 |
|
»»» |
Cemal Nadir’i size daha önce de anlatmıştım biraz. O başka adamdı. Gürültüsüz adam, gösterişsiz adam. İlk eşi, galiba onu az bulmuştu kendine. Bir bakıma belki azdı, bir bakıma da muhakkak çok!
İkinci eşini bir aile dostuna kaptırdı: Vâlâ Nurettin Vâ-Nû’ya. Üçüncüsü, adı Ayşe’ydi sanırım, bir Üniversiteli kız... Bir fırtına gibi evin kapısından girdi, penceresinden çıktı!
Ama dördüncüsü, Tanrının ona yarattığı eşti ancak: Güzel zekâsı ve sıcak kalbi ile...
Rahat edecekti artık, mesut olacaktı artık...
Yusuf Ziya Ortaç
Biyografi
|
|

Fotoğraf: Ara Güler
|
»»» |
Cihat Burak'ın kişiliğinin oluştuğu dönem Osmanlı'dan Batı'ya Geçiş, Tek Parti ve II. Dünya Savaşı Dönemi, Milli Mimari - Batı Mimarlığı, Ulusal Mimarlık - Evrensel Mimarlık tartışmalarını kapsar. Batı ve Doğu kültürlerinin derinliklerine uzanan okuma tutkusu ise, ona eleştirel bakış açısı ve resimsel içerik üretir; sırf onun resim üretiminden seçilecek yapıtlarla ülkemizin özellikle 1960 sonrası sosyal, politik, kültürel özellikleri ve dönemsel duyarlık ve duyarsızlıkları ile ortaya konabilir. Kendine has aydın tutumu, gerçekçi ve fantastik resim anlayışı ile Türk Resim ve Kültür Tarihindeki eşsiz yerini kazanmış olan Cihat Burak'ı 10. ölüm yıl dönümünde saygı ile anıyoruz.
Haşim Nur Gürel
Metin
Biyografi
|
|

|
»»» |
"Aslında Avrupa sınavı açıldığında resimden
kimse gönderilmeyecekti. Okula koştuk...
İlgilenen olmadı. Aramızda para toplayarak
Maarif Vekaletine telgraf çektik. Aynı zamanda
Estetik hocamız olan Üniversite Emini (Rektör)
İsmail Hakkı Bey'e (Baltacıoğlu) gittik. O da bize
gerçekten yardımcı oldu. Sonuçta en çok talebe
bizden gitti."
"
Mahmut Cûda
Metin
Kaynakça
|
|

|
»»» |
"Genç Ressam ve Heykeltraşlarımız dün geldi.
Maarif Vekaleti tarafından üç buçuk sene evvel Paris'e gönderilen sanatkarlarımız muvaffakiyetle avdet etmişlerdir."
(Milliyet, 14 Ağustos 1928, Salı, s.1)
|
|

|
»»» |
"Sanatta insan çok şeyi öğrenmekle değil, azı iyi bilmekle üstat olur… En iyi gören ressam gözüdür. Gözüne hakim olan eline de hakim olur…"
Feyhaman Duran
Biyografi
|
|

|
»»» |
Doğası gereği modern kent, ortalama insan ömrünün zaman mefhumundan bağımsız, kendine özgü bir akış hızına sahip. Anıtlar, belirlenmiş buluşma noktaları, kenti geometrik olarak parselleyen yollar, koğuş tarzı siteler, doğaya olan uzaklığımızı belirleyen yerleşim birimleri, yön duygumuzu ehlileştiren trafik kuralları... her zaman için şimdi, geçmiş ve geleceğe ait hayali bir "özne" adına tasarlanır. Modern kültür, bireyi kentin içine çektiği ölçüde onu kentin bütünlüğü içerisinde yabancılaştırır, nötralize eder, yapması gerekenleri telkinler, nefes almasına karışır. Öznel yaşantıyla dünyasal yaşantı arasında oluşan bu ayrımın kaynağında, kentin geniş zamanlı bir öznenin zamanına göre hareket etmek zorunda olduğu görüşü yatmaktadır. Benlik ile kent arasında oluşan uyuşmazlık, bireyin zamanı ile kentin zamanını birbirinden koparır, kenti tıpkı hayali özne gibi bağımsız bir canlıya dönüştürür.
|
|