![]() |
|
|
|
||||||||||||||
|
16 Ekim - 30 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek bienale 15 ülkeden 70 sanatçı 100'den fazla yapıtla katılacak. Bienal için Türkiye'den Selim Birsel, Gülsün Karamustafa, Hakan Onur, Hale Tenger ve Canan Tolun seçildi. Kültür servisi- 3. Uluslararsı İstanbul Bienali'ne iki ay kala, Haliç'teki eski Feshane yeni Eczacıbaşı Sanat Müzesi hummalı bir çalışmayla açılışa hazırlanadursun biz bienalin düzenleyicisi küratör Vasıfı Kortun'la hazırlıklar ve beklentiler üzerine konuştuk. Kortun bienalin amacı, konusu ve tasarımına girmeden önce kendi görevini açıkladı, çünkü küratörlük bizde oldukça yeni ve tanınmayan bir kavram. Amerika'da 19. Ve 20.yüzyıl sanat tarihi eğitimi gören Kortun, bienalin sanatçılarının belirlenip toplanmasında, serginin oluşturulup surdürülmesinde odağı oluşturuyor. Beral Marda'nın düzenlediği ilk iki bienalden farklı bir tasarımı olan 3.bienal, konu, mekan ve katılım açısından da farklılıklar içeriyor. Tek bir geniş mekanda, kültürel farklılığın üretimi teması çerçevisinde oluşturulan bienale, 16 Ekim - 30 Kasım tarihleri arasında 15 ülkeden 70 sanatçı 100'den fazla yapıtla katılıyor. Ana tema kültürel farklılığın üretimi İstanbul'a ne kadar yakışan bir konuysa yaşları 30 civarında olan genç sanatçılar için de o denli ilginç ve sıcak bir konu. Hepsi neden sözettiğimizi hemen anladılar ve çok çarpıcı fikirler ürettiler diyen Kortun sanatçıların birbirinden bağımsız ve habersiz olarak çalıştıklarını da ekliyor. Hemen her ülkenin belirli bir yaratıcı kavramı var; örneğin Ruslar 'başyapıt' temasının işlendiği 10 yapıtla Kanadalı 7'ler Grubu ' Kanadalıyaz ama Kanada değiliz' esprisiyle, Bulgarlar post - komünizm dönemiyle ilgili ve Rumenler süpriz olacak, Osmanlı etkisi temasıyla katılıyor. Türk sanatçılar ise İstanbul konulu ' megalopol' kavramı üzerine çalışıyorlar. Yapıtların bir kısmı bienal süresince gerçekleştirilecek olan enstalasyon tipi çalışmalar. Resim ağırlıklı olan pek çok yapıt ise şimdiden hazır. Günsel Renda, Nilgün Özayten, Oya Eczacıbaşı'dan oluşan Danışma kurulu ve ben yapılmış işleri görerek bienale uygunluğuna göre değerlendirip seçiyoruz. Bu her yerde böyledir. Proje ve dosya üzerinden seçim yapan 91 Sao Paolo bienali çok ağır eleştiriler almıştı. Zaten ben isimlere takılmayın, önce görün sonra konuşun diyorum ve bienalin yapıcı bir tartışma ortamı sağlayacağını ümit ediyorum. Amaçlarımızdan biri de adalet içindeki sanat dünyamıza yeni ilişkiler ve dış tanıtımla açılım ve canılılık getirmek. Sanatçı, eleştirmen ve yazarlar buluşup tartışacaklar, ayrıca bienalin süresince alternakif etkinlikler düzenlenmesini, sergiler açılmasını diliyorum. BÜTÇE Dünyanın belli başlı 4 - 5 bienali ile karşılaştırıldığında çok kısıtlı bir bütçeye sahip olan bienal sponsorlar ve yardımlarla düzenlenebiliyor. Sao Paolo'nun 22 milyar, Kassel'de beş yılda bir yapılan Documenta'nın 105 milyarlık bütçelerine karşın 3. Bienalin bütçesi sadece 2.5 milyar lira. Kortun olduğunu hatırlatarak artık reklam vermek için takas yoluna gittiklerini, kısıtlı sayıda insan ? Kortun sergi mekanı olarak Feshane'yi çok seviyor. KATILANLAR Her ülkenin katılım, ayrılan alan açısından eşit tutulmaya çalışılmış ,bu açıdan Türkiye'den katılım geçen bienallere oranla kısıtlanmış. Bu nedenle beş genç sanatçımız: Selim Birsel, Gülsün Karamustafa, Hakan Onur, Hale Tenger ve Canan Tolon. Yabancı sanatçılar arasında oldukça popüler isimler de var, örneğin Belçika'dan Jan Fabre, İtalya'dan Sergio Fermariello ve Kanada'dan Jana Sterbak. Bütün sanatçıların ortak özelliği ni Kortun şöyle açıklıyor: 'Şimdiye kadar gerek müzik gerek diğer dallarda hep ünlü, asıl vurucu işini 20 yıl evvel yapmış, tüketime hazır ya da çoktan tüketilmiş snatçılar çağrılmış. Oysa biz risk alarak, bu alışkanlığı kırıp gelecekte parlayacak, çağın nabzını tutan genç insanlar seçip dinamizm ve heyecan yaratmak istedik.' ELEŞTİRİLER Sanatçıların anti demokratik yöntemle seçildiğine ilişkin eleştirilere karşı Kortun' görüşünü soruyoruz. Kendisine henüz doğrudan eleştiriler ulaşmasa da eleştirinin gerekli ve istenen bir şey olduğunu belirten Kortun, 2.bienalden başlayarak Türkiye'de ki eleştiri ortamını değerlendiriyor: Bizde yıllarca kapalı olan sistem sanat ortamın da olumsuz etkilediğinden insanlarda işten çok isime önem veriliyor. Bu yüzden tartışmalar isimler etrafında yapılıyor, 2.bienalde basında çıkan yazıların düzeyi çok düşktü, oysa ortada koca bir sergi vardı. Dünyanın hiç bir bienalinde ' ben niye yokum' diye eleştiri gelmez. Biz burda milli takım seçmiyoruz, belli bir konu kapsamında, uygun kişileri, Jale Erzen Vakfı'nın büyük zarar ettiğini, tek sponsorun Asil Nadir olduğunu hatırlatarak artık reklam vermek için takas yoluna gittiklerini, kısıtlı sayıda insan davet etmelerine rağmen konaklama masraflarının sorun olduğunu aktarıyor. Sanatçılar yardımda bulunarak resmi otel olan Dedeman'da kalacaklar. Gelmek isteyen Rus ve Hollanda'lı televizyon ekiplerinin yanı sıra çoğu yabancı yazar ve eleştirmen bekleniyor. Büyük gazetelerde yazılar, sanat dergilerinde reklamlar bienalin geleceği için vazgeçilmez öğeler. Kortun bundan sonraki bienallere insanların kendilerinden gelmek isteyecekleri belirterek İstanbul'un ayrı bir anlamı ve çekiciliği olduğunu, artık dışarda sesimizin çıktığını ve çok ilgi topladığımızı belirtiyor. Tek üzücü nokta, gümrük yasaları yüzünden gelen eserlerin geri dönmeleri zorunluluğu. Yerli yapıtlar da sanatçılara geri verilecek. Gönül bu eserlerin koleksiyon olarak kazanılmasını isterdi. Gelecekte modern sanat müzelerimizin kendi koleksiyonu olması dileğiyle… Uğur GÜNYÜZ (Cumhuriyet Gazetesi) |