 |
|
 |
Sahipsiz Kalan Servete Dair… - Mehmet Güleryüz (*)
İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'nin kurulduğu 1937'den başlayarak bağlı bulunduğu Güzel Sanatlar Akademisi geçen zaman içindeki gelişmeler ve gereksinimler(!) doğrultusunda farklı bir kimliğe doğru adımlar atmış ve kurumun adı zaman zaman değiştirilerek sırasıyla İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi, Devlet Güzel Sanatlar Akademisi ve son olarak da Mimar Sinan Üniversitesi olarak bugünkü görkemli durumuna kavuştuğu halde, bugün sanatçıların kamuoyunun ve basının tartışmasına açılan müze 1937'den 1980'li yıllara kadar gittikçe zayıflayan ama yine de varlığını sürdürme çabasında direnen durumunu 1980'den sonra süratle yitirmiş ve kapılarını kapatma durumuna gelmiştir.
Sanatçıların çoğunun içinden yetiştiği ve hala akademi olarak andığı kurum görkemli üniversite yapısına kavuşmuş, bünyesine konservatuvar da dahil bir çok branşı katmış, güçlü bütçeye ve kalabalık bir kadroya kavuşmuş olmasına, kendisine bağlı müzenin bilimsel, sanatsal gereksinimlerini karşılayacak kurum ve yönetmelikleri hazırladığı halde nasıl bugün bütün kesimlerin eleştiri odağı olduğu, üzerinde nesnel dayanakları gözden geçirilerek durmak gerekiyor. (mimar Sinan Üniversitesi yetkilileri haksız değerlendirmelerden, kişisel yaklaşımlardan yakındıklarından) durumu somutlaştırmak gerek.
31 Mart 2002 Radikal gazetesinin 23. Sayfasında M.S.Ü. Rektörü ve diğer yetkililerle yapılan görüşmeden alıntılar:
"Devletin müze için M.S. Üniversitesi'nce ayrı bir bütçe veremediği müzenin asıl sorunun - bina - oluşu."(Eserlerimiz var fizik mekanımız yok.)
"M.S.Ü. Plastik Sanatlar Merkezi kuruldu, çalışmak için günleri sayıyor."
"Üniversite olarak başka projelerimiz de var."
"Müzeyi bugüne kadar akademisyenlerimiz, bilgi birikimimiz ve eserlerimizle yeteri kadar besledik" deniliyor.
Bu görüşlere karşı düşüncelerimizi ve dayanaklarımızı sıralarsak:
"M.S.Ü.'ye verilen Tophane-i Amire (Tophane semtindeki eski top dökümlerinin yapıldığı tarihi binalar) M.S. Üniversitesi'nce restore edilmiş ve sergileme alanları olarak düzenlenmiş, ancak son 5 yılda 3 sergiye ve birkaç sosyete davetine kiralanmıştır. (İş Bankası Koleksiyonu Sergisi ve Monik Benardete daveti gibi). Binalar uzun süredir boş ve atıl beklemededir.
Fizik mekanlar oluşturmada M.S.Ü. bütçesinde kaynak bulabiliyor (Şu sırada M.S.Ü. Heykel Bölümü ve Fındıklı Parkı arasındaki alanda inşası süren Yönetim Köşkü'ne kaynak tahsisi, müzenin gereksinimlerinin önüne geçmiştir. M.S.Ü. bütçesinde müzeye ayrılan pay yüzde kaçtır?
Müzeyi yeterince beslediği söylenen akademik katkı: Son müze müdürüne kadar M.S. Üniversitesi'nce atanan ressam Prof.'ların müzecilik vasıflarının bulunmayışı, keyfi, denetimden uzak uygulamalarının şu andaki hali oluşturmada rolleri gözden geçirilmeli. (Prof. Kemal İskender'in 8 yıllık yönetimi.)
Akademik katkının bir sonucu Prof. Kemal İskender imzalı tanıtım yazısının da bulunduğu broşürün son sayfasında yer alan Sabri Berkel resmi ters basılmış ve Sabri Berke olarak dizilmesine rağmen halen kullanımda olduğu, ya yönetimlerce görülmedi veya doğrusu bu diye kabul edildiğinden toplatılmadı.
Yandaki kutuda görülen açıklamada da ayrıntılı bir şekilde işlendiği gibi, buna benzer sorumluluk ve görevi dikkatle tanımlayan bir dizi madde akademik titizlikle, özenle yayın üzerinde durarak hazırlanmış.
Buna karşın müzenin kapsamlı tek yayını gibi gözüken Müze Katalogu Yapı Kredi Yayınları'ndan, M.S.Ü.'den olmayan bir akademisyen tarafından Sn. Kaya Özsezgin tarafından kaleme alınmış, 3 bin adet basılmış ve müzede de satışta değil. Müze Müdürü Sn. Kemal İskender'in Yapı Kredi'ye teşekkür metni M.S.Ü.'nin kataloga akademik katkısı mı?
12 yıldır varolan uygulama merkezinin yayınlarını, araştırmalarını merak etmemek mümkün mü? Kaynak yetersizliğinden müzeye çok uzun yıllardır M.S.Ü. öğretim kadrosunun yapıtları dışında yapıt alınmamıştır.
Kaynak eksikliğinden yapıt alınamaması sanat ortamının bilimsel dikkatle izlenmesi sonucunda müze koleksiyonlarına katılması gereken yapıtları, slayt, video, fotografla belgeleyip "Sanal Müze" olarak web sayfalarında sunabilmek mümkündü. Müzeye bağış yapmak isteyenlere bu kaynaktan seçme yapmaları önerilebilinir. Çağdaş Türk Sanat Tarihi yazılabilinirdi. Hala bu boşluğu dolduran bir çalışma yok.
Müzenin halen web sayfası yok.
Uzun yıllardan bu yana müze kitaplığına kitap alınamıyor. Müzede bulunan akademiden kalan öğrenci arşivi ne zaman, hangi nedenle dağıtıldı? Dağıtılmadan belgelendi mi?
Güzel sanatlar Akademisi döneminde resim, heykel bölümlerince açılan paralı konkurlarda yılda üç kez peysaj, natürmort, portre, büst, tors, desen dallarında öğrenci yapıtları akademi arşivine katılır ve müzede korunurdu. Bu gelenek geleceğin sanatçılarının gençlik yapıtlarını değerlendirmek ve öğrencilere hatırı sayılır bir ekonomik destek olması açısından ve sanat belleği oluşturmak yönünden de doğru bir tutumdu. M.S.Ü. akademik kurullarının geçmiş dönemlerin geleneklerini hatırlamada kazancı olacağını ve bu arşivin encamını soruşturacağını umarız.
Çağdaş müzecilik esasları gözetilirken, 1988'de yapıyla uyuşmayan yanmaz özelliğinin dışında, son derece ağır, dolayısıyla binaya artı yük olan büyük boyut, yapıtlara kısa kalan ebatlarıyla işlevsiz, çirkin sergileme panolarının varlığı nasıl açıklanır?
Bir dönem alınan 3 adet nem cihazı kullanım dışı kalmış yerine yenileri alınmamıştır.
Çağdaş müzelerde kullanılan ısı ve nem ölçme aygıtları yoktur.
Depolama sisteminde yapıtların korunması için gerekli ızgara sistemi yapılmamıştır. Yapıtlar birbirlerine dayalı olarak durmakta ve zedelenmektedir.
Halen bilgisayar sistemine geçilmemiş, süreli yayınlar takip edilememektedir.
Yukarıda değindiğimiz sorunların cevaplanmasında müzenin çağdaş bir işlev kazanacağını sanmak durumunda değiliz. Bunlar çağdaş müze, çağdaş bilim, çağdaş sanatın sorunları değildir. Bunlar sadece çağdışı bir durum için yapmak zorunda olduğumuz saptamalardır. İçinde olduğumuz 2002 yılında bunları tartışmak zorunda bırakılmamız durumun ne kadar vahim olduğunu göstermesi açısından önemlidir.
Bilimsel sorumluluk somut verilere dayalı savları kimlik ve kişilik sorunu yapmaksızın çözümlemede açıklık ve kararlılığı gereksindirir.
Müzenin Vazifeleri Belliydi
"Müzenin M.S.Ü. tarafından yeteri kadar beslenişi."
(2-3 yıl müze müdürlüğü yapan ressam Prof. Sayın Özdemir Altan'ın müze koleksiyonlarında 11 yapıtının bulunması bu beslenmenin göstergesidir, diyebilir miyiz? Bkz.: İstanbul Resim Heykel Müzesi Katalogu - Yapı Kredi Yayınları)
"M.S.Ü. Plastik Sanatlar Uygulama Merkezi kuruldu, çalışmak için günleri sayıyor." Deniliyor. O kadar.
Oysa bu merkezin 28 Mayıs 1990 tarih, 20531 sayılı Resmi Gazete'de ilan edilen Mimar Sinan Üniversitesi Müzecilik ve Plastik Sanatlar Restorasyonu Araştırma ve Uygulama Merkezi Yönetmeliği ile 12 yıldır hayata geçmiş olması gerekiyor. Oldukça kapsamlı olan yönetmelik müzecilik, araştırma ve uygulama görevlerini, öğretim destek görevlerini kapsamlı belirliyor.
Bazı maddelere göz atacak olursak:
2. Bölüm Madde a) M.S.Ü. İstanbul resim ve Heykel Müzesi Koleksiyonları'nda yer alan eserleri çağdaş müzecilik koşulları altında sergilemek.
b) Toplumumuzun, kültürel ve sanatsal geçmişini, çağdaş kültür ve sanatını yansıtan eserleri koleksiyonlarına katmak.
c) Ülkemiz plastik sanatları ve sanatçıları hakkında araştırmalar yayımlamak.
d) Koleksiyonlarda yer alan eserleri katalog, film, diyapozitif gibi yayınlarla yaymak.
h) Müzeyi tanıtıcı nitelikte broşür, dergi ve benzeri yayınları gerçekleştirmek. (Madde 4-a) genel olarak plastik sanatlar, özel olarak kendi koleksiyonları üzerine bilimsel araştırmalar yapmak ve araştırmaları yayımlamak.
(*) Uluslararası Plastik Sanatçılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı, Ressam - Yazarın kendisinden izin alınarak Radikal Gazetesi 24 Nisan 2002 Çarşamba, sayfa 22'den alıntılanmıştır.
|
 |