak için çok uğraştım. Baktım: Boyalar boyalar, fırçalar, hatta birkaç da resim kağıdı -ama karton gibi- vardı gibime geliyor. Nasıl boyanır, nasıl sürülür, tüpten nasıl boya çıkar bildiğim filan yok. O tüpü sıktım, yüzüm gözüm boya oldu, sürdüm bir yerlere. O sıralarda bir rastlantı Mithat'la tanıştım. O, 'Çok güzel bu boyalar, bu boyalar eski boyalar, yok şimdi' dedi. Nasıl boyanır, nasıl karıştırılır anlattı. Birkaç defa da Mithat'la çıktık, kırlarda resim filan yaptık. Mithat'ın resmine bakıyorum. O oraya ağaç koymuş, ben de koyuyorum. Benim ağaç, ağaca benzemiyor ama, birdenbire sardı beni." (Zühtü Müridoğlu Anı Sergisi Kataloğu, Akbank Kültür Sanat Yay., İstanbul, 2000, s.2.)

Zühtü Müridoğlu, Sanayi-i Nefise Mektebi öğrencisi Mithat Özar'ın teşvikiyle 1924 yılında bu kurumun resim bölümüne girer. Üç dört ay kadar Hikmet Onat'ın atölyesinde çalışır; ancak Onat, Müridoğlu'nun desenini beğenmez. Turgut Zaim, deseninin kuvvetlenmesine yardımcı olacağı düşüncesiyle ona çamur çalışmasını ve modelaj yapmasını önerir. Böylelikle Müridoğlu, İhsan Özsoy atölyesinde modelaj çalışmaları yapmaya başlar. Gittikçe heykele ısınır ve İhsan Özsoy'un cesaretlendirmesi sonucunda bölüm değiştirerek heykel öğreniminde karar kılar.

1928 yılında Avrupa konkurunu kazanarak Paris'e gider ve 1932 yılına kadar Colarossi Akademisi'nde Marcel Gimond'un atölyesinde çalışır. Bu arada Ecole du Louvre'un Sanat Tarihi ve Sorbonne'un Estetik kurslarını takip eder.

Zühtü Müridoğlu, 1932 yılında Türkiye'ye döner ve Samsun Erkek Lisesi'ne resim öğretmeni olarak atanır. Aynı yıl, Eylül ayında Topkapı Sarayı Alay Köşkü'nde ilk kişisel sergisini açar. Bu sergi, aynı zamanda Türkiye'de açılan ilk heykel sergisidir.

1933 yılında D Grubu'nun kuruluşunda yer alır. 1936 yılında İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin heykeltıraşlığına getirilir. 1939 yılında 9 ay süreyle Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü öğretmenliğine nakledilir ve nihayet 1940 yılında Güzel Sanatlar Akademisi heykel bölümü öğretmenliği görevini alır. 1947-49 yılları arasında Müridoğlu yeniden Paris'e gider. Bu dönemde soyut sanata yönelir. 1950 yılında Paris'te çalışmalarda bulunduğu Ali Hadi Bara ile birlikte Heykel Atölyeleri'nden birinin başına geçerler. Bu, heykel bölümünde yeni bir sayfa açılması anlamına gelir. Bir yanda Belling öğrencileri ve Belling'in klasik eğitimi; diğer yanda Ali Hadi Bara ve Zühtü Müridoğlu'nun yönettiği yani atölye, yeni eğitim…

Zühtü Müridoğlu, 1932 itibariyle düzenli olarak Devlet Resim Heykel Sergileri'ne katılmış; yurtiçinde kişisel sergiler açmış ve çeşitli sergilere katılmış; yurtdışı sergilerinde Türkiye'yi temsil etmiştir. Sanatçının Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Resim Heykel Müzesi, Ankara Resim Heykel Müzesi'nde ve çeşitli özel koleksiyonlarda bulunan yapıtlarının yanı sıra; çeşitli anıt uygulamaları da bulunmaktadır. Bunlardan İstanbul Beşiktaş Barbaros Anıtı (1942) ve Zonguldak Atlı Atatürk/ İnönü heykellerini (1946) Hadi Bara ile birlikte gerçekleştirmiş; ayrıca Anıtkabir rölyefleri (1953), Büyükada Atatürk Anıtı (1965) ve Muş Atatürk Anıtı'na (1965) da imzasını atmıştır.

13 Temmuz 1971'de emekli olarak Akademi'den ayrılan ve 1992 yılında İstanbul'da ölen Zühtü Müridoğlu, Türk Plastik Sanatlar Tarihi'ne yapıtlarıyla olduğu kadar çeşitli sanat dergilerinde yer alan yazılarıyla da katkıda bulunmuştur. Müridoğlu'nun yapıtlarının incelenmesi bir anlamda Türk Heykel Tarihi'nin dökümünü koyar ortaya. Sanatçı, 1947 yani ikinci Paris dönemi öncesinde Despiau ve Gimond'un etkisiyle natüralist duyarlılıkta eserler verir. Paris dönemi sonrasında soyuta yönelen sanatçı taş, bakır, ağaç gibi çeşitli malzemeler kullanarak malzemenin diline göre form oluşturma çabasına girer. Ağaç dallarını ayıklayıp cilalayarak ya da kimi zaman üzerlerini bakır levhalarla kaplayarak Hüseyin Gezer'in tabiriyle "doğa arıtması" (Hüseyin Gezer, Cumhuriyet Dönemi Türk Heykeli, Türkiye İş Bankası Yayınları, İstanbul, 1983, s.109.) olarak nitelendirilebilecek çalışmalar gerçekleştirir. Nitekim ağaç, zamanla temel malzemesi haline gelir ve 1955 yılında asıl atölyeyi Hadi Bara'ya bırakarak ağaç uygulama atölyesine geçer.

Müridoğlu, Akademi'den ayrıldığı yıllarda yeniden figüre döner ve daha çok küçük boyutlu heykeller yapar. Son dönemlerinde, özellikle "Balerinler" dizisinde Giacometti'nin incelip uzayan figürlerinin etkisinde kaldığı görülür.

MUSTAFA NUSRET SUMAN (1905-1978)

Sanayi-i Nefise'deki eğitimini tamamladıktan sonra 1929 yılında Avrupa konkurunu kazanarak Münih'e giden Suman, burada Hoffmann ile çalıştıktan sonra Paris'e gider ve Despiau'dan dersler alır. 1943 yılında Akademi'nin taş ve ağaç atölyesine asistan olarak girer ve 1949 yılında heykel atölyesi öğretmenliğine yükselir. 1955 yılında Hadi Bara'dan boşalan modelaj öğretmenliğine; 1959'da da taş atölyesi öğretmenliğine getirilir. 1969'da kendi isteğiyle emekli olur.Çeşitli illerde anıt uygulamaları da bulunan Suman, heykellerinde plastik ifadeyi arama yoluna gitmiş ve bu bağlamda dokudan yararlanmaya özen göstermiştir. Her ne kadar 1950 sonrasında da heykel üretimine devam ettiyse de Suman, Klasik çizgisinde devam etmiş; Despiau'nun natüralizmini uzun yıllar sürdürmüştür. 1960'lar itibariyle yeniden gündeme gelen köycü söylem, Suman'ın "Köylü Kadın" temasına yönelmesine neden olmuş ve bu yıllarda Suman'ın Despiau'dan ziyade Hoffmann etkisinde "inşa" üzerine temellenen yapıtlar ortaya koymuştur.

HAKKI ATAMULU (1912)

1912 yılında Nevşehir-Derinkuyu'da doğan Hakkı Atamulu, ilk eğitimini İzmir'de, orta eğitimini de İstanbul ve Bursa'da tamamladıktan sonra 1934 yılında Güzel Sanatlar Akademisi'ne girerek Mahir Tomruk'un öğrencisi olur. Rudolf Belling'in göreve başlamasıyla birlikte mezun olduğu 1938 yılına kadar Belling ile çalışır. Mezuniyeti sonrasında Belling'in bir yazısıyla Frankfurt Güzel Sanatlar Okulu'nda Garbo ile çalışmaya başlar. Bir yıl burada eğitim gördükten sonra Berlin Teknik Yüksek Okulu'nda Arnobrekker'in atölyesine iki yıl boyunca usta öğrenci sıfatıyla devam eder. II. Dünya Savaşı'nın patlak vermesi üzerine Türkiye'ye geri dönen Atamulu, Belling atölyesinde çalışmalarını sürdürür.

Figüratif anlayıştaki anıt heykelleriyle tanınan Atamulu, 1946 yılında Nevşehir'deki bronz Damat İbrahim Paşa Anıtı'nı gerçekleştirir. Aynı yıl, Nijad Sirel ile birlikte Malatya'daki bronz İnönü Anıtı ve Atatürk ve Gençlik Anıtı'nı yaparlar. 1951'de yine Belling'in öğrencisi olan arkadaşı Yavuz Görey'in projesi olan İstanbul Üniversitesi önündeki Gençlik Anıtı'nı uygulamaya geçirir. 1952'de, Anıtkabir'in heykel ve kabartmaları için açılan yarışmada Hakkı Atamulu'nun 23 Nisan Kulesi için tasarladığı alegorik kadın kabartması uygulamaya hak kazanır.

1960 yılında doğduğu yer olan Derinkuyu'ya yerleşen Atamulu, buraya belediye başkanı seçilir. 1967'ye kadar sürdürdüğü görevi boyunca yerleşmenin heykellerle bezenmesini sağlar. 1961'de Nevşehir Atlı Atatürk Anıtı'nı yapan Atamulu, 1965 yılında Erzurum Belediyesi'nin siparişi üzerine Atatürk ve Erzurum Kongresi Anıtı'nı gerçekleştirir. 1967'de belediye başkanlığı görevini bırakan Atamulu, görevi sırasında oluşturduğu Kültür Park'a 1969 yılında taştan yonttuğu Atatürk heykeli ile 10 adet non- figüratif taş heykelini yerleştirir. 1981 yılında Samsun Belediyesi, "Atatürk'ün 100. Doğum Yılı" vesilesiyle heykel yaptırmak ister ve jüri, Atamulu'nun bronz döküm "İlk Adım Anıtı" projesini seçer. Atatürk ve arkadaşlarını simgeleyen üçlü figür ile bir kız ve erkek figüründen oluşan anıtın döküm işleri Budapeşte'de yapılır. 1982'de açılışı yapacak olan Kenan Evren, anıttaki kız ve erkek figürlerin "çıplak" olduğunu gerekçe göstererek Atatürk'ün yanından kaldırılmasını isteyince çıplak kız ve erkek figürleri 16 Mayıs 2000'e kadar anıttan uzak kalır. 1994 yılında İstanbul Destek Reasürans'ta bir retrospektif sergisi düzenlenen Hakkı Atamulu, 1995 yılında da Ankara Selvin Galerisi'nde bir kişisel sergi açar. Atamulu, kullandığı malzemeye hakim olup, yalın ve güçlü bir form diline sahiptir. Sanatçının anıt heykellerinde ve figürlü çalışmalarında Belling etkili konstrüktif anlayış, geometrik form düzenlemeleri görülür. Yapıtlarında ağır kütleler kullanan sanatçı, bu büyük kütlelerini yer yer üsluplaştırılmış ayrıntılarla hareketlendirir. Sanatçının son dönemlerinde ürettiği soyut ya da yarı soyut anlayıştaki eserlerinde formun taşın içinden çıkıyormuş izlenimi verdiği görülmektedir.



[ Kapat ]