Türk Resmi Seçkisi    

Dönemsel Sergiler Dosyası   

  Eleştiri & Tez Dosyası   

Tartışma Dosyası   


  Müze Dosyası    

( İstanbul Bienali Dosyası )    

"DÜNYAYI YENİDEN YARATMAK İÇİN SANAT" MARTINEZ'LE YAPILAN RÖPORTAJ

Bu yıl 4 Ekim - 9 Kasım tarihleri arasında İstanbul'un çeşitli mekanlarında gerçekleştirilecek 5. Uluslararası İstanbul Bienali'nin hazırlıkları sürüyor. Bienalin bu yılki sanat yönetmeni İspanyol küratör ve sanat eleştirmeni Rose Martinez. 1988 - 1992 yılları arasında Barcelona'da gerçekleştirilen Akdeniz Bienali'nin küratörlüğünü yürüten, geçen yıl Rotterdam'da ilk kez gerçekleştirilen Avrupa Bienali Manifesta'nın da küratörler grubunda yer alan Martinezile yaptığımız 'faks söyleşisi'ni kısaltarak sunuyoruz.

- 5. Uluslararası İstanbul Bienali'nin başlığı - 'Yaşam, Güzellik, Çeviriler ve Diğer Güçlükler Üstüne' - birçok farklı olguyu birarada irdelemeye çalışılıyor… Bu, içinde barındırdığı çeşitlilikle ön plana çıkan İstanbul'da gerçekleştiriliyor olmasından mı kaynaklanıyor, yoksa sanatın günümüzdeki durumuyla mı ilintili?

Başlığı belirlerken dünyada gerçekleştirilen sergilerde yinelenen klişelerden kaçınmaya çalıştım. Önemli sosyal - kültürel sorunlara işaret etse de "kimlik ve ötekilik", "içdış" ya da "çokkültürlülük" gibi kavramlar çok sık kullanılır oldu. Seçtiğim başlıkla, çağdaş düşünce ve yaratının bugün karşı karşıya kaldığı bazı önemli sorunlar, tartışılsın istedim. Sözgelim; yaşam ile sanat arasındaki bağlantı; çağdaş sanatta güzellikten yeniden haz duymaya başlama olasılığı; bir yaratının duygu ve düşüncelerin bir çevirisi olarak yapıta, dile yansıdığı bilincinin uyanması…Bienalin, farklı kültürleri, değişik estetik anyışları bünyesinde barındıran bir kentte gerçekleştiriliyor olması da ayrıca önemli. İstanbul, Doğu ile Batı arasında bir köprü, bir kapı olması özelliği ve bitmez tükenmez enerjisiyle beni son derece heycanlandırıyor. Bu nedenle sanatçılara kentin özellikle "kapıları"na ilişkin işler üretmelerini öneriyorum. Havaalanı, tren istasyonları, Asya ve Avrupa yakaları arasında gidip gelen vapurlar, farklılıklar arasında bağlantı kurmak açısından birer metafor olabilir.

'Yaşama yeterince doyamıyoruz'

- Peki başlıktaki kavram çeşitliliği karışıklık yaratma tehlikesi taşımıyor mu?

Küratörlerin belirlediği kavramlarla gerçekleştirilen büyük karma sergilerde bu tehlike hep var. Bienaller aslında tematik sergiler için sözgelimi müzeler kadar uygun değiller. Bienaller, daha çok farklı bakış açılarının yansıdığı, kültürel alışveriş olanaklarının doğduğu, çeşitli sanatsal deneyimlerin aktarıldığı karşılaşma platformu sayılabilir. İstanbul'da ki bienalin, içindeki çeşitliliğe karşın belirli bir uyumu yansıtacağına inanıyorum. İstanbul'da ki bienalin büyülü ve karmaşık bir ritmini de duyurarak soluk alıp veren bir bienal olacak.

- 'Sanat, bir nesneye kendi varlığının ötesinde farklı bir düşünce yüklemektedir' diyor Duchamp. Bu anlayış geliştikçe sanat ile yaşam arasındaki sınırlar giderek yok oldu… sanatın bugün yaşamımızdaki yeri nedir?

Yaşama yeterince doyamıyoruz, onun için sanat gereksinimiz var… Bu sözü kim söylemişti şimdi anımsamıyorum. 20.yüzyılda sanatçılar sanat yapıtının ticari fetiş kendi içinde ayrı bir varlık ikilemini sorguladılar; sanatla yaşamı kaynaştırmaya çalıştılar ve sanatla ilgili değer yargılarımıza yeni anlayışlar getirmeye uğraştılar. Şimdi çevremizde o kadar çok nesne var ki bunları farklı bir çerçve içinde nasıl değerlendirebiliriz, düşünmemiz gerekiyor. Sanat ile yaşamı birbirinden ayıran sınırları yok ettikçe aslında belirsizliğe sürüklendik. Bazen, bazı nesneleri bir sergi kapsamında gördüğümüz için sanat yapıtı olduklarını varsayıyoruz. Bugün sanatın bize sunduğu olanaklar arasında ise farklı deneyimleri paylaşmak dünyayı yeniden yaratmak ve gerçekleri, medyanın bize empoze ettiği biçimden farklı algılamak bulunuyor. Yani dünyayı, farklı biçimlerde yorumlamak…

- Bienalie atılacak sanatçılar "yaşam" üzerine düşünürken bir yandan da "güzellik" kavramını irdeleyecekler… Bugün üretilen yapıtlarda sanatçıların, yapıtlarında güzelliğe birincil derecede önem vermediklerini söylemeye gerek yok. Günümüzde izleyicinin ilgisini yakalayabilen sanat yapıtlarının başlıca özelliği ne sizce?

Sanatçıların giderek 'güzel'den uzaklaşmasının nedeni, soyut bir ideal yaratmaktan kaçınmaları ve gerçekleri yansıtma gereksinimi duymalarıyla açıklanabilir. Gerçekler de genelde çirkin, şiddet dolu, pis ya da acı oluyor. Günümüzde izleyicinin ilgisini çekebilen sanat yapıtları, sosyal sorunlara değinirken estetik değerleri yadsımayan yapıtlardır. Ben her izleyicinin ayrı bir dünya olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla, bir yapıtın nasıl yorumlandığı, o kişinin kültürel geçmişi, eğitimi ve kapasitesiyle orantılı oluyor. Kimi izleyici duygusal bir tatmin bekliyor sanattan, kimisi süprizler peşinde, kimisi de yaşadığımız çağın sosyal ve politik sorunlarına eleştirel bir bakış arıyor,

- İngliz ressam Howard Hodgkin'e göre insanlar sanat arasına giren bir olgu var: Bilgi… Sanat yapıtlarının böylece estetikten uzaklaştığını savunuyor Hodgkin. Günümüzde üretilen sanat yapıtlarını, genelde, yine günümüzde üretilen belli kurallar çerçevesinde değerlendiriyoruz. Sizce bu yapıtlar, bu kuramsal çerçeve dışına çıkarıldığında, gelecek kuşaklar icçin de aynı anlamı, aynı etkiyi taşıyabilir mi?

Doğrusu gelecek kuşakların nelerden etkileneceğini söylemek cok zor. Paul Virilo'ya göre sanat yapıtının kendisi artık yok, birilerine ulaşan ve algılanan sanal mesajlar var yalnızca. Belki gerçekten de çok hızlı değişimlerin yaşandığı sanal bir dünyaya doğru gidiyoruz ama vücutlarımızla hala burdayız ve bu bize gerçekleri sürekli anımsatıyor. Dolayısıyla bence sanat, yeni teknolojiler kullansa da gelecekte de bizden, bizim zevklerimizden, hazlarımızdan ve sorunlarımızdan söz edecektir.

- İstanbul, tüm özellikleriyle uluslararası sanat etkinlikleri için ideal bir kent. Ancak toplumsal yapısıyla doğu ve Batı arasında gidip gelirken sanatçıları genelde Batı sanat anlayışına göre eğitilmiş… Bienale katılacak Türk sanatçılarının seçiminde ne gibi kriterleriniz var?

Türk sanatçıların seçiminde ayrı kriterlerim yok, sanatçıları milliyetlerine göre değerlendirmiyorum. Ortaya koydukları yapıtların gücüne, sorunları ifade etmekteki başarılarına ve tabii ki düşüncelerini klişelere başvurmadan ortaya koyup koymadıklarına bakıyorum. Sanatçıların sanat çizgilerinde gösterdikleri tutarlılık, yeni sorunları irdeleme cesareti ve çağdaş düşünceye ilişkin sorunlara yaklaşımları beni ilgilendiriyor.

- Batı'da yaşananlar, yazılanlar, düşünülenler bazen geç de olsa İstanbul'a ve sanatçılarına ulaşıyor. Kimi kesimler, bazı kavramların Batı'dan hazır olarak alınıp içselleştirilmeden yapıtlara yansıtıldığı görüşünde. Çağdaş Türk sanatını göz önünde bulundurduğunuzda bu eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence bu tür tartışmalar yalnızca Türkiye'de değil, pek çok başka ülkede de yapılıyor. Ama ben Doğu'da, Güney Amerika'da ve "öteki" başka ülkelerdeki deneyimlerimden sonra Batı gelenekleriyle yerel gelenekler arasında bir alışverişin oluştuğunu ve bu alışverişten yepyeni, güçlü bir enerji doğduğuna tanık oldum. Türkiye'deki sanatçıların çalışmalarındaki yoğunluk ve eleştirel kapasite karşısında şaşkınılık yaşadığımı söyleyebilirim.

- 5. Uluslararası İstanbul Bienali'nin sanat yönetmenliğini kabul etmenizin ardındaki temel neden neydi?

Bienalin İstanbul'da gerçekleştiriliyor olması, ama aynı zamanda giderek güçlenen bir etkinlik olması… Ayrıca doğrusunu isterseniz, önceden çalıştığım bu tür büyük etkinliklerde sürekli karşılaşılan bütçe, organizasyon sorunlarından, ayrıca coğrafi - politik - estetik değelerle seçim yaparken verilen ödünlerden epeyce yorulmuştum da. Yine de İstanbul'a hayır diyemedim. Bunun bir nedeni, kendimi Akdeniz olgusuna yakın saymam. Burada yoğun bir enerji var.

- İstanbul Bienali'nin Manifesta'nın Avrupa'da yarttığı heyecana bernzer duygular uyandıracağına inanıyor musunuz?

Her şey tasarladığım gibi yürürse, İstanbul Manifesta'dan daha ilginç olacak. Bir kere manifesta gibi bir Avrupa bienali değil, uluslararası bir bienal bu. Dolayısıyla Amerika'dan, Asya'dan, Afrika'dan sanatçılar gelecek. Ayrıca, geçmişi olan bir bienal, açık bir kimliği var. Burada "yaşam, güzellik ve çeviriler türlü güçlüklere karşın" ortaya çıkıyor. Bienaldeki sanatçılar, küreselleşme ve geleneğin arasında ki gerilimin hissedildiği bir ortamda yaşadığımız dönemi çok farklı biçimlerde irdeleme olanağı bulabilecekler.


Ahu ANTMEN


Yenilikler & Öneriler Benim Koleksiyonum Ödüllü Bulmaca Beş Bölgeli Büyütme Uluslararası Sanat-Linkleri Sanatçı Atölyeleri ıyelik

Anasayfa | Koleksiyonlar | Sergiler | Araştırarak Öğrenmek | Sanat Takvimi | Etkinlikler | Araştırma Kaynakları | Sanatçı Sayfaları | Paneller | ıletişim | Bilgi & Haber | Sanal Müzeye Katkı | Sosyal Merkez | Site Haritası