![]() |
|
|
|
||||||||||||||
|
Sevgili Sanatseverler, İstanbul Erkek Lisesi orta hazırlık sınıfında Almanca'nın uzun eklemeli çetrefil sözcüklerini rahatlıkla söyleyebilişimizi hayretle karşılayan Alman öğretmenlerimize bu alandaki deneyimimizin kanıtı "İstanbullaştırabildiklerimizden misininiz?" sorusuyla verirdik. İsveçli sanatçı C.M. von Hausswolff'un "Avrupalılaştırıcı / Asyalılaştırıcı" projesi beni çocukluk günlerimin masum heycanlarına götürdü. Alman öğretmenlere yöneltilen şaka yüklü "soru"nun aslında ne kadar ağır bir yükümlülüğe gönderme yaptığının bilincine ancak olgunluk çağımda varabildim. "İstanbulluşma"nın yolu, bu özgün kentin çağdaş uygarlığın temelini oluşturan kültürlerin üstünde kurulduğu bilinciyle onun zengin kültür mirasına sahip çıkabilmek ve bu kentin çok hak ettiği bir "dünya kültür başkenti" konumuna ulaşması doğrultusunda çalışmaktan geçiyor. 25 yıldır İstanbul Festivaleri'ni düzenlemekte olan İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı bu hedefe doğru büyük adımlar atmakta, düzenlediği beş uluslararası festivalle çağdaş bir kültür ve sanat ortamı yaratarak İstanbul'un özgünlüğüne dikkat çekmektedir. Bu bağlamda İstanbul Bienali ayrı bir önem taşımaktadır. Sınırların alaşağı edilmesinde, farklılıkların "zenginlik" olarak algılanmasında, "ulusal"dan "evrensel"e hızla yol almasında kültür ve sanatın en önemli güç olduğunu bilmek, dünya sanatçılarına özgün ve özgür bir ortam sunabilmemizin temelini oluşturuyor. Aynı zamanda, çağdaşlaşma yolunda atılan adımlar bağlamında Türkiye'nin belki de yapabileceği en önemli sanatsal söylemi ivmelendiriyor İstanbul Bienali. 5. İstanbul Bienali'nin sanat yönetmeni Rosa Martinez'in "politik doğrular" yerine, iç ve dış dünyalarımızın her kesişmesinde sanatın derin izlerine işaret eden sıcak ve insancı bir tema seçmiş olmasını büyük bir keyifle destekledim. Kendisinin çağrısına coşkulu yanıtlarıyla katılan tüm sanatçıların İstanbul karşısındaki heyecanımızı paylaşıyor olmalarını da, çabalarımızın yerinde olduğunun ve savımızın haklılığının bir kanıtı olarak değerlendiriyorum. Geleneksel "ulusal pavyon" anlayışına bir alternatif getiren İstanbul Bienali (özünde) sanatçının bireyselliğini öne çıkaran bir yaklaışımı yaşatmaktadır. Ancak geniş kitleleri "İstanbullaştırabilme" çağrımızın öylesinedir ki dayanılmazlığı, katılımcı sanatçıların büyük bir çoğunluğu için kendi devletlerinden katkı sağlanabilmiştir. Bu desteğe sponsorlarımızın. T.C. Kültür Bakanlığı ve Başbakanlık Tanıtma Fonu Kurulu'nun katılma kararlılığıda eklenince, zorluklar aşılmış ve 5. İstanbul Bienali kotarılabilmiştir. 5. Uluslararası İstanbul Bienali'nin dünyada "Gerçek İstanbullular" yaratma sürecinde önemli bir adım oluşturduğu inancıyla, bu yolda bizleri yalnız bırakmayan tüm sanatçıları ve kuruluşlara şükranlarımızı sunuyorum. Melih FERELİ |