Türk Resmi Seçkisi    

Dönemsel Sergiler Dosyası   

  Eleştiri & Tez Dosyası   

Tartışma Dosyası   


  Müze Dosyası    

( İstanbul Bienali Dosyası )    

YAŞANMIŞ KENT HİKAYELERİ

6. Uluslararası İstanbul bienali'nin küratörlüğünü üstlenen Paolo Colombo, yaşanmış, kentli, bireysel hikayeleri ve resmi seviyor. Colombo'ya göre İsstanbul'da eşsiz bir sanat ortamı var.

İstanbul - "Bana küratörünü söyle, sana bienalini söyleyeyim." Böyle bir söz yok tabii. Ama bir bienale kimliğini veren o bienali kuranların koyduğu kriterler, bienalin bulunduğu kent ve etkileşim içinde olduğu kültürel ortam kadar katılan sanatçıları belirleyen küratörlerdir. Öyle ki uzun vadede bienalin başarısı ait olduğu kenti bağlasa da her bir sergi düzenleyen küratörün kimliğnde, onun seçimleri üzerine tartışılır. Bu nedenle bugün ziyarete açılan bienali tanımaya Colombo'dan başlamak gerektiğini düşündük.

Bugün gerçekleşecek müzayede sanatçıların toplumsal sorumluluğunun bir göstergesi mi?

Bu müzayede yaraların sarılmasına en pratik biçimde yapılacak katkı, sanat çevresinin bir korkunç afet karşısında derin yara alan insanlara yardım çabasıdır. Elbette her durumda sanata ihtiyaç var. Savaş zamanlarında bile var. Bu kez sanatçevreleri sanatın dışından bir katkıda bulunuyor. İnsanların ihtiyaçlarını gidermeye yönelik bir katkıdan söz ediyorum.

Bienalde sergilenecek işlerin ortak özelliği nedir?

Bu öyle bire bir belirlenecek bir şey değil. İşler için şunu söyleyebilirim ki ben bireysel ve kentli hikayelerle ilgileniyorum. Bu sergide yalnızca soyut, hayali hikayeleri değil, birilerinin yaşadığı gerçek anektodların aktarılması gerektiğini düşünüyorum. Ben daha çok bireysel sergiler yaptım ama grup sergilerinde de her bir kelimenin kolayca anlaşılabilir ve okunabilir olmasını isterim. İşin içeriği de önemli elbette.

İstanbul Bienali'nin uluslararası ortamda özel bir kimliği var mı?

Kesinlikle var. Dünyada çok fazla bienalden söz edemeyiz. Venedik, Sao Paolo, Kassel Documenta ve İstanbul'u ele alalım. Documenta ve Venedik özel bir kitle için yapılan etkinlikler. Bir tür sanat turizminden bahsetmek mümkün. Sao Paolo, İstanbul'a daha çok benziyor. Ama orada da Venedik gibi etrafı çevrili, büyük bir kapıdan girdiğiniz özel bir bienal alanı var. Oysa İstanbul'da sergi mekanları kente yayılmış durumda. Bu, kentle ve tarihle farklı bir ilişki kurulabilmesini sağlıyor. Sao Paolo'da homojen bir kültür temsil ediliyor. İstanbul ise Kazakistan'dan Belgrad'a uzanan entellektüel birikimin başkenti olmuş bir kent. Buradaki ortam Avrupa'da ki birçok ülkeden daha hareketli. Buradaki sanatçılar arasında çok sosyal, dayanışmacı bir atmosfer var. Farklı nesillerin tecrübe ve bakış açılarının bir araya geldiği çok sağlıklı bir ortam. Bunun eşsiz bir durum olduğuna inanıyorum. Belki de bir sanat piyasamız olmadığı için böyle.

Bu yılki bienalde çok sayıda resim var. Enstalasyon geriliyor mu yoksa?

Hayır, biliyorsunuz bu küratörün seçimidir. Ben resmi seviyorum. Geçmiş ve gelecek arasında duran sanatçı için iyi bir köprü. Onlara istedikleri dili yaratma olanağı veriyor. Pek çok yeni yaklaşımlarla çalışan, resim yapan sanatçılar var. Elbette tüm türleri seviyorum, ama resmin özellikle önemli olduğunu düşünüyorum.

Küratör kimdir? Katılacakları seçen bir jüri mi, yoksa sanatçıları anlamlı bir biçimde bir araya getiren, sanatçıları bir sanat aracı olarak kullanın kişi mi?

Hiçbiri. Bence küratör, bir yayıncılık kurumundaki editör gibidir. Biz sanatçı değiliz, ya da yargıç. Bir sergi yaptığınızda en sevdiğiniz sanatçıları bir araya getirmezsiniz, yani iyi kötü gibi bir yargı içermez yaptığınız seçim. Bütün içindeki rollerine ilişkin bir değerlendirme yapar, anlamlı bir ortak imge yaratmaya çalışırsınız. Bir müze kurmuyoruz, not vermiyoruz, aradığımız anlam, konsepte en çok uyacak işleri bir araya getiriyoruz.

Bienalin çarpan etkisi, yani bir kentin sanat ortamına getireceği canlılık ve katkı neder?

Bu kentin kendi kimliğiyle de ilgili bir şey. Örneğin Venedik Bienali'nin Venediklilere katkısı en alt seviyededir. Çünkü orada çok fazla sanatçı yok. Oysa İstanbul'da sanat yapan, sanat tartışan birçok kişi var. Bienalin rolü sanatçılar, galeriler, eleştirmenler arasındaki ilgi ve heyecanı canlandırmaktır. Bu ortam kimi sanatçılara dünyaya açılma, küratörlerle tanışma, başka sergilere davet edilme olanağı verir. Bu nedenle yalnız İstanbul değil, tüm Türkiye için önemli bir etki yarattığını düşünüyorum.


Cem ERCİYES (Radikal Gazetesi)


Yenilikler & Öneriler Benim Koleksiyonum Ödüllü Bulmaca Beş Bölgeli Büyütme Uluslararası Sanat-Linkleri Sanatçı Atölyeleri ıyelik

Anasayfa | Koleksiyonlar | Sergiler | Araştırarak Öğrenmek | Sanat Takvimi | Etkinlikler | Araştırma Kaynakları | Sanatçı Sayfaları | Paneller | ıletişim | Bilgi & Haber | Sanal Müzeye Katkı | Sosyal Merkez | Site Haritası