Türk Resmi Seçkisi   

( Dönemsel Sergiler Dosyası )    

  Eleştiri & Tez Dosyası   

Tartışma Dosyası   


  Müze Dosyası    

İstanbul Bienali Dosyası   





Öncü Türk Sanatından Bir Kesit Sergileri

Öncü Türk Sanatından Bir Kesit Sergileri, 1980’li yıllarda, geleneksel tarzda sanat üretmeyen, Batı’da gündem dışı, Türkiye’ye göre ise, yeni olan denemelerin gündeme gelmesi bağlamında, katılan sanatçıların kendi olanaklarıyla gerçekleştirdikleri bir etkinliktir. Sergiler, 1984-1988 yılları arasında dört kez gerçekleşmiş olup tuval resmi dışındaki tekniklerle de sanat üretimi yapılabileceğinin savunucusu olmuştur.

İlki, 12. İstanbul Festivali kapsamında başlayan Öncü Türk Sanatından Bir Kesit Sergileri, İstanbul Festivali’nin düzenleyicisi olan İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın görsel sanatlar alanında da kendini kanıtlamak istemesinin ve gelecekte bu konuyu da uluslararası bir platforma yükselteceğinin bir göstergesi olarak kabul edilir. [1] Sergilerde amaç, alışılagelmiş olanın ötesine geçmek, onaylanmış, kabul edilmiş yapıtların ve kolay beğeninin ötesinde var olan yaratıcılığı ortaya koymaktır.

Öncü Türk Sanatından Bir Kesit Sergileri’nin en çok tartışılan yönü de, Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergileri’nin aksine, sergilerde yer alacak eserlerin ve sanatçıların bir seçici kurul ile belirlenmemesi, sanatçıların kendi aralarında görüşerek sanatçıları ve eserlerini seçmeleri olmuştur. Sergilerin eleştirildiği bir başka yön ise, tıpkı Yeni Eğilimler Sergileri’nin adında bulunan “yeni” kavramı gibi, sergi adındaki “öncü” kavramı olmuştur. Aslında sergiyi düzenleyen sanatçılar arasında yer alan Yusuf Taktak’ın belirttiğine göre, “öncü” kavramının sergiye isim olmasının nedeni, bu isimle bir tavır koyma isteğinden kaynaklanmaktadır. [2]

20 Haziran-2 Temmuz 1984 tarihleri arasında Atatürk Kültür Merkezi’nde açılan ve Mustafa Ata, Tomur Atagök, Ahmet Öner Gezgin, Serhat Kiraz, Hüsamettin Koçan, Füsun Onur, Zekai Ormancı, İbrahim Örs ve Yusuf Taktak’ın katıldığı 1. Öncü Türk Sanatından Bir Kesit Sergisi’nin katalog metninde Adnan Çoker, serginin amacını, hangi şartlar altında gerçekleştirilebildiğini ve varılmak istenen noktanın ne olduğunu şöyle dile getirmiştir: “… Açık söylemek gerekirse, böyle öncü nitelikli sergilere karşın, Türk sanatının durumu şudur: Bir açıdan galericiliğe, tablo tacirliğine, öteki açıdan sanat dergilerinin kapalı devre çalışmalarına ve eleştiriye bağlı olarak geliştirilmek istenen Türk sanatı (özellikle Türk resmi) için genelde çağdaşlık ve gerçek kalite dışlanarak ya da önemsenmeden ılımlı bir ortam yaratılmıştır. Yıpranmış değerler edebiyatının ağır bastığı illüstrasyonlar, yaratma gücünden yoksun olarak doğaya kurtarıcı gibi sarılma, biçim karmaşası, seçmesiz renklilik, zayıf desenler, naif memleket manzaraları, dekoratif heykeller, temsili sağlam olmayan yorumlar vb. gibi olumsuz çeşitlilikler bu ortamı beslemektedir. Böyle bir ortamda sunulan bu sergi, gerçekten de çağdaşlık ve kaliteyi kendi özel eğilimleriyle yoğuran yaratıcıların ürünlerini kapsıyor. Dışavurumculuktan fantastiğe, yeni gerçeğe ve giderek kavramsal sanata ulaşan görüşler, tecimsel gerçekçiliği olan karma sergilerin olumsuz özelliklerine karşı çağdaş gerçekleri yüreklilikle savunan ileriye yönelik davranışlarıyla festivali bütünlüyorlar.” [3]

İkinci Öncü Türk Sanatından Bir Kesit Sergisi, 27 Haziran-15 Temmuz 1985 tarihleri arasında Yıldız Üniversitesi, Anfiler Sergi Salonu ve Bahçesi’nde açılmış ve sergiye Fuat Acaroğlu, Koray Ariş, Hale Arpacıoğlu, Mustafa Ata, Bedri Baykam, Canan Beykal, Ünal Cimit, Ayşe Erkmen, Adem Genç, Gülsün Karamustafa, Serhat Kiraz, Hüsamettin Koçan, Paul McMillen, Füsun Onur, Zekai Ormancı, Kemal Önsoy, Sarkis, Yasemin Şenel, Yusuf Taktak ve Gürel Yontan katılmıştır. İlk sergiye yöneltilen eleştirileri göz önünde bulunduran Tomur Atagök, sergi kataloğundaki yazısında, serginin neden “öncü” bir nitelik taşıdığını şöyle açıklamıştır: “Öncü Türk Sanatından Bir Kesit Sergisi, sanatçı ile toplum arasındaki dil farkını gidermek, toplumla çağdaş sanatçıyı bütünleştirmek olanağı sağlamak amacıyla düşünüldü ve gerçekleştirildi. Bir yaratıcı, gözlemci, düşünür, yorumcu, hatta yönetici olan sanatçının özgün yaratıcılığını topluma sunarak, toplumun alışılagelmiş düşün ve beğeni sitemlerini yerleştirmesine katkıda bulunmak, sanat aracılığıyla bir toplumsal görev olarak önem kazanmaktır. (…) Öncü Türk Sanatından Bir Kesit Sergisi, çağdaş gerçekleri yansıtan tavrıyla İstanbul Festivali’nin uluslararası etkinlikleri ile bütünlük sağlayabilecek bir nitelik göstermektedir. Sergiye özel çağrı ile katılan sanatçılar, çağdaş gereç ve uygulayımlarla boyadan heykele, mekâna uzanan düzenlemeleri gerçekleştirirken ‘çağdaş düşün ve mantıkların biçimlendiği’ anlatımlarda birleşmektedirler.” [4]

Beral Madra, serginin uluslararası ölçütlere koşut özellikler taşıdığı konusunda Tomur Atagök ile hemfikir olsa da, serginin isminin başında yer alan “öncü” sözcüğünden duyduğu rahatsızlığı sık sık dile getirmiştir: “Öncü sözcüğü, Fransızca avant-garde sözcüğünden yerleşiyor dilimize, bu da bilindiği gibi, görülmemiş bir şeyi yaratma ya da özgün bir sanat olayının oluşumunda başı çekme anlamına geliyor ve II. Dünya Savaşı sonrasından 1960’a değin gelişen sanat akımlarına ve sanatçılara özgü bir terim oluyor. 1979’dan bu yana uluslararası ortamda gelişen bu akımların ortaya koyduğu yer ve bir yerde tamamlayamadığı sanatsal sorunlar ve çözümleme , günümüz teknoloji, ekonomi ve sosyal koşullarında yeniden yorumlar getirme anlamına gelen akıma da Trans avantgarde ya da Post avantgarde (öncü sonrası) deniliyor. Sanırız bu sergiyi düzenleyenlerin gözünden kaçmış bir terim bu. (…) Bu sergiye “Güncel Türk Sanatı’ndan Bir Kesit” adı verilseydi, kitleye yönelik bu olay kitle tarafından daha doğru değerlendirilebilirdi. Uluslararası sanat ortamında kullanılan terimlere sadık kalmak da bir çözüm olabilirdi.” [5] Aynı şekilde, 1987 yılındaki sergi sırasında da “öncü” kavramını eleştiren Beral Madra’ya göre, öncü olduklarını iddia eden Türk sanatçılar, Batı’ya kıyasla sanatsal açıdan geri kalmış bir ülkede öncü bir rol üstlenemezler: “Öncü Türk Sanatından Bir Kesit sergisinde, ‘öncü’ bir düşüncenin varlığından söz edilemeyeceği kanısındayım. (...) Türk sanat ortamındaki yapıtlar, uluslararası sanat ortamı düzeyinde öncülük taşımıyor, ama yaratıldıkları çevreyi ve o çevrenin bakış açısını güçlü bir biçimde yansıtan ‘özgün’ ve ‘özgür’ yapıtlar görüyorum.” [6] Beral Madra gibi, Emin Çetin Girgin de, serginin adındaki “öncü” tanımını sorunlu bulmakta ve şöyle demektedir: “Asıl sorunlara geçmeden önce, “öncü”lük tanımının açıklık kazanması gerekmektedir. Nedir öncülük? Amaçlanan modern sanattan bir kesit mi vermektir, yoksa öncülük adı altında, araştırıcı, determinist olanaklar yaratmak mı? Sanırım bu konuda sergi düzenleyicilerinin, kesin, belirlenmiş bir tavırları yok. (…) Bu kavram karmaşasının sonuçlarını, geçen serginin sorumlusu bir yetkilinin, pürüzlü ifadesinde buluyoruz. Konuşmamızda şöyle diyor yetkili: “Zeki Faik, Özdemir Altan gibi sanatçıları bile bu düzenlemenin içine almak gerekir düşüncesindeyim.” Sorun burada daha da muğlaklaşıyor.” [7] Sergiye ilişkin bu düşünceler, sergiye katılan sanatçılar arasında tepkilere neden olur ve bu sanatçılar arasında yer alan Füsun Onur, özellikle Beral Madra’nın, Öncü Türk Sanatı’ndan Bir Kesit Sergisi’nde, öncü bir düşüncenin bulunmadığı yolundaki düşüncelerine şöyle yanıt verir: “Sayın Madra bir de “Öncü Türk Sanatından Bir Kesit” Sergisi’nde öncü sözcüğüne takılıyor ve bu sergiyi yorum, eleştiri, uyarı sav olarak niteliyor. Uyarı informasyonunu bir tümcede okumak ve bir sanat yapıtında algılamak iki ayrı yoldur. Birincisi; gönderen –sosyal gelenek – sözcük- psikolojik ilişki=Düşünce. İkincisi: Sanat yapıtlarındaki okuma algılama (görsel sanat): çevresel kaynak- izlediği yapı- kalıcı uyarıcı –psikolojik ekol (ki buraya estetik tavır ve kişinin yetisine göre içine sindirilmiş tüm algılanım alanı giriyor)=algılama. Sayın Madra işte burada yanılıyor, eğretilemesi yol işaretleriyle sınırlı olunca bu algılayış kaçınılmaz. Dünyanın her yerinde yerleşik düzenin paralelinde onun düzgülerine uygun, araştırma ve yeni deneyimlerden uzak işlere çağdaş sanat denir. Öncü Türk Sanatından Bir Kesit sergisinde olduğu gibi de yeniliğe açık, yerleşik düzene, onun düzgülerine baş kaldıran onunla sırasında dalga geçen paralelinde gönderme yapıp çelen, popüler olanın karşısında olan, ya da onun dilini ona karşı kullanan işlerde dünyanın neresine giderse gitsin öncü adı yadırganmaz.”[8]

Öncü Türk Sanatından Bir Kesit Sergileri’ne ciddi bir eleştiri de Can Külahlıoğlu’ndan gelmiştir. Sergiye katılan sanatçıları “kavramsal sanat yapanlar” ve “diğerleri” olarak ikiye ayıran Külahlıoğlu, Marksist bir söylem barındıran eleştirisinde, sanat eserinin alınıp satılmasına karşı geliştirilen genel tavır ortadayken, kişisel sergiler açan ve yapıtlarını satan kimi sanatçıların bu sergide yer almalarını anlamsız bulur. [9]

Öncü Türk Sanatından Bir Kesit Sergileri’ne karşı geliştirilen bu eleştirel tavırların altında, hiç şüphesiz serginin “adı” yatmaktadır. Batı sanatında “avant-garde” sanatın tanımı ve bunun Türkiye’deki uzantısının yarattığı gerilim, sergilerin eleştirilmesine neden olmuştur. Bu bağlamda, eleştirilerin yerinde olup olmadığını anlayabilmek için Jurgen Habermas’ın “avant-garde” tanımına göz atmak yerinde olacaktır: “Estetik modernlik odak noktasını, değişik bir zaman bilincinde bulan tutumlarda kendini gösterir. Bu zaman bilinci kendini avanguard (öncü) ve avangard metaforları aracılığıyla ortaya koyar. Avangard, ani, beklenmedik karşılaşmaların tehliklerine atılarak, bilinmeyen bir bölgeye sefere çıkmak, henüz bilinmeyen bir geleceği fethetmek olarak görür kendini. Avangard, önünde uzanan ve henüz kimse tarafından gidilmemiş gibi görünen bölgede yön bulmak zorundadır.” [10] Adorno için de avant-garde eser, kapitalist toplumdaki yabancılaşmanın zorunlu ifadesidir. Avant-garde eser, öncü olma niteliğiyle, mevcut durumla her türlü uzlaşmaya karşı koyan bir isyan niteliğinde olduğundan, meşruluğa sahip tek sanat formudur. [11] Avant-garde eser, kavramsal bir tutarlılık sergileyebilmek için mevcut ortamı eleştirir. Dolayısıyla avant-garde eser ya da eleştirel sanat, kendini iletişim aracı olarak sınırlamayı reddettiği için eleştireldir. [12] Avant-garde eserin, mevcut durumla her türlü uzlaşmayı reddeden, mevcut duruma karşı koyan bir nitelik taşıdığı göz önünde bulundurulduğunda, Öncü Türk Sanatı’ndan Bir Kesit Sergileri’nin, 1980 öncesi dönemin, Ali Akay’ın tabiriyle, “mito-şiirselliğinin” [13] yeni malzemeler ve yeni sergileme biçimleriyle eleştirdiği ve bu anlamda da “öncü” ya da “avant-garde” olma niteliğini hak ettiği doğrudur. Ancak duruma bugünden bakıldığı zaman, pek çok eleştirmenin serginin adındaki “öncü” kavramına takılması da yanlış değildir. Zira 1980’li yıllarda modernizmin krizi etrafında birtakım tartışmalar yapılmaya başlanmış, “öncü” kavramının askeri bir kavram oluşu, pozitivistliği gündeme gelmiş ve postmodern eklektisizmin etkilerinden söz edilmeye başlanmıştır (Bkz. Bölüm. 4.1.1.).

Öncü Türk Sanatından Bir Kesit Sergileri’nin üçüncüsü, 20 Haziran-5 Temmuz 1986 tarihleri arasında, 14. Uluslararası İstanbul Festivali kapsamında Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşmiştir. Sergiye, Hale Arpacıoğlu, Mustafa Ata, Tomur Atagök, Bedri Baykam, Canan Beykal, Cengiz Çekil, Ayşe Erkmen, Adem Genç, Gülsün Karamustafa, Serhat Kiraz, Hüsamettin Koçan, Füsun Onur, Zekai Ormancı, Yusuf Taktak ve Nil Yalter katılmıştır. Ahmet Köksal’a göre, “1979’dan bu yana [14] “Yeni Eğilimler” adıyla gerçekleştirilen sergilerin daha da kadrolaşmış bir uzantısı olan bizim “Öncü” girişimcilerinin çoğunlukla değişik ve karışık gereçlerden oluşturulan işleri, geleneksel, tecimsel ve yerleşik beğeniye karşı tavır almaları yanında sanatın algılama sınırlarını genişletmesi bakımından da izlenmeye değer” [15] niteliktedir. Nitekim serginin kataloğundaki giriş yazısı da Köksal’ın düşüncelerini doğrulamaktadır: “… Serginin “öncü” adı, Adnan Çoker tarafından verilmiş ve sergi kataloğu sunuş yazısında, “… bu sergi, gerçekten de çağdaşlık ve kaliteyi kendi özel eğilimleriyle yoğuran yaratıcıların ürünlerini kapsıyor” sözleriyle belirtilmiştir. Önceki yıllarda adıyla ve sanatçılarıyla, ülkemizdeki sanat ortamını sorgulayan ÖNCÜ TÜRK SANATINDAN BİR KESİT Sergisi’nin önemli bir amacı da onaylanmış, tecimsel sanata karşı bir tavır alarak ortama canlılık getirmektir. Çağdaş gerçeklikleri yüreklilikle savunan ve kendi çabalarıyla bir araya gelen sanatçıların son sözü değildir, bu sergi.” [16]

Öncü Türk Sanatından Bir Kesit Sergileri’nin dördüncüsü, 3-18 Temmuz 1987 tarihleri arasında, 15 Uluslararası İstanbul Festivali kapsamında, Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşmiştir. Erdağ Aksel, Hale Arpacıoğlu, Tomur Atagök, Bedri Baykam, Canan Beykal, Cengiz Çekil, Osman Dinç, Ayşe Erkmen, Adem Genç, Serhat Kiraz, Gülsün Karamustafa, Füsun Onur, Kemal Önsoy, İsmail Saray, Yusuf Taktak ve Adem Yılmaz’ın katıldığı serginin düzenlemesi yine Yusuf Taktak tarafından yapılmıştır. [17] Öncü Türk Sanatından Bir Kesit Sergileri’nin adına yönelik eleştiriler, her yıl olduğu gibi, bu yıl da gündeme gelmiş; Emin Çetin Girgin, serginin adının yanlış olduğunu yeniden vurgularken [18] Adnan Çoker sergi aleyhine değerlendirme yapanları köhnemiş geleneklerin savunucusu ilân etmiştir. [19]

Öncü Türk Sanatı’ndan Bir Kesit Sergileri’nin beşinci ve son sergisi, 15. Uluslararası İstanbul Festivali kapsamında, Dolmabahçe Sarayı, 1. Hareket Köşkü’nde açılmıştır. Erdağ Aksel, Hale Arpacıoğlu, Tomur Atagök, Bedri Baykam, Canan Beykal, Cengiz Çekil, Osman Dinç, Ayşe Erkmen, Haluk Gedik, Adem Genç, Gülsün Karamustafa, Serhat Kiraz, Füsun Onur, İsmail Saray ve Yusuf Taktak’ın katıldığı bu son sergi, dönemin eleştirmenleri tarafından en beğenilen sergilerden biri olmuştur. Örneğin sergiyi değerlendiren Semih Kaplanoğlu, beş yıldır tekrarlanan serginin, gerek işlerin niteliği açısından gerekse de sergiye katılanların beş yıllık süreçte izledikleri yol açısından değerlendirildiğinde asıl kimliğini şimdi kazandığını belirtmiştir. [20] Kaplanoğlu’na göre, “Bu serginin yinelenmesi ve belli kıstasların önerilip uygulanmaması birtakım sanatçıları sanıyorum ki içerden (Öncü kavramına uygun işleri gerçekleştirenleri kastediyorum içerden derken) işlerini yeniden gözden geçirmeye ve yeni tavırlara yöneltmeye itiyor. Öncü Türk Sanatından Bir Kesit sergisinin beşincisine katılanların tümünün kendi aralarında olabildiğince esnek bir tavır ve tek tek bireyler olarak “yaşam biçimi-yaratma biçimi ve yaptığını sorgulama” dolayımında da olabildiğince köşeli bir iç tartışmayı başlatmalarının gelecekteki sergilere katkısı olacağını düşünüyorum” [21]

Kaplanoğlu’nun, serginin yinelenmesine ilişkin görüşleri gerçekleşememiş ve 1988 yılında açılan beşinci sergi, Öncü Türk Sanatından Bir Kesit Sergileri’nin sonuncusu olmuştur. Ancak Kaplanoğlu’nun da belirttiği gibi, bu sergiler, sanatçıların tekil yaratılarının bir araya gelmesi açısından pek çok sergiye örnek teşkil etmiştir. Sergilerin tümünde görülen, farklı malzeme kullanımı, sanatın tuval üzerine yağlıboya resim ya da klasik heykelden ibaret olmadığını vurgulayan sanatçıların tutumları, Türkiye’deki sanat ortamında pek çok açılımı beraberinde getirmiştir. Öncü Türk Sanatından Bir Kesit Sergileri, Yeni Eğilimler Sergileri ve Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergileri gibi toplu sergi örneklerinden biri olmakla birlikte, onlardan yarışmalı bir sergi olmamasıyla ve kurumlar tarafından gerçekleştirilmemesiyle ayrılmaktadır. Öncü Türk Sanatından Bir Kesit Sergileri, sanatçı dayanışmalarının bir örneğini sergileyerek günümüzdeki sanatçı inisiyatiflerine öncülük ettiği gibi küratörlü sergilere örnek oluşturmuş ve Uluslararası İstanbul Bienalleri’ne uzanan bir yolun başlangıcı olmuştur.

Burcu PELVANOĞLU



[1] Beral MADRA, “13. İstanbul Festivalinde Türk Görsel Sanatı Sergilerine Bakış”, Sanat Çevresi, S. 81, Temmuz 1985, s.8.
[2] Necmi SÖNMEZ, “Yusuf Taktak ile ‘Öncü Türk Sanatından Bir Kesit’ Sergisi Üzerine”, Sanat Olayı, S.62, Temmuz 1987, s.6.
[3] Adnan ÇOKER, “Giriş Yazısı”, 1. Öncü Türk Sanatından Bir Kesit Sergisi Kataloğu, İstanbul, 1984.
[4] Tomur ATAGÖK, Öncü Türk Sanatından Bir Kesit (Sergi Kataloğu), İstanbul, 1985, s.5.
[5] Beral MADRA, “13. İstanbul Festivalinde Türk Görsel Sanatı Sergilerine Bakış”, Sanat Çevresi, S. 81, Temmuz 1985, s.9.
[6] Beral MADRA, “Bir Serginin Ardından: Öncülüğün Kapsamı ve Derecesi”, Hürriyet Gösteri, S.81, Ağustos 1987, s.56-58.
[7] Emin Çetin GİRGİN, “Öncü Türk Sanatından Bir Kesit Ressamları”, Hürriyet Gösteri, S.68, Temmuz 1986, s.60-62.
[8] Füsun ONUR, “Görsel Sanatlarda Eleştiri Yokluğu”, Hürriyet Gösteri, S.82, Eylül 1987, s.44-45.
[9] Can KÜLAHLIOĞLU, “Yaz Sıcağında ‘Avant-Garde’ İstilası Hem Düzen İçi Hem de ‘Öncü’”, Yeni Gündem, S.17, Haziran 1986, s.50-51.
[10] Jurgen HABERMAS, “Modernlik: Tamamlanmamış Bir Proje”, Postmodernizm, Çev. G. Naliş D. Sabuncuoğlu, D. Erksan, Kıyı Yayınları, İstanbul, 1994, s.33.
[11] Peter BÜRGER, Avangard Kuramı, Çev. Erol Özbek, İletişim Yayınları, Sanat Hayat Dizisi:3, İstanbul, 2003, s.165.
[12] Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. Theodor W. ADORNO, Aesthetic Theory, University of Minnesoto Press, USA, 1998.
[13] Bkz. Ali AKAY, “Genç Etkinlik”, Cumhuriyet’in Renkleri, Biçimleri, Tarih Vakfı Yayınları, İstanbul, 1999, s.178-188.
[14] Burada bir yazım hatası olmalı ve yazar 1977 yılını kastediyor olmalıdır.
[15] Ahmet KÖKSAL, “Dört Festival Sergisi: Takuo Kato, Doğançay ve “Öncü”ler “70 Fotoğraf”, Milliyet Sanat, S.147, 1 Temmuz 1986, s. 47.
[16] ANONİM, Öncü Türk Sanatından Bir Kesit, (Sergi Kataloğu), İstanbul, 1986, sayfa no’suz.
[17] ANONİM, Öncü Türk Sanatından Bir Kesit, (Sergi Kataloğu), İstanbul, 1987, sayfa no’suz.
[18] Necmi SÖNMEZ, “Öncü Türk Sanatından Bir Kesit” sergisine ilişkin iki görüş: Emin Çetin Girgin: “serginin öncelikle adı yanlıştır”, Sanat Olayı, S.63, 1987, s.61.
[19] Necmi SÖNMEZ, “Öncü Türk Sanatından Bir Kesit” sergisine ilişkin iki görüş: Adnan Çoker: “bu serginin aleyhine olanlar köhnemiş geleneklerin savunucularıdır”, Sanat Olayı, S.63, 1987, s.60-61.
[20] Semih KAPLANOĞLU, “Öncü Türk Sanatından Bir Kesit” Sergisinden Bir Kesit, Gergedan, S.17, Temmuz, 1988, s. 11.
[21] Semih KAPLANOĞLU, “Öncü Türk Sanatından Bir Kesit” Sergisinden Bir Kesit, Gergedan, S.17, Temmuz, 1988, s. 11.



Yenilikler & Öneriler Benim Koleksiyonum Ödüllü Bulmaca Beş Bölgeli Büyütme Uluslararası Sanat-Linkleri Sanatçı Atölyeleri Üyelik

Anasayfa | Koleksiyonlar | Sergiler | Araştırarak Öğrenmek | Sanat Takvimi | Etkinlikler | Araştırma Kaynakları | Sanatçı Sayfaları | Paneller | İletişim | Bilgi & Haber | Sanal Müzeye Katkı | Sosyal Merkez | Site Haritası