Türk Resmi Seçkisi   

( Dönemsel Sergiler Dosyası )    

  Eleştiri & Tez Dosyası   

Tartışma Dosyası   


  Müze Dosyası    

İstanbul Bienali Dosyası   





Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Bienali

Türkiye’de uluslararası etkinliklerin düzenlenmesi oldukça geç bir dönemde başlamıştır. 1960’lı ve 1970’li yıllarda sanat etkinliklerini yöneten kurum ve kuruluşların başında gelen İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi, Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu, Kültür Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlıkları sanatın uluslararası platforma taşınması konusunda ne çaba ne de başarı gösterebilmişlerdir. Bunun nedenleri arasında, bürokratik engeller, finansal engeller olduğu gibi, aslında en temel neden, yabancı sanatçı, eleştirmen ya da uzmana karşı olan tutucu tavırdır. Kendi içine kapalı olan bu ortam, Türkiye’deki sanat potansiyelinin gelişmesini de büyük ölçüde etkilemiş ve Türkiye sanat ortamı, uluslararası sanat ortamıyla tanışmak için 1980’li yılları beklemek zorunda kalmıştır.

Türkiye sanat ortamının uluslararası platformda kendini göstermeye başlaması, 1980 yılının ortalarında bienallerle olabilmiştir. 1986 yılında Ankara’da açılan ancak sadece dört kez düzenlenebilen Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Bienali’ni, 1987 yılında başlayan ve günümüze dek gelen bir etkinlik olan Uluslararası İstanbul Bienali izlemiştir. Bienallerin önce Ankara’da başlaması ancak sürdürülememesi ve İstanbul’da, Ankara’dan sonra başlayan Bienal’in günümüze dek devam etmesinin, ilkinin devlet eliyle ikincisinin ise, İstanbul Kültür Sanat Vakfı gibi kâr amacı gütmeyen özerk bir kurum tarafından düzenlemesiyle ilişkili olduğu söylenebilir. Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Bienali’nin sınırlarının bürokrasi tarafından çizilmiş olması, bu etkinlikte başarı sağlanamamasının önemli bir nedeni olmuştur. Yine de, tek neden bu değildir. Ankara ve İstanbul arasındaki merkez-çevre dinamiğinin/probleminin/geriliminin de İstanbul Bienali’nin sürmesinde etkili olduğunu öne sürmek mümkündür.

Sanat alanında son birkaç yıldır fazlasıyla gündeme gelen “merkez” sözcüğünün Türkiye’de uzun yıllar, sosyal bilimler alanında çeşitli disiplinlerin gündemine oturduğu ve sadece teorik düzeyde de kalmayıp politikadan gündelik yaşama dek “merkez-çevre tasavvuru”nun pratiğe döküldüğü bir gerçektir. Türkiye’nin siyasi tarihinde, “merkez-çevre” ilişkilerinin en somut düzeyde kuramsallaştırıldığı makale, Şerif Mardin’in ilk kez 1973 yılında Deadalus adlı dergide yayımladığı “Center- Periphery Relations: A Key to Turkish Politics” adlı makalesidir. [1] Şerif Mardin, adı geçen bu makalesinde, Amerikalı sosyolog Edward Shils’in (1910-1995) ilk kez 1961 yılında yayımlamış olduğu “Center and Periphery” adlı makalesinden yola çıkarak [2], Batı toplumlarındaki merkez-çevre ilişkileri ile Osmanlı-Türk Modernleşmesi’nin merkez-çevre ilişkileri arasındaki farkı ortaya koyar. Shils gibi, Şerif Mardin de söze, her toplumun bir merkezi olduğunu belirterek başlar; ancak Shils’in merkez kavramıyla anlatmak istediği, merkezin, toplumun bütünleşmesini sağlayan genetik bir kod olduğudur. [3] Shils’in terminolojisinde merkez, bir yandan da topluma yön veren değer ve inançlar üzerine inşa edilen kurumları ifade eder ve kültürel boyutlarıyla merkez, toplumu yöneten semboller, değerler ve inançlar düzeninin merkezidir.

Türkiye’nin siyasî merkezi, Cumhuriyet döneminde Ankara’ya taşınmışsa da, siyasal anlamdaki “merkez”in değişimi kültürel anlamda gerçekleşememiş; İstanbul, halen kendi içinde çevrelere bölünmüşlüğünü korusa da, “çevre” konumuna düşememiştir. Kültür-sanat alanında Ankara, bu dönemde, İstanbul’u izlemek zorunda kalmış; “merkez” bir sembolden öteye geçememiştir. 1923 yılı sonrasında Güzel Sanatlar Birliği sergilerinin her yıl önce İstanbul’da açılıp sonra Ankara’ya taşınması, Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği’nin 1929-31 yılları arasına tarihlenen ilk döneminde, yılda iki kez açacakları sergi planlarını önce İstanbul sonra Ankara olarak yapmaları [4], ilk kişisel sergilerin İstanbul’da açılması, 1937 yılında ilk müzenin İstanbul’da kurulması gibi örnekler de İstanbul’un bir sanat merkezi olduğunu göstermektedir. Aslında Ankara’nın teoride “merkez” pratikte “çevre” olarak algılanması tuhaf karşılanmamalıdır. Zira sanat eğitiminin kurumsallaştığı “merkez”, İstanbul’daki Güzel Sanatlar Akademisi’dir ve bu Akademi, 1957 yılında, yine İstanbul’da Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Okulu kuruluncaya dek de “merkez” olarak kalacaktır.

Cumhuriyet döneminde, “merkez-çevre” ilişkileri bağlamında problematik olan, Cumhuriyet’in halkçılık ilkesi ve bu ilkeye bağlı olarak geliştirdiği köycü retoriğin CHP’nin tek parti, yani “merkez” olmasıyla çelişmesidir. Merkez parti çevreye doğru bir harekete yöneldiyse de, merkez-çevre ilişkisi, resmi ile yerel, devlet ile halk, devletin merkezi olan Ankara ile Anadolu arasındaki kopukluğu yaşamaktadır. Cumhuriyet politikalarının getirdiği halkçılık ilkesinin uzantısı olarak sunulan Yurt Gezileri’nin asıl amacının devletin, yani merkezin resmi ideolojisini çevreye taşımak olduğu düşünüldüğünde, bu dönemde “sembollere indirgenmiş bir merkez” ve bu sembolleri anlaması beklenen bir “çevre”nin söz konusu olduğu görülmektedir.

1946 yılında Türk siyasi tarihinde, çok partili döneme geçişin de merkez-çevre ilişkilerindeki gerilimi yumuşattığını söylemek mümkün görünmemektedir. Zira bu dönemde iktidara gelen Adnan Menderes Hükümeti de, başlangıçta tıpkı CHP gibi merkezi bir politika izlemiş ve bu durum, 1961 Anayasası sonrasında yeni siyasi partilerin ortaya çıkmasıyla da aşılamamıştır. Kaldı ki, ılımlı Kemalist ideolojinin peşinden giden bu partilerin yanında bir başka güç daha bulunmaktadır: Askeri bürokrasi. 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 tecrübelerinden de bilindiği gibi, sivil bürokrasinin karşısında yer alan askeri bürokrasinin “merkezî gücü” pek çok alanda kendini hissettirmektedir.

12 Eylül 1980 darbesini izleyen 1983 seçimleriyle iktidara gelen ANAP ve Özal döneminde gerek ekonomik alanda gerekse toplumsal alanda “merkez-çevre” ilişkilerinin kırıldığı bilinmektedir. Öte yandan Özal’ın iktidarı döneminde Kemalist ideolojiyi neredeyse dogmatizme götüren, adının başına “çağdaş” sözcüğünü alan sivil toplum kuruluşlarının da ortaya çıktığı görülür. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Çağdaş Hukukçular Derneği, vs. Bu dönemde 1930’ların eski sanat- yeni sanat, 1950’lerin modern sanat ve 1960’ların çağdaş sanat ortamındaki “merkez- çevre” ikiliğinin yerini bu kez “bir çağdaşlaşma projesi olarak bienaller” [5] alır. İlk bienalin 1986 yılında I. Uluslararası Asya- Avrupa Sanat Biyenali adıyla başlaması da bu açıdan, “çağdaşlaşma projesi” anılmaya değerdir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında olduğu gibi “merkez”i Ankara’ya taşıma çabası başarılı olmamış ve Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Bienali 1986-1992 arasında 4 kez düzenlendikten sonra “merkez”i, İstanbul’a devretmiştir. [6]

I. Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Bienali, 2 Mayıs-30 Haziran 1986 tarihleri arasında Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nde gerçekleşmiştir. Resim-heykel, seramik ve özgün baskı dallarında düzenlenen uluslararası nitelikteki bu etkinliğin düzenlenmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü tarafından bir düzenleme komitesi oluşturmuş; 10 kişiden oluşan bu komite (Mehmet Özel, İhsan Yüceözsoy, Zeynep Yasa, Tunç Tanışık, Ergün Erişen, Erdoğan Aytun, Hüsamettin Koçan, Ertuğrul Özsezgin, Halil Akdeniz ve Hasan Pekmezci), daha sonra 9 kişilik bir “Ulusal Jüri” seçmiştir (Prof. Mustafa Aslıer, Hamiye Çolakoğlu, Prof. Sadi Diren, Turan Erol, Prof. Doğan Kuban, Prof. Zühtü Müritoğlu, Sezer Tansuğ, Prof. Adnan Çoker ve Adnan Turani). Ulusal Jüri’nin yanı sıra, yapıtları değerlendirmek üzere bir uluslararası jüri de kurulmuş, bu jüride Türkiye’den Prof. Dr. Doğan Kuban (Başkan), Arnavutluk’tan Minor Mümtaz Bhrani, Cezayir’den Madoun Akli, Fransa’dan Dominique Gauthier, İtalya’dan Anna Inponenta, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden Ali Atakan, Macaristan’dan Anikon Kovacs, Polonya’dan Zbigniew Taranienko, Romanya’dan Tudor Pavu, Yugoslavya’dan Boğdan Krsic, Suudi Arabistan’dan Muhammed Musa Asselim yer almıştır. [7]

Bienal’in Türkiye pavyonunun sergi komiseri Prof. Dr. Doğan Kuban olmuş; jüri tarafından açık tartışma yoluyla sergiye Türkiye’den katılacak olan 15 ressam, 6 heykeltraş, 6 özgün baskı sanatçısı ve 6 seramik sanatçısı seçilmiştir. Seçim sonuçlarına göre, sergiye resim dalında, Erdal Alantar, Özdemir Altan, Mustafa Ata, Şükrü Aysan, Bedri Baykam, Burhan Doğançay, Devrim Erbil, Adem Genç, Zafer Gençaydın, Balkan Naci İslimyeli, Nihat Kahraman, Serhat Kiraz, Yusuf Taktak, Ömer Uluç ve Şenol Yorozlu’nun; heykel dalında Koray Ariş, Ali Teoman Germaner, İlhan Koman, Füsun Onur, Remzi Savaş ve Seyhun Topuz’un; özgün baskı dalında Mürşide İçmeli, Ergin İnan, Asım İşler, Fevzi Karakoç, Süleyman Saim Tekcan ve Ali İsmail Türemen’in; seramik dalında ise, Beril Anılanmert, Candeğer Furtun, Atilla Galatalı, Güngör Güner, Füreya Koral ve Melike Abasıyanık Kurtiç’in katılacağı belirlenmiştir. [8] Jüri bu seçimi yapsa da, I. Asya-Avrupa Sanat Bienali’nde “adam kayırmacılık” yapıldığı iddiaları ortaya atılmış, Özdemir Altan ve Devrim Erbil, sergiden çekildiklerini açıklamış [9] ve bu iddiaların ortaya atılmasında öncülük payı bulunan Sanat Çevresi Dergisi, I. Asya Avrupa Sanat Bienali’nde Türkiye’yi hangi 15 ressamın temsil etmesi gerektiği sorulu bir anket düzenlemiş ve bu anketi çeşitli galeri sahipleri ya da yöneticilerine, sanat yazarı ve eleştirmenlere uygulamıştır. Anket için teklif götürülen Destek Sanat Galerisi ile Neriman Erkut Sanat Galerisi anketi yanıtlamayacaklarını belirtmiş [10] diğer galerici, yazar ve eleştirmenlerin yanıtları da seçilen sanatçıların dışında bir sonucun ortaya çıkmasına yardımcı olmamış; bilakis her galerinin kendi sanatçısını destekleme yoluna gittiği görülmüştür.

Sözü edilen iddialar üzerine dönemin yayın organları da sanatçılar ve jüri üyeleriyle söyleşiler gerçekleştirmişler ve bu iddialarda en çok yüklenilen kişi olan Prof. Adnan Çoker, bienallere devlet sergileri ya da retrospektif sergiler gibi bakılamayacağını ve bienallerde Türkiye’de sanat kariyerinin zirvesine oturmuş sanatçıların da yer alması gibi bir koşul bulunmadığını belirttikten sonra, seçilen sanatçıların listesinin hoşnutsuzlukla karşılanması hakkındaki soruyu da, bunun bir jüri çalışmasının ürünü olduğunu ve başka jürilerin başka isimleri seçmesinin çok doğal olacağını vurgulayarak yanıtlamıştır. [11]

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Bölümü’ne yöneltilen eleştirileri biraz hafifletmek ve “Türk Plastik sanatları hakkında genel bir fikir verecek” Çağdaş Türk Sanatı Sergisi düzenleme kararı almış, 3-15 Mayıs 1986 tarihleri arasında Ankara Devlet Galerisi’nde açılan bu sergi de, çağdaş sanatı tanıtmak gibi bir misyonu yerine getiremediği gibi, Türkiye’deki Plastik Sanatlar Tarihi’ni tanıtacak bir sergi dahi düzenleyememiş ve söz konusu sergi alelacele düzenlenmiş bir karma sergi olmanın ötesine geçememiştir. [12]

Bienal tartışmaları jüriyle de sınırlı kalmamış, dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in “bu sanat değil, çirkinliktir” yorumu, Polonyalı sanatçı Jan Dubkowski’nin bir tablosunun Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “müstehcen” ve “Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Yasası”na aykırı bulunarak kaldırılmıştır. [13] Kenan Evren’in ve Bakanlık’ın tavrı sanatçıların tepkisine neden olmuş ve aralarında plastik sanatçıların, edebiyatçıların, gazetecilerin, müzisyenlerin bulunduğu bir grup, bu olayı kınamak amacıyla bir bildiri yayımlamıştır: “Biz Türk sanatçıları, özgür ifadeden yana olanlar, sansürün ve baskının her türüne karşıyız. Ulusların birbirini anlayıp tanımaları olanağını sağlamak amacına yönelik kültürel ve sanatsal etkinliklerin, özgür ve demokratik ortamlarda, hoşgörü temelinde oluşacağına inanarak, Uluslararası I. Asya-Avrupa Bienali’nde konuk sanatçı Jan Dubkowski’nin yapıtlarının sergilenmesini engellenmesine duyduğumuz üzüntüyü belirtir, gerekçesi ne olursa olsun bu karara katılmadığımızı kamuoyuna duyururuz.” [14]

Kuşkusuz bu sansür uygulaması, Türkiye’de düzenlenen ilk Bienal’e epey gölge düşürmüştür ancak bu ilk Bienal’e gölge düşüren bir başka olay da, organizasyon eksikliğidir. Sergiye, Türkiye’nin yanı sıra, Arnavutluk, Cezayir, Çin Halk Cumhuriyeti, Fransa, Hindistan, Irak, İran, Katar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya, Romanya, Suriye, Suudi Arabistan, İngiltere ve Yugoslavya katılmış, ancak bu ülkelerden İngiltere, Hindistan ve Suriye’ye ait yapıtlar serginin açıldığı güne kadar kargodan çıkmayınca izleyiciler boş pavyonlarla karşı karşıya kalmışlardır. Eleştirmenler, serginin, resim, heykel, seramik, özgün baskı gibi dallara ayrılmasının da sanatçılara bir kısıtlama getirdiği konusunu, haklı olarak dile getirmişlerdir. [15] Serginin, resim, heykel, seramik, özgün baskı gibi dallara ayrılması, 1977 yılında başlayan ve “tümel sanat anlayışı”ndan yola çıkan Yeni Eğilimler Sergileri ile kıyaslandığında, aradan neredeyse 10 yıl geçmesine rağmen, Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Bienali’nin çağına uygun olmayan bir anlayışla ele alındığının bir göstergesidir.

Bienal’in en büyük sorunlarından biri de, belirli bir temadan, düşünsel alt yapıdan yoksun oluşudur. Beral Madra, bunu şöyle eleştirmiştir: “Bienalleri düzenlemek için her şeyden önce düşünsel bir alt yapıya dayanan bir sergi metodu hazırlamak gerekir. (…) Elma, armut, portakal gibi seçim yaparak ve bunları renklerine ve biçimlerine göre yan yana dizerek bir biennal amacı saptanamaz. Bu tür saptama ancak gösteriş anlamı taşıyan bir karmaşık sergi oluşturur. (…) Asya-Avrupa biennalinin düşünsel alt yapısında, ülkemizin bu iki ana karayı birleştirici özelliği mi vurgulanıyor, yoksa Asya ve Avrupa ülkelerinde sanatın aynılığı ya da benzerliği üzerinde mi duruluyor? [16] ifadeleriyle Madra, Bienal’in eksik yönlerini dile getirmiştir. Gerçekten de Bienal’in belli bir temadan yoksun oluşu ve sanat dalları arasında ayrım gözetmesi gibi olumsuzluklar, ortaya uluslararası sergiden uzak bir görüntü çıkarmış; kimi ülkeler tek bir sanatçıyla temsil edilirken kimileri el işlerini sergilemiş ve sonuçta panayır benzeri bir görünümle karşılaşılmıştır.

Sergide resim dalında Cumhurbaşkanlığı Atatürk Sanat Ödülü’nü Fransa’dan Dominique Gauthier, Başbakanlık Dostluk ve Barış Ödülü’nü Irak’tan Mohammed Muhraddin Ahdim, Kültür ve Turizm Bakanlığı Asya Avrupa Sanat Ödülü’nü Polonya’dan Stawomir Rajatski, Türkocağı Resim ve Heykel Müzesi Osman Hamdi Sanat Ödülü’nü Türkiye’den Nihat Kahraman; heykel dalında, Cumhurbaşkanlığı Atatürk Sanat Ödülü’nü Polonya’dan Adolf Ryzske, Başbakanlık Dostluk ve Barış Ödülü’nü İtalya’dan Roberto Ghozzi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Asya Avrupa Sanat Ödülü’nü Macaristan’dan Katona Zsuzsa, Türkocağı Resim ve Heykel Müzesi Osman Hamdi Sanat Ödülü’nü Romanya’dan Flamindu Horia; özgünbaskı dalında Cumhurbaşkanlığı Atatürk Sanat Ödülü’nü Irak’tan Hashim Al-Tawil, Başbakanlık Dostluk ve Barış Ödülü’nü Türkiye’den Süleyman Saim Tekcan, Kültür ve Turizm Bakanlığı Asya Avrupa Sanat Ödülü’nü Yugoslavya’dan Boğdan Krsic, Türkocağı Resim ve Heykel Müzesi Osman Hamdi Sanat Ödülü’nü Çin Halk Cumhuriyeti’nden Lyang Dong; seramik dalında Cumhurbaşkanlığı Atatürk Sanat Ödülü’nü Türkiye’den Atilla Galatalı, Başbakanlık Dostluk ve Barış Ödülü’nü Türkiye’den Melike Abasıyanık Kurtiç, Kültür ve Turizm Bakanlığı Asaya Avrupa Sanat Ödülü’nü Macaristan’dan Karoly Szekeres, Türkocağı Resim ve Heykel Müzesi Osman Hamdi Sanat Ödülü’nü Japonya’dan Kenji Kato kazanmış; bunların yanı sıra Cezayir’den Zoubir’e, Arnavutluk’tan Thoma Dhamo’ya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden Cumhur Deliceırmak’a, Suudi Arabistan’dan Ali Al Tokies’e, İran’dan Tavakol Esmaeıli’ye, İspanya’dan Abdona Lucia Yuste de Santos’a ve Katar’dan Yousuf Ahmede’e Jüri Özel Ödülü verilmiştir. [17] Bienal’deki farklı adlı ödüllerin yanı sıra Jüri Özel Ödülleri adı altında yedi ayrı ödülün daha verilmesi de serginin panayır görüntüsünü pekiştirmekte ve bir “bienal”den uzak olduğunu göstermektedir.

Bienal’in kataloğunun gecikerek bienal sonrasında dahi çıkmaması [18], yerli ve yabancı basının Bienal’e ilgi göstermesinin sağlanamaması da I. Uluslararası Asya- Avrupa Bienali’nin eksi puanları arasında yer almıştır.

II. Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Bienali, 2-30 Mayıs 1988 tarihleri arasında Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nde gerçekleştirilmiştir. Bienal kataloğunun sunuş yazısında dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Namık Kemal Zeybek, etkinliğin amacını şöyle açıklamıştır: “Seçkin sanat eserlerini bir arada sergileme ve karşılaştırma imkânı sağlamak, sanatın birleştirici diliyle de dünya ülkeleri arasında “dostluk ve barış” ilkelerine bağlı bir ortam oluşturmak.” [19] Zeybek, bir önceki bienaldeki tema yoksunluğu eleştirilerini de dikkate almış olmalıdır ki, söz konusu yazısında Bienal’in adını Türkiye’nin Asya ve Avrupa kıtaları arasında hem coğrafi hem de kültürel anlamda bir köprü niteliği taşımasıyla ilişkili olduğunu belirtmiştir.

II. Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Bienali, ilkine oranla daha geniş bir katılıma sahiptir. Sergiye, 23 ülke temsilcisi, 161 sanatçı toplam 197 yapıt ile katılmıştır. Arnavutluk, Belçika, Cezayir, Çin, Demokratik Almanya, Fransa, Hindistan, Irak, Kuveyt, İspanya, Japonya, Katar, Kore, Kuveyt, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Macaristan, Meksika, Mısır, Polonya, Romanya, SSCB, Suriye, Türkiye ve Yugoslavya pavyonlarından oluşan Bienal’de Türkiye’yi Ömer Kaleşi, Elif Ayiter, Adnan Turani, Erdağ Aksel, Ali İsmail Türemen, Bünyamin Özgültekin, Ergin İnan, Alev Ebuzziya Siesbye ve Burhan Uygur temsil etmiştir. II. Uluslararası Asya-Avrupa Bienali’nin düzenleme komitesinde Mehmet Özel (Başkan), İhsan Yüceözsoy (Başkan Yardımcısı), Tulga Ocakçıoğlu, Zeynep Yasa Yaman, Tunç Tanışık, Erdoğan Aytun ve Sevim Ulutaş yer almış, bu jürinin yanı sıra Michel Nuridsany (Fransa), Giovanna De Feo (İtalya), Ireneusz J. Kaminski (Polonya), Doğan Kuban (Türkiye) ve Shyqri Nimani’den (Yugoslavya) oluşan bir uluslararası jüri kurulmuş, serginin Türkiye pavyonunun komiserliğini ise, ilk bienalde olduğu gibi, Doğan Kuban üstlenmiştir. [20]

Katalogda ulusal seçici kurul ile ilgili bir bilgi verilemese de, ilk yıl olduğu gibi, yine eserlerin bir ulusal seçici kurulun elemesinden geçtiği anlaşılmaktadır. Zira, Kaya Özsezgin, kendisinin de içinde bulunduğu ulusal seçici kurulun, sergideki Türkiye bölümünü yedi sanatçı ile sınırlı tutarak [21] niceliksel bir çoğulluk yerine, günümüz Türk sanatını yetkiyle temsil edecek niteliksel ağırlığa yer vermeyi tercih ettiklerini belirtmiştir. [22] Özsezgin, seçici kurulun ilk toplantısında bir karar alarak, bu defaki Türkiye bölümünü geçen bienale katılmış olan sanatçıların dışındaki sanatçılardan oluşturmaya karar verdiklerini de ifade eder. Bienal’e seçilen sanatçılar bu kez de tepki toplamış, Özsezgin bu açıklamayı özellikle Adnan Çoker ve Özdemir Altan’ın tepkilerini sert bir biçimde dile getirmeleri sonrasında yapmıştır. [23]

II. Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Bienali’nde de ilk bienaldeki ödül sistemi korunmuştur. Uluslararası jüri, Atatürk Ödülü için Alev Ebuzziya Siesbye, Bernard Pagés (Fransa) ve Ergin İnan’ı Altın Madalya; Barış ve Dostluk Ödülü için Burhan Uygur, Jan Wojciech Malik (Polonya) ve Pierre Buraglio’yu (Fransa) Gümüş Madalya; Asya Avrupa Sanat Ödülü için Emiel Hoorne (Belçika), Neculai Paduraru (Romanya) ve Teresa Miszkin’i (Polonya) Bronz Madalya ile ödüllendirmiştir.

II. Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Bienali, tüm çabalara rağmen ilki gibi, günün sanatını yansıtmaktan uzak bir etkinlik olmuş; bazı ülkeler çağdaş sanat yapıtlarıyla sergiye katılırken, bazıları geleneksel sanatlarını ön plana çıkarmayı tercih etmiş, bazıları ise her kuşaktan sanatçıya yer vererek karma sergi niteliğindeki pavyonlar oluşturmuşlardır. Bu nedenle, ikinci bienalin de bir tema yoksunluğu nedeniyle eleştirilmesi gerekmektedir.

7 Mayıs-30 Haziran 1990 tarihleri arasında, yine Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nde düzenlenen III. Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Bienali’ne 200’e yakın sanatçı katılmıştır. Arnavutluk, Avusturya, Belçika, Çekoslovakya, Çin Halk Cumhuriyeti, Hindistan, Irak, İsviçre, Katar, Kuveyt, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Macaristan, Malezya, Romanya, SSCB, İsrail, Türkiye ve Yugoslavya’nın katıldığı Bienal’in uluslararası seçici kurulu Jale Erzen (Başkan), Katalin Neray (Macaristan), Kazvo Yamawaki (Japonya) ve Ahmet Navar’dan (Mısır) oluşmuş ve aynı ödül sisteminin sürdürüldüğü sergide, Atatürk Sanat Ödülleri Mehmet Aksoy, Hugo Suter (İsviçre), Meir Pichhadze’ye (İsrail); Asya-Avrupa Sanat Ödülleri Die Damen Topluluğu’nun fotoğraf çalışmaları (Avusturya), Saadi Al Kaibi (Irak) ve Yusuf’a (Hindistan); Dostluk ve Barış Sanat Ödülleri ise, Adnan Çoker, Arpad Szabados (Macaristan) ve Elie Baka’ya (Romanya) verilmiştir. [24]

3. Uluslararası Asya-Avrupa Bienali’ne katılan ülkelere bakıldığında, bu kez katılımın Asya ülkeleri ağırlıklı olduğu görülmektedir. Fransa, İspanya, İtalya, Federal Almanya gibi Avrupa ülkeleri bu Bienal’e katılmamış, Tunus, Malezya, Avusturya, İsviçre, İsrail gibi ülkeler ise ilk kez Bienal’de yer almıştır.

Uluslararası Asya-Avrupa Bienali’ndeki organizasyon eksikliği 3. Bienal’de de sürmüştür. Kaya Özsezgin, Bienal’in açılışının üzerinden bir hafta geçmesine rağmen Hollanda, Çekoslavakya, Ürdün, Katar ve Sudan’a ait yapıtların gümrükten çekilme işlemlerinin tamamlanmadığını, Bienal’in tanıtımının, propagandasının yeterince yapılmadığını, iç basına dahi yeterince yansıtılmadığını belirterek bu duruma dikkat çekmiştir. [25] Yine Özsezgin’e göre, sergi, ülkeler ve yapıtlar açısından ele alındığında, günümüz sanatındaki eğilimleri yansıtmaktan çok uzaktır. Özsezgin bunun nedenini, “Yabancı ülkelerin resmi kurum ve kuruluşları, Türkiye’de aynı nitelikli bir resmi devlet kurumuyla muhatap olmanın doğal bir sonucu gibi mi yorumluyorlar katılma düzeyini; yoksa bu konuda, birtakım politik ölçülerin yönlendirici katkısına göre mi tavır alınıyor?”[26] sorusuyla yanıtlamaya çalışmıştır.

Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Bienali, 1992 yılında, dördüncü ve son kez düzenlenmiştir. Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nde gerçekleşen etkinliğe Belçika, Küba, Yugoslavya, Tunus, Mısır, Makedonya, Romanya, Macaristan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kore, Vatikan, Çin, Kuveyt ve Türkiye katılmıştır. Türkiye’den sergiye Şeyma Reisoğlu Nalça ve Serdar Arat katılmış; üçüncü sanatçı olan Kemal Önsoy ise mazeret bildirerek sergiden çekilmiştir.

Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinin bu kez sergide yer almamaları Körfez Savaşı gibi, son siyasal olayların doğal bir sonucu olarak yorumlansa bile, Kaya Özsezgin’e göre, bu durum, bienalin artık ciddi bir biçimde teşrih masasına yatırılması gerektiği yolundaki kuşkuları gölgelemez. [27] Zira, Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Bienali, 1986 yılında, Türkiye’nin dışa açılma politikalarının kültürel alandaki bir göstergesi olma çabasıyla başlatılmış bir etkinliktir ancak dünyanın çeşitli kentlerinde düzenlenen bienallerin yarattığı kültürel sürekliliği yakalayamamıştır. Gerek Kültür Bakanlığı’nın sergiye ayırdığı ödenek, gerek ülkelerle kurulan diyalog ve gerekse bienale ilişkin saptamaların yerli ve yabancı basında yer almaması durumunda bienal, kendi içine kapalı bir etkinlik olarak kalmıştır.

Burcu PELVANOĞLU



[1] Mardin’in bu makalesi, “Merkez- Çevre İlişkileri: Türk Siyasasını Açıklayabilecek Bir Anahtar”, Türkiye’de Toplum ve Siyaset: Makaleler:1, İletişim Yayınları, İstanbul, 1995, s. 34-76 arasında yer almaktadır.
[2] Bu yazı, daha sonra şu kaynakta yer almıştır. Edward SHILS, “Center and Periphery”, Center and Periphery, Essays in Macrosociology, The University of Chicago Pres, 1975.
[3] Edward Shils, a.g.e.’den aktaran Levent SÖNMEZ, “2000’li yıllarda merkez-çevre ilişkilerini yeniden düşünmek”, Toplum ve Bilim, S.105, 2006, s.129.
[4] Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. Burcu PELVANOĞLU, “Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği”, http://www.sanalmuze.org ve Burcu PELVANOĞLU, Hale Asaf Türk Resim Sanatında Bir Dönüm Noktası, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2007, s. 32-61.
[5] Sibel YARDIMCI, Kentsel Değişim ve Festivalizm: Küreselleşen İstanbul’da Bienal, (İletişim Yayınları, İstanbul, 2005.) adlı kitabı, bienal, festival ve bunun bir proje olarak işlemesini İstanbul örneği üzerinden incelemektedir.
[6] Burcu PELVANOĞLU, “Eski-Yeni-Modern-Çağdaş-Güncel Sanatta “Merkez”: İstanbul”, Sanat Dünyamız, S.99, Yaz 2006, s.82-88.
[7] Gönül GÜLTEKİN, “I. Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Bienali”, Sanat Çevresi, S.92, Haziran 1986, s.6-11.
[8] ANONİM, “I. Asya- Avrupa Sanat Bienaline Türkiye’den Katılacak Sanatçılar”, Sanat Çevresi, S.87, Ocak 1986, s. 4-5.
[9] Hamit KINAYTÜRK, “Asya-Avrupa Sanat Bienali’nde Türk Sanatının Önemi”, Sanat Çevresi, S.87, Ocak 1986, s. 3; ANONİM, “I. Asya- Avrupa Sanat Bienaline Türkiye’den Katılacak Sanatçılar”, Sanat Çevresi, S.87, Ocak 1986, s.5.
[10] ANONİM, I. Asya-Avrupa Sanat Bienali İçin Resim Konusunda Bir Anket”, Sanat Çevresi, S.87, Ocak 1986, s.5-9.
[11] Can KÜLAHLIOĞLU, “Prof. Adnan Çoker iddiaları yanıtladı: “Bienal seçiminde adam kayırma yok”, Milliyet Gazetesi, 29 Ocak 1986.
[12] Çağdaş Türk Sanatı Sergisi’ne katılan sanatçılar şunlardır: Resim ve Özgünbaskı Resim Dalı’nda Nuri Abaç, Salih Acar, Güler Akalan, Bahattin Akay, Sabri Akça, Naile Akıncı, Nevzat Akoral, Erdağ Aksel, İsmail Altınok, Oktay Anılanmert, Hakkı Anlı, Turgut Atalay, Cavit Atmaca, Mustafa Ayaz, Ramis Aydın, Habib Aydoğdu, İbrahim Balaban, Bünyamin Balamir, Ferruh Başağa, Mehmet Başbuğ, Fahrettin Baykal, Şadan Bezeyiş, Şeref Bigalı, Hüseyin Bilişik, Cemal Bingöl, Birim Bozok, Tülay T. Börtecene, Gören Bulut, Vedat Can, Ali Candaş, Fikri Cantürk, İhsan Çakıcı, Yaşar Çallı, Bekir S. Çimen, Yusuf Çöloğlu, İsmail H. Demirtaş, Gül Derman, Tiraje Dikmen, Şükriye Dikmen, Adil Doğançay, İlhami Ercivan, Basri Erdem, Semra S. Erdoğan, Cemil Eren, Necla Erk, Fatma Eye, Behiye Eyikan, Sühendan Fırat, Ruzin Gerçin, Beyza Gönensay, Arslan Gündaş, Mehmet Gürbay, Hatice K. Gürsöz, Naciye İzbul, Ekrem Kahraman, Necdet Kalay, Hasan Kavruk, Kayıhan Keskinok, Oya Kınıklı, Halil Koyunpınar, Müşerref R. Köktürk, Nüzhet Kutluğ, Hulusi Mercan, Hayati Misman, Cuma Ocaklı, Bahattin Odabaşı, Tülin Onat, Osman Z. Oral, Söbütay Özer, Hasan Pekmezci, Şükran Pekmezci, Muharrem Pire, Kâinat Barkan Pajonk, Mehmet Sabır, Fadime B. Salman, Mübeccel Siber, Hale Sontaş, Nazan Sönmez, Gülseren Südor, Teoman Südor, Uğur M. Tamay, Tunç Tanışık, Burhan Temel, Selim Turan, Berna Türemen, Umut Türker, Naim Uludoğan, Turgut Uzunömerlioğlu, Jülide Atılmaz Ünal, Emel Ünver, Ayla Yılmaz, Vural Yurdakul, Hüseyin Yüce ve Mehmet Yücetürk; Heykel ve Seramik Dalı’nda Kadrünnisa Aydemir, Tamer Başoğlu, Yüksel Bingöl, Zerrin Bölükbaşı, Ünal Cimit, Müfide Çalık, Hakkı Karayiğitoğlu, Tankut Öktem, Hüseyin A. Özkan, Haluk Tezonar ve Jale Yılmabaşar. Bkz. ANONİM, Çağdaş Türk Sanatı Sergisi, Ankara, tarihsiz.
[13] ANONİM, “Avrupa-Asya Biennali’nde Sansür ve Sanatçıların Bildirisi”, Hürriyet Gösteri, S.67, Haziran 1986, s.54; Enis BATUR, “I. Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Bienali”, Milliyet Sanat, S.144, 15 Mayıs 1986, s.51.
[14] Bildirinin altına imzasını atan sanatçılar, yazarlar, eleştirmenler şunlardır: Fuat Acaroğlu, Adalet Ağaoğlu, Mustafa Kemal Ağaoğlu, Meltem Ahıska, Behiç Ak, Füsun Akatlı, Ergin Akış, Alaettin Aksoy, Cengiz Akduman, Yurdaer Altıntaş, Gökhan Anlağan, Oruç Aruoba, Mustafa Ata, Tomur Atagök, Serdar Ateşer, Şükrü Aysan, Yılmaz Aysan, Alparslan Baloğlu, İnci Baluk, Tamer Başoğlu, Selçuk Batur, Mehmet Bayhan, Cengiz Bektaş, Ateş Benice, Serdar Benli, İlhan Berk, İsmet Berkan, Gamze Beyhan, Canan Beykal, Hale Bolak, Ece Boratav, Seyit Bozdoğan, Saim Bugay, Umur Bugay, Önder Büyükerman, Atilla Candemir, Tülin Candemir, Metin Cenkmen, Ergun Çağatay, Cevat Çapan, Turgut Çeviker, Ender Çılgın, Tuna Çiner, Gültekin Çizgen, Adnan Çoker, Nazlı Damlacı, Namık Denizhan, Renan Dündar, Hülya Düzenlikoç, Rüya Erdoğan, Neşe Erdok, Cemil Eren, Sertaç Ergin, Saruhan Erim, Ferit Erkman, Ayşe Erkmen, Bülent Erkmen, Doğan Ertener, Mengü Ertel, Memet Fuat, Candeğer Furtun, Eyüp Görgüler, Mehmet Güleryüz, Birsen Gültekin, Nurdan Gürbilek, Tekin Güreren, Gökhan Gürses, Hüseyin Hayılar, Meriç Hızal, Serdar Işın, Şebnem Işın, Kemal İskender, Özer Kabaş, Bülent Karaköse, Gülsün Karamustafa, Sadık Karamustafa, Ülkü Karaosmanoğlu, Mustafa Kaşıkçı, Doğan Karakaş, Serhat Kiraz, Nur Koçak, Füreya Koral, Bülent Korman, Faruk Malhan, Alev Mavitan, Bihrat Mavitan, Asuman Mesci, Cemalettin Mutver, İbrahim Niyazioğlu, Celil Oker, Sevtap Oker, Filiz Olgun, Füsun Onur, Tan Oral, Bülent Oran, Gülsün Orhon, Zekai Ormancı, Ahmet Öktem, Nilgün Öneş, İbrahim Örs, Erkan Özdilek, Atilla Özkırımlı, Ergül Özkutan, Sarper Özsan, Ferit Özşen, Kadri Öztopçu, Ali Platin, Hasan Safkan, Başar Sabuncu, Emin Galip Sandalcı, Nejdet Sayın, Nevzat Sayın, Nedret Sekban, Emre Senan, Bülent Somay, Ayşe Soyer, Gürol Sözen, Nejdet Şen, Yasemin Şenel, Nejat Şaner, Nazan Tuncer, Yusuf Taktak, Süleyman Saim Tekcan, Latife Tekin, Ediz Tezel, Seyhun Topuz, Fevzi Tuna, Şükrü Türen, Ayşe Tütüncü, Sedat Ulu, Tomris Uyar, Temsil Ünsal, Özer Üstel, Nejat Yavaşoğulları, Erkal Yavuz, Hilmi Yavuz, Orhan Yıldırım, Gürel Yontan. Bkz. ANONİM, “Avrupa-Asya Bienali’nde Sansür ve Sanatçıların Bildirisi”, Hürriyet Gösteri, S.67, Haziran 1986, s.54.
[15] Ahmet KÖKSAL, “I. Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Bienali”, Milliyet Sanat, S.144, 15 Mayıs 1986, s.49-51; Beral MADRA, “Bir Biennal?”, Hürriyet Gösteri, S. 67, Haziran 1986, s.55-56.
[16] Beral MADRA, “Bir Biennal?”, Hürriyet Gösteri, S. 67, Haziran 1986, s.55-56.
[17] ANONİM, “I. Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Bienali Ankara’da Açıldı”, Sanat Çevresi, S.92, Haziran 1986, s.4-5.
[18] Kaya ÖZSEZGİN, “Bienal’in Ardından”, Milliyet Sanat, S.148, 15 Temmuz 1986, s.50-51. Özsezgin, Temmuz ayında yazdığı bu yazısında Bienal’in bitiminden bir ay geçmesine rağmen kataloğunun basılmadığını belirtmiştir.
[19] Namık Kemal ZEYBEK, “Sunuş”, 2. Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Biyenali, (Sergi Kataloğu), T.C. Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Yayını, Ankara, 1988, s.4.
[20] Bkz. ANONİM, 2. Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Biyenali, (Sergi Kataloğu), T.C. Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Yayını, Ankara, 1988.
[21] Sanatçı sayısı 9 olmalıdır.
[22] Kaya ÖZSEZGİN, “Yerli ve Yabancı Sanatçılar Bir Arada”, Milliyet Sanat, S.186, 15 Şubat 1988, s.50.
[23] Kaya ÖZSEZGİN, “Değişimin Dayanılmaz Hafifliği”, Milliyet Sanat, S.191, 1 Mayıs 1988, s.49.
[24] Bkz. ANONİM, Üçüncü Uluslararası Asya Avrupa Sanat Bienali, T.C. Kültür Bakanlığı Yayını, Ankara, 1990.
[25] Kaya ÖZSEZGİN, “Bienal’den İlk İzlenimler”, Milliyet Sanat, S.241, 1 Haziran 1990, s.15-17.
[26] Kaya ÖZSEZGİN, “Bienal’den İlk İzlenimler”, Milliyet Sanat, S.241, 1 Haziran 1990, s.16.
[27] Kaya ÖZSEZGİN, “Bienal Sorunu”, Milliyet Sanat, S.289, 1 Haziran 1992, s.47.



Yenilikler & Öneriler Benim Koleksiyonum Ödüllü Bulmaca Beş Bölgeli Büyütme Uluslararası Sanat-Linkleri Sanatçı Atölyeleri Üyelik

Anasayfa | Koleksiyonlar | Sergiler | Araştırarak Öğrenmek | Sanat Takvimi | Etkinlikler | Araştırma Kaynakları | Sanatçı Sayfaları | Paneller | İletişim | Bilgi & Haber | Sanal Müzeye Katkı | Sosyal Merkez | Site Haritası