![]() |
|
|
|
||||||||||||||
|
2. Uluslararası İstanbul Bienali kapsamında, Türk resmi sanatçılarından bir kesim, Askeri müze salonlarında yer almakta. Türkiye'de 1980'li yıllarda genel yaklaşım ve üslup eğilimlerinin belirlenmesi amacıyla oluşturulan sergi, figüüratif ve soyut sanat eğilimlerine ilişkin alternatiflerin yanı sıra, 80'li yıllarda tüm dünyada egemen bir akım niteliği kazanan yeni - ekspresyonist eğilim gruplarının ancak sınırlı bir bölümünü temsil etmektedirler. Fakat Bienal kapsamında yer alan diğer Türk sanatçıların, özel mekanlar ya da galerilerde yer alan eserleri, eğilim farklarının daha geniş bir kesimde algılanmasına olanak sağlayacaktır. Türkiye'de 80'li yıllar, serbest piyasa ekonomisinin liberal ortam koşullarına uygun olarak, daha çok sanat pazarının gündemdeki canlılığını koruduğu bazı özellikler taşımaktadır. Özel, sanat galerilerinin, resmi galerilerin etkinlik payını tümüyle ortadan kaldırdıkları bu dönemde, Batı'nın sanat pazarlarında şans arama sorunlarının tartışılmaya başlandığı bir dışa açılma felsefesi doğmuştur. Yağunlaşan ve hızlanan iletişim, Türiye'nin ve evrensel dünya ile bağlarını sıklaştırdığı oranda, resim sanatçılarının da Batı'da geçerli olan düşünce ve akımlara uygun eser üretimleri belirginlik kazanmıştır. Çağdaş Türk sanatın kendi geleneksel biçim iradesi kökenleriyle ilişki kurma zorunlulukları böylece bir kriz dönemine daha girmiş ve bu yüzden geleneksel irade kökenlerinde temellenen büyük ve etkin üslup yaratma sorunun da açmazlarla karşılamıştır. Batı sanatıyla ilişkilerin yeni bir evresini olşturan bu yeni oluşum, yeni bir üslup sentezlerine ulaşabildiği oranda amacına varıbilecektir. Türkiye'de tipik bir sentez evresi oluşturan 60'lı yıllardan sonra, bu deneyimden yaralanan sanatçıların 70'li yıllardaki üslup etkinlikleri söz konusu edilmeli ve gerek 60'lı, gerekse 70'li yıllardaki üslupların günümüzde de egemen nitelikllerini geliştirerek korudukları dile getirilmelidir. Askeri Müze'de yer alan sergide anlatımcı resim eğilimlerinin, akademik eğitimin klasik disiplinleriyle ilintisi, bu eğilime bağlı sanatçıların daha çok epik nitelikte olan yorum fantezilerinin oldukça güçlü bir dayanağıdır. Bireysel duyarlılıkların kendilerini hümoristik, eleştirel ya da poetik sınır alanları içinde sınama imkanı buldukları bu eğilim, bazı düşsel fantezilerin sürrealistik çğrışımlara yol açan belirtilerini de kapsar. Sergide pek az sanatçıyla temsil edilen soyut eğilimler, akademik eğitimin yenilenen çağdaş disiplinlerle ilinti kurma çabasını yansıtmaktadır. Genelde geometrik ve lirik olarak belinlenen soyut üslüp eğilimlerinin, giderek post - podern aşamada kavramsal ya da minimalist çözümlemelerin araştırıldığında bazı ekstremlerle de ilintiye girme eğilimi belirgindir. Eski şema geometrisi ya da geçmişin dekoratif simgelerenden arta kalan sorunsallardan herhangi bir irdelem payı bırakmayan bu soyut üslup değerlerinin, mesaj iletiminde biçimsel kodların içeriksel ağırlığına dikkat çekmeyi amaçlayan bir yanları olduğu söylenebilir. 80'li yıllar tüm dünyada ifadeci taşkınlığın toplumsal davranış sorunsallarıyla bütünleştiği bazı değer sistemlerinin yaratılmasına tanık olmuş ve ruhsal yapıların dışa - vurum süreçlerine dinamik yolların araştırıldığı davranışlar belirmiştir. Ekspresyonizm yüzyıl başlarındaki Alman ve Fransız faust kökenlerinden sonra 2. Dünya Savaşı ertesinin Amerikan Soyut - ekspresyonizmi de 80'li yılların yeni - ekspresyonist yaklaşımlarına birer dayanak oluşturmuştur. Ancak 80'li yılların yeni - ekspresyonizmi, geçmişteki kökenlerini sorgulayan post - podern eğilimler yansıtmanın yanı sıra, güncel sorunlara sürekli olarak karşılıklar aranıp bulunan yeni biçim dinamizmi oluşturma savını da birlikte getirmiştir. Türkiye'de soyut - ekspresyonizm, genelde toplumsal bunalımlara gönderme değerlerini de içinde barındıran bireysel dram yüklerinin, figüratif biçim çarpıtmalarıyla taşımaya çalışan kaotik üsluplar serüvenini yansıtmaktadır. 2. uluslararsı İstanbul Bienali kapsamında Askeri Müze salonlarında yer alan 80'li Yıllarda Türk Resmi Sergisi'nde yer alan sanatçıların, Batı sanat anlayışlarıyla temas noktaları belirgin bazı değerler oluşturmayı amaçlayan genel bir eğilimde birleştiklerini söylemek imkanı vardır. Etkileşim süreci içinde Türk resminin Batı dünyasında ardığı pazar ve diğer etkinlik şanslarını gerçekleşme payı ise uluslararsı ilişkilerden kazanılan deneyimler oranında artabilecektir. Uluslararsı ilişkilerin Türk resim sanatını kendi özgü duyarlılık kökenlerine yöneltebildiği oranda. Sezer TANSUĞ |