Yenilikler & Öneriler Benim Koleksiyonum Beş Bölgeli Büyütme Uluslararası Sanat-Linkleri Sanatçı Atölyeleri Üyelik



  • Fikret Mualla
 

Aykırı Yapıtlar   Metin  


Sanatçının yaşayabilmek için pazarın taleplerine göre de çoğalan tematik resimlerinin dışında kalan “Aykırı Yapıtlar”ı aslında onun kimliğini daha fazla ele veren yapıtlarıdır. Bu hem seçilen konular açısından, hem de bazı yapıtlarındaki resim dili araştırmaları açısından da söylenebilir. Bu yapıt seçkisinin metninde ise, Nurullah Berk’in sanatçıya yönelik eleştirilerine ve onun savunusunu yapan Abidin Dino’nun görüşlerine yer vermenin uygun düşeceği görüşündeyim.

Fotoğraf: Ara Güler


 

Portreler   Metin  


"Herkes aşağı yukarı benim gibidir.

Alemi nizama sokmak, fikrimden geçen şey değilse de, lafın kısası , sükutumu resmen severim ve dediğim gibi, ibadet eder gibi resim yapmayı ister, ruhi istirahatimi ancak bu tarzda temin ederim. Bu da benim hakkımdır.
"

Fotoğraf: Ara Güler


 

Cazcılar ve Kağıt Oynayanlar   Metin  


“Müzisyenler” ve “Kağıt Oynayanlar” ressamların her çağda ilgi duydukları konulardır. Cezanne’ın “Kağıt Oynayanlar”ı ve Degas’ın orkestra çukurunda resmettiği müzisyenleri konu alan yapıtı hemen anımsadığımız bu tür örneklerdendir. Fikret Muallâ da bu konuların büyüsüne kapılanlar arasındadır; ama o İkinci Dünya Savaşı’ndan sonrasında Amerikalı müzisyenlerin daha özgür ve canlı entelektüel ortamı nedeniyle Fransa’yı yeğledikleri dönemde “Caz’ın Altın Çağı”nı Paris’te yaşamış olmanın ayrıcalıklı konumuna da sahiptir.


 

Barlar ve Bistrolar   Metin  


Fikret Muallâ’nın en önemli temalarından birisidir, “Barlar ve Bistrolar”. Ressamın yaşamında baş köşelerden birisine kurulan “alkol”e kavuşabildiği, parasız kaldığında da tanıdık bar ve bistro patronlarına birkaç kadeh içki karşılığı trampa ettiği resimleri sayesinde içki içebildiği, münzevi yaşantısının öncelikli sosyal alanını ve boyutunu oluşturan onun için belki de en önemli mekanlardır."

Fotoğraf: Ara Güler


 

Paris Sokakları   Metin  


"Bir ressam tasarlayın ki, aklına estiği zaman resim yapmaktan başka hiç bir şeyden sorumlu değil. Haftada üç gün aç susuz dolaşmayı göze almış: Kırlarda böğürtlen toplarcasına sokaktan izmarit toplayıp içiyor."

Fotoğraf: Ara Güler


 

Natürmortlar   Metin  


Fikret Mualla’nın mektupları ve yakın dostlarının anlattıkları onun “gourmet” yanının kanıtları olmaktadır; bu nedenle onun natürmort konularının daha sonraki övünlerinde yiyip içeceği nesneler olması bizi şaşırtmamalıdır. Usta ressamın son yıllarına dek kendi çapında bir “chef” olarak mutfağında kendisi için özel tatlar peşinde koştuğunu, ender ziyaretçilerini ağırlamak için yemekler yaptığının yine mektupları aracılığı ile öğrenmekteyiz.

Fotoğraf: Ara Güler


 

Manzaralar   Metin  


“… Fikret Mualla’nın resimlerine bakarken Toulouse-Lautrec’de başlayıp Bonnard ve Vuillard’da, bir bakıma Amerikalı Wisthler’de de süren “Japonisme”i de düşünebiliyoruz. Rönesans geleneklerine sırt çeviren bu çağdaş Avrupa’lılar, heyecanı, Doğu ve Uzakdoğu uygarlıklarında aramışlardı."


 

Nüler   Metin  


Muallâ’nın “Çıplak Kadınlar”ı konu alan yapıtlarının tümünü bir değerlendirmeye tutmaya çalışırsak, onun bu tarz resimlerinin sevdiği, igi duyduğu ressamların bu tür yapıtlarından esinlendiğini söyleyebiliriz. İlk akademik çalışmadaki ve canlı modelden çalışılan desenlerdeki incelikleri bu yapıtlarda bulamayız. Bu çıplaklar çoğunlukla “yüzü olmayan” ve “arzu nesnesi” kadınlar olarak resmedilmişlerdir.


 

Hayvan Resimleri   Metin  


Görülmektedir ki, Fikret Mualla’nın resimlerindeki ördekler aslında çocukluğunun Kurbağalıderesi’nde yüzerler; en çok resmettiği tavuklar, horozlar, hindiler ve Tokat tavukları ise yine aslında çocukluk evinin bahçesinde veya kümesinde gezinirler. Bu açıdan diğer resim temalarını ele alış yaklaşımından – gündelik yaşamındaki gözlemlerden ivme almazlar - Ferit Edgü’nün dilegetirdiği bütünlükten ayrılırlar, her ne kadar resim dili açısından diğer konuları ele alışı ile bir bütünlük gösterseler de…

Fotoğraf: Ara Güler


 

Desenler   Metin     Biyografi  


”Onun çalışmalarının toplamına bakıldığında, desenin önemli bir yer tuttuğu görülüyor. Özellikle, İstanbul ve Paris’te zaman zaman yolunun düştüğü hastanelerde, boyadan yoksun kaldığında eline geçen kağıt ve kalemle(kimi zaman bir kurşunkalem, kimi zaman bir mavi tükenmez) çevresindeki kendileyin kişileri resmetmiş. Paris’teki St.Anne hastanesinde çizdiği desenler, çaresizliği, yalnızlığı, çileyi hiç bir renge gereksinme duymadan dile getirir…”







Anasayfa | Koleksiyonlar | Sergiler | Araştırarak Öğrenmek | Sanat Takvimi | Etkinlikler | Araştırma Kaynakları | Sanatçı Sayfaları | Paneller | İletişim | Bilgi & Haber | Sanal Müzeye Katkı | Site Haritası