 |
|
 |
Özgün Baskı - Mürşide İçmeli
Görsel sanatlarda bir yapıtın değeri o yapıtın hangi teknikle yapıldığından çok yapıtın temelini oluşturan plastik değerleriyle ortaya çıkar. Aslında teknik yapıtın görsel biçimlendirilmesinde yardımcı bir unsurdur. Eseri yaratan sanatçı çalıştığı tekniği iyi bilmesi özelliğini bozmadan uygulaması gerekir. Nasıl yağlı boya yapan bir sanatçı boyayı, sulu boya gibi kullanamazsa aynı şekilde özgün baskı yapan bir sanatçı da gravürü linolbaskı gibi, serigrafiyi de lito baskı gibi uygulayamaz. Kanımca serigrafiyi ofset baskının ilkel bir biçimi olarak düşünmek yanlıştır. Ofset baskı tekniği günümüzde çok geçerli olan bir matbaa tekniğidir. Bunun temelini araştırdığımız zaman görüyoruzki litografiye (taş baskıya) dayanır. Taş baskıda kalıp elle yapılır. Ofset baskıda ise foto mekanik yöntemler kullanılır.
Matbuanin da, özgün baskı resminde temelinde kalıpla metin veya resim çoğaltma yatar. Geçmişe baktığımızda bir şeyi çoğaltma insanın ilk sanatsal ürününü verdiği devrede başlar. Sümer'lerde, Eski Mısırlılar'da, Hitit'lerde ve Yunan'lılarda bu alanda bir çok örnekler vardır. Çağdaş anlamda baskı ise 9.'cu yüzyılda Çin'de 15. yüzyılda Avrupa'da başlamıştır denilebilir.
Tarihi süreci içinde gerek yüksek baskı (linol baskı-ağaç baskı) gerek çukur baskı (gravür) ve gerekse düz baskı (Iitografi-serigrafi) matbuaya dayalı bir sanat dalı olarak uzun süre kullanılmıştır. Böyle olmasına rağmen bu alanda özgün yapıtlar veren sanatçılar olmuştur. Bu alanda en büyük ve en bilinen sanatcı Albrecht Dürer'dir. Sanatçı yapıtlarının bir kısmını yağlı boya bir kısmını ağaç baskı, bir kısmını da gravür tekniği ile yapmıştır. Dürer'in ağaç baskıları diğer eserleri kadar değerli ve özgündür. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Teknikler arasında üstünlük hiç bir zaman söz konusu olamaz. Sanatçı yapıtını ortaya koyarken kendi kişisel yapısına hangisi uygunsa onu kullanır. Bu yağlı boyadır, suluboyadır, gravürdür, litografidir veya serigrafidir. Mühim olan kullandığı teknikte yapıtını en iyi şekilde ortaya koymasıdır. 19.cu yüzyılda sanatta yeni akımların hızlanması endüstrideki gelişim sanatçıyı yeni yeni denemelere yöneltmiştir. 20.'ci yüzyılda baskı tekniklerinde yeni buluşlar bir yönden matbuayı bir yönden de özgün baskı sanatçılarını etkilemiş her iki alanda da gelişmeyi sağlamıştır. Bunların başında ofset ve serigrafi gelir. Serigrafi ile ofset tekniklerini birbiriyle karıştırmamak gerekir. Yukarda da belirttiğimiz gibi ofset baskı litografinin matbualarda fotomekanik yollar yardımıyla kullanılmasıdır. Serigrafi ise başlangıcı eski Mısır'a kadar inen ve Çin vazolarındaki süslerin yapımında kullanılan şablon tekniğine dayalıdır.Litografide kalıp için çinko veya taş kullanılır. Serigrafide ise çerçeveye gerilmiş özel bir kumaş kullanılır. Bundan dolayı da alınan neticeler çok farklıdır.
Son yıllarda uluslararası özgün baskı bienallerinin katologlarını karıştırdığımız zaman eserlerin çoğunun serigrafiyle yapıldığını görmekteyiz. Nitekim 1980 Norveç 5.'ci uluslararası baskı bienalindeki ödüller baskı alanında atılım yapmış olan ve serigrafide çalışmış olan sanatçılara verilmiştir. Zaten öyle bir çağda yaşıyoruz ki sanatçı hem teknik yönden hem de biçim yönünden geleneksel sınırları kırıyor, bir çok teknikleri bir eserde yan yana getirebiliyor, biçimde özgün olduğu kadar, teknikte de özgün olmaya çalışıyor.
|
 |