Türk Resmi Seçkisi   

Dönemsel Sergiler Dosyası   

(   Eleştiri & Tez Dosyası )  

Tartışma Dosyası   


  Müze Dosyası    

İstanbul Bienali Dosyası   





Sanat Eleştirmenleri ve Efsane Yaratıcıları - Kemal İskender

Acaba eski biçimiyle avangard, herhangi bir sekilde günümüzde de devam edebilir mi? Onca yil önce ortaya çikan görüsler, usluplar ve hatta yöntemler bugünün meydan okuyan izleyicisi için yeterli midir? Ben kendi adima, bunun yeterli oldugundan kuskulanmaya basladim. Neredeyse törensellestirilmis olan yenilik/çilik uygulamalari yetersiz bir yanit gibi görünüyor. Bu tür bir yenilikçiligin sürdürülmesi ya da gelistirilmesini saglayacak yol ve yordamlari gözden geçirmenin zamani geldi, belki de. Öyleyse eger, elestirmenin islevi üzerine konusmam gerek. Sanat elestirmeni ne için vardir? Örnegin özellikle avangard bir bilinç içeren sanatla karsi karsiya kalan elestirmenin görüsleri ne olacaktir? Bunu yanitlamak hiç de kolay degil. Modern sanat bunca yillik yerlesik geçmisine ragmen, hala siddetli nefretlerin hedefidir ve bu nefret de sanatçinin oldugu kadar elestirmenin üzerinde de odaklanmaktadir. Örnegin her elestirmen zaman zaman imzasiz mektuplar alir ki, bunlar hasta ve igrenç zihniyetlerin ürünüdür. Sirf bu gerçegi söyledigim için belki ben de bu türden bir mektup alacagim. Elbette bunlari ciddiye olmamak gerekir. Çünkü imzanin olmayisi, bu mektuplari yazanlarin davayi daha bastan kaybettikleri gösteren en kesin isarettir.

Modern sanat için bundan çok daha tehlikelisi, bu sanatin savunucularidir. Sanat elestirisinin çogunlukla hayli niteliksiz olmasi bir yana, çok kötü ya da kirik-dökük bir Ingilizce ile yazilmasi da, "sanat elestirmeni kekelemesi" degisinin güncellesmesine neden olmustur.Bundan daha da kötüsü ve aciklisi, sanatla ilgilenen her yazarin kendisini elestirmen gibi görmesine karsin, geçmisteki anlamiyla bu sifati hakketmekten çok uzak olmasidir. Bu kimseler çogunlukla belagat sahibi, çogunlukla güçlü ve çogunlukla da ikna edici savunuculardir. Kendi kendilerine inancin savunuculari kesilmislerdir. Ki, insan ister istemez zaten yerlesmis ve egemen olan inancin, bu kimselerin hizmetine ihtiyaci olmadigini düsünüyor.

Siir ve görsel sanatlarla ilgili olarak sikça karsilastigim bir gerçek su ki, efsane yaratici unsur galiba etkinlik alanini degistirdi. Simdilerin yeni azizleri ressamlar ve sairlerdir artik.Bunlardan bazilari efsanelestirilirken belli bazilarina da neredeyse dinsel bir saygi sunuluyor.Bu anlamda elverisli bir ortamin yaratilmasinda, hiç kimse, sözünü ettigim bu savunuculardan daha etkin degildir. Modern sanatin Ingiltere'deki halka dönük tarihini -bu tarih ki atölyelerde degil sergilerde, yayincilik hayatinda ve prestij babinda ne oldugu ile ilgilidir- inceleyecek olursak eger, bunun en iyi sekilde yasadigi çilginliklarla karakteristiklestirilebilecegini görürüz.Bacon, Soyut Disavurumcular ya da Rauschenberg ve Jasper Jonns olsun, belli bir sanatçi, ya da belli bir ekol bir an için bile olsa yanlis bir sey yapamaz. Yeni kurtaricilar sik sik selamlaniyor, bir süre sonra -eger bütünüyle yoksayilmiyorlarsa- ikincil plandaki bir ilgi düzeyine düsmelerine seyirci kaliniyor. Bu isin bir verimli yani var ve biraz da gülünç bir yani. Verimli çünkü, bu yolla, çesitli derecelerde öne çikarilan sanatçilarin çogu övgüye deger. Gülünç çünkü, Ingiliz resminin son on yildaki çesitli atilimlarina ragmen, Ingiltere sanatsal açidan hala tasra düzeyinde kalmis bir ülkedir. Aslinda bu alandaki asiri sevinç gösterisi bizim tasraliligimizin bir isaretidir.

Gene bu bile yeteri kadar keskin bir elestiri degil galiba. Birbirini izleyen her övgü teranesi, her televizyon borazanlarinin ötüsü, gazetelerin renkli sayfali eklerindeki zaferle birlikte giderek daha belli olan sudur ki; sanat eserleri hep kisilige ikincil ya da ek bir boyut içinde ele alinmaktadir. Kahramanlar düzenli bir sira halinde önümüzden geçiyorlar ve savunucularin baska ya da yeni yelkenleri sisirmek üzere cigerlerini havayla doldurduklari görülüyor. Baska her ne degisirse degissin, bunlar hep ayni kaliyorlar ve cevheri bulmak ta hep bunlarin isi. Böylesine durdurak bilmez bir çosku, tanigi olunamayacak kadar dokunakli.

Cosku, bu kelime beni iddiamin özüne götürüyor. Her ne degisirse degissin, elestirmenin görevi gene de coskusunu sürdürmek olabilir. Öyleyse eger bu elestirmen benzersiz bir imtiyaza sahiptir; kendisini asmali ve bu yeni deneyimi dile getirecek kelimeler bulmalidir. Paylasmalidir. Ama neyi? Elestirmen ressami dilimleyerek parçalarini etrafindakilere sunamaz ki! (Picasso'nun hangi parçasini istersiniz efendim, gögüs mü yoksa kanat mi?) Elestirmenin görevi sanatçi ile degil, belli bir sanat yapiti ve bu yapit konusundaki deneyimi ile ilgilidir. Ve bu elestirmen diger özleyicilerle de bir izleyici gibi konusur.

Ne varki bu, simdi dahi, sanat elestirmeninin temel görevinin coskusal olmak ve coskulandirmak oldugunu varsaymak yanlisligini yapmak demektir. Kesinlikle degil, çünkü elestirmenin isi yargilamaktir. Yargiladigi sey ise sanatçi degil (sanatçinin ahlaki, fiziksel güzelligi, entellektüel düzeyi, sfenksvari hal ve tavri, karisi ve çoluk çocugu, yeme içme aliskanliklari ve benzerleri gibi) fakat sadece duvarda asilan resmidir. Böyle söylendiginde küstahça gibi geliyor ama her türlü elestiri belli bir küstahlik boyutu içerir ki bu da daha ilk basta kendisini bir yaratici olarak- niteleyen sanatçinin küstahligina kosuttur.

Elestirmenin yaptigi yargilama hareketi, yalniz basina yapilan bir istir ve her bilinçli elestirmen de bunun farkindadir. Ancak elestirmen sanat yapitini ayristirarak ele almaz ve alamaz da. Bilgi birikimiyle oldugu kadar sezgiyle de hareket etmelidir. Diger sanat yapitlariyla ilgili deneyimlerinden yararlanir; (ihtiyatli olmak kosuluyla) sanatçi konusundaki bilgilerinden ve hatta sanatçinin amaçlari hakkinda ne biliyorsa ondan bile yararlanabilir. Önündeki yapiti, hem kendi döneminin kosullari içinde ve hem de bütünüyle bu kosullar disinda görmeye çalisacaktir. Isin içine bu anlamda girmek, olayi bu anlamda kavramak hem zevklidir hem de aci verir. Daha önce gördügümüz sanat yapitlariyla ilgili görüslerimizde en ufak bir degisiklige neden olan her sanat yapitini yerli yerine koyariz. Bunun en basit örnegini, bu yolla eski bir ustanin Oeuvre'sine yapilabilecek en ufak bir eklemenin, bizim onun diger bütün yapitlari hakkindaki düsüncemizi bir hayli degistirmesi, olusturur. Bu ekleme bize yeni bir sey söyler ve biz de bu bilgiyi, daha önce çözdügümüzü zannettigimiz resimlerden kazandigimiz bilgiye uygulamak için sabirsizlaniriz.

Avangard bir sanatçi sözkonusu oldugunda elestirmenin yapamayacagi sey, önündeki yapiti gelecekte ne olacagi bilinmeyen kosullar baglaminda yargilamaktir. Sanatçinin (karsisindakileri) sasirtma yetenegiyle hareket ettigi yerde, izleyici bu sasirtmacanin dogasinin ne oldugunu tahmin etmeye kalkarsa eger, ahmaktan da daha beter bir duruma düser. Ve bu, benim kanimca, savunucunun (elestirmenin degil) bize sikça ve su sekilde yaptigi çagrinin bir karsi tezidir: "Sanatçiya güvenin, eger onun yeni isini sevmiyorsaniz, gelecekteki gelismeler o isi geçerli kildigi zaman seveceksiniz nasil olsa." Dokunakli bir yakari ama elestirmen kendi güvenilirligine ya da bir baskasininkine güvenmek durumunda midir? Öyle görünüyor ki, savunmanligin küstahligi, elestirmenin küstahligini bir hayli asmaktadir burda. Öyle ya, elestirmen önündeki yapiti, ne kadar yetersiz olursa olsun kendi isiklarina göre yargilamakla yetinir. Buna karsilik efsane yaraticilarinin gaza getirmeye çalistigi "güven", yalnizca modaya karsi konusmak korkusundan kaynaklanan bir yargi yozlasmasinin ürünü olabilir. Söylemeye bile gerek yok, kendine bile yalan söyleyen bir elestirmen, baskalarina haydi haydi yalan söyleyecektir. O'nun cezasi da efsaneler ve kisiliklerin onun için resimlerden çok daha büyük bir anlam ifade etmesi olacaktir.


(*) Bu yazi, sanat yazar ve elestirmeni Eduvard Lucie-Smith'in ilk basta The Times gazetesinde yazdigi ve daha sonra da "Thinking About Art" (Londra, Caldersand Boyars, 1968) basligi altinda- topladigi elestiri yazilarinin 3.sü olan "Art Critics and Legend-Makers"dan derlenmistir.



Yenilikler & Öneriler Benim Koleksiyonum Ödüllü Bulmaca Beş Bölgeli Büyütme Uluslararası Sanat-Linkleri Sanatçı Atölyeleri Üyelik

Anasayfa | Koleksiyonlar | Sergiler | Araştırarak Öğrenmek | Sanat Takvimi | Etkinlikler | Araştırma Kaynakları | Sanatçı Sayfaları | Paneller | İletişim | Bilgi & Haber | Sanal Müzeye Katkı | Sosyal Merkez | Site Haritası