Türk Resmi Seçkisi    

Dönemsel Sergiler Dosyası   

  Eleştiri & Tez Dosyası   

Tartışma Dosyası   


  Müze Dosyası    

( İstanbul Bienali Dosyası )    

1991'de Ertelenmesine İlişkin AYDIN GÜN ile bir Röportaj (01 Aralık 1990)

1991 sonrbaharında yapılması gereken 3. Uluslararası İstanbul Bienali ertelendi. İlki 1987'de, ikincisi 1989'da İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nca gerçekleştirilen bienalin ertelenme nedenler nelerdi? Türkiye'nin plastik sanatlar dünyasına Pistoletto, Lüperta,Alberola, Rainer,? , Le Witt, Buren, Richard Long gibi birçok ünlü sanatçıyı çeken bienalin yoksa bir daha yapılmayacak mıydı? Bugüne kadar düzenlenen iki bienal, Türkiye'ye neler getirmişti? Bu soruların yanıtlarını İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı Genel Müdür Aydın Gün'den öğrenmek istedik.

- Bienalin ertelenmesinin nedenlerini öğrene bilir miyiz?

- İki temel nedeni var. birincisi, mekan sorunu, buna alt yapı sorunu da diyebiliriz. İkincisi finansman sorunu. 1. Uluslararası İstanbul Bienali'nin dayandırılacağı amaç ve ilkeleri incelemek üzere yurtiçi ve yurtdışından davet edilerek oluşturulan ilk danışma kurulumuz, uluslararası standartlara uygun bir mekana sahip olmamamızı da dikkate alarak, elimizdeki tarihi mekanlarıda "Tarihi Mekanda Çağdaş Sanat" başlığı altında bir bienal yapmanın uygun olacağına karar vermişti. Bu fikri ortaya atan ünlü İtalyan eleştirmen ve sergi düzenleyicisi Germano Celant olmuştu. Bu öneri tüm kurul üyeleri ile yönetim kurulumuz tarafından dea benimsenmişti.

Bilindiği gibi ilk iki yılda Aya İrini, Mimar Sinan Hamamı, Ayasofya, Süleymaniye, Beşiktaş'taki Resim ve Heykel Müzes, Hareket Köşkü, Harbiye'deki Askeri Müze, Yerebatan Sarayı ve Tarihi Yarımada'daki çeşitli açıkhava alanlarında sergiler düzenlenmişti.

- Ne gibi sorunlarla karşılaştınız?

- Özellikle 2. Bienalde "Tarihi Mekanda Çağdaş Sanat" temasının bizi bir "tekrarlayıcılık süreci"ne ve sanatçılarımız da bir "sınırlandırmaya" çektiğini gördük. Ayrıca ve en önemlisi bu uygulama eleştirmenlerimizin ve sanatçılarımızın hakı eleştirilerine e yakınmalarına neden olmuştu. Evrensel sanat gelişimine katkıda bulunan sanatçılarıve yapıtlarını ülkeniz halkına tanıtmayı ve çağdaş sanatçılarımız uluslararası sanat ortamına ve kendi kamuoyumuza tanıtmayı amaçlayan Uluslarası İstanbul Bienali, şehrin birbirinden çok uzak yerlerine dağılarak ve Türk sanatçılarla yabancı sanatçıları ayrı ayrı salonlara alarak bu amaçlarına ulaşamaz diyerek eleştirilmişti. 3. Uluslararası İstanbul Bienali'nin Danışma Kurulu ve bienal yönetimide aynı görüşü paylaştı doğal olarak.

Bunula ilgili olarak, dünyanını en ünlü bienallerinde (Venedik Bienali, Documento Cassel Sergisi) olduğu gibi yerli ve yabancıtüm sanatçıları aynı mekanda ? ön çalışmalar yapıldı, bu çalışmaların sonunda ? sanatçıları içine alabilecek uluslararası standartlaa (sergileme, ışıklandırma, ısı ve nem dereceleri, emniyet v.s. gibi) uygun bir mekana sahip olmadığımız bir kere daha açıkça anlaşılmış oldu. Daha sonra mevcut uygun yapılarda gerçekleştirilecek onarım ve düzenlemelerle bu engeli aşmanın çarelerini aradık. Bu uygun mekanın tarhi Feshane binası olduğuna karar verdik. Güvenilir bir firmaya Feshane binasının onarımı ile sergi düzenlemeleri için yapılacak değişikliklerin maliyetini çıkarttırdık. Önümüse gelen miktar 3.5 milyar civarındadır. Buna 1.5 milyar liralık bienal masraflarınıda ilave edersek 5 milyar liralık bir gider bütçesine ulaşıloruz ki, dört büyük sanat etkinliğini gerçekleştirecek vakfımızın bugün için altından kalkamayacağı bir yük bu. Ayrıca bienalin geliri diğer festivallerin (müzik, sinema, tiyatro) gelirleri gibi sorunları kısmen de olsa çözmeye yetecek miktarlara ulaşıyoruz. Evet, yine de sorunlar ve zorluklar karşısında pes etmemek, "havlu atmamak" için 3. Uluslarası İstanbul Bienali'ni bir yıl ileriye ertelemeyi yeğledik.

- Sizce bu tür mali olanaksızlıklar nasıl ardedilebilir? Sözgelimi bakanlık ve belediyenin katkılarıyla mı, özel desteklerle mi?

- Sayın Üster, bu sorunuzu iki Amerikalının yazdığı "Megatrends 2000" adlı kitaptan bazı bilgileri aktararak yanıt vermek istiyorum: "1960'tan bu yara Japonya'da 200 yeni müze kurulmuştur. Batı Almanya'nın yalnızca 10 yıl içinde yaptırdığı müze sayısı 300'ü bulmaktadır; Büyük Britanya'da ise her 18 günde bir yeni müze açılıyor…"

Bir başka başlık altında ise şöyle deniliyor: "amerika'daki 113 profesyonel opera topluluğunun dörtte üçe yakın bölümü 1965'ten sonra kurulmuştur… En gözde 280 orkestra 25 milyonun üzerinde dinleyiciye seslenmiştir bir yıl içinde… Dünyanın en çok ziyaret edilen anıtı ne Eyfel ne de Tac Mahal'dir; bu özellik mimari Fransa'nın modern resim ve mimari hazinesi "Georges Pompidou Sanat Merkezi"ne aittir. Yılda 8 milyon ziyaretçi akınına uğrayan yapı dünyanın en çok ziyaret edilen yapısı olarak Eyfel kulesini ' 4.11 milyon ziyaretçi'geride bırakmıştır. Büyük Britanya'da sanat etkinlikleri 17 milyar dolarlık bir endüstri yaratıyor ki Britanya'nın otomobil endüstrisine hemen hemen eş orandadır; turizmden elde edilen tüm kazançların yüzde 27'si sanatsal etkinliklerden gelmektedir. Philadelphia Resim Müzesi ? 705 milyar dolarlık gelir getirdi… Metropolitan Resim Müzesi'nde düzenlenen Van Gogh Arles'da sergisinin şehre çektiği 252.604 insandan 223 bir dolarlık gelir sağlandı… Güney Carolina'daki Spoleto Festivali 10 yıl içinde 80 milyon dolar gelir bıraktı…"

- Bizdeki duruma bakarsak…

- Bizde, bir yandan çok olumlu gelişmeler kaydediledursun (Kültür Bakanlığı tarafından yeni bölge tiyatroları ve korolar kurulması, Türk sinemasına büyük parasal destek, bugün için çok doyurucu olmasada özel tiyatrolara mali destek, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kurulan Güzel Sanatlar Lisesi v.s.) kültür Bakanlığı bütcesi görüşülürken bir üye "Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'na ne lüzum var? bu orkestrayı kimler dinliyor?" diye şecaat arzedivermiş. Tokyo'da orkestra sayısı 6'dır. Acaba o orkestralaro Tokyo'da kimler dinliyor?… Bu sorunun çok basit: "Gelişmemiş kulaklarla gelişmiş bir müziği dinlemek ve ondan tat alabilmek mümkün değildir. Tek çıkar yol kulakları geliştirmektir, senfoni orkestralarını kapatmak değil." Sözünü ettiğim kitaptan bir başka paragrafı aynen aktarıyorum: "21.yüzyılın en heycan verici atılımları,teknoloji sayesinde değil, insan olmanın ne anlama geldiğinin daha iyi anlaşılması sayesinde gerçekleştirilecektir…"

- Bugüne kadar düzenlediğini bienallerin nasıl bir katkısı oldu?

- Açıkladığım zorunlu sakıncalar dışında, hedeflenen amaçlara ulaşıldığı kanısındayız. En önemlisi de hem sanatçılarımız, hemde izleyicimiz yönünden büyük bir potansiyelin var olduğu kanıtlandı bu iki bienalde. Halkımız bu konuda kendi uygarlık payını almaya istekli, yetenekli ve kararlıdır.

- Bienalin yeniden düzenlenmesi girişimeri var mı? Yoksa tümüyle kaldırılması mı söz konusu?

- Başta Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Eczacıbaşı olmak üzere tümvakıf yönetimimiz bu sorunu çözmek için Her çareye başvurma kararında. Şu aşamada açıklamak istediğimiz yeni girişimler planlamaktayız. İyi niyet ve sağ duyuyla bu işin üstesinden gelebileceğimiz ümit ediyoruz.

Bir noktaya daha deyinmek istiyorum: Ülkemizdeki "güzel sanatlar" içinde devletin yardım elini uzatmadığı tek sanat dalı "plastik sanatlar"dır. Akademilerimizden mezin olan türk plastik sanatçıları adeta üvey muamelesi görmektedir. Pek çok sanatçı ilgisizlik ve işsizlikten dolayı ilgileri olmayan mesleklere (reklemcılık, matbaacılık, turizmcilik, lokantacılık) kaçıyor. Oysa bugünkü haliyle " Türk Plastik Sanatları", uluslararası ölçütler dikkate alındığında; Türk sinemasından, Türk tiyatrosundan, opera ve balesinden daha aşağı bir düzeyde değildir. Bu sanat dalı da ilgi ve desteği bekliyor haklı olarak…


Sezer TANSUĞ


Yenilikler & Öneriler Benim Koleksiyonum Ödüllü Bulmaca Beş Bölgeli Büyütme Uluslararası Sanat-Linkleri Sanatçı Atölyeleri Üyelik

Anasayfa | Koleksiyonlar | Sergiler | Araştırarak Öğrenmek | Sanat Takvimi | Etkinlikler | Araştırma Kaynakları | Sanatçı Sayfaları | Paneller | İletişim | Bilgi & Haber | Sanal Müzeye Katkı | Sosyal Merkez | Site Haritası