 |
|
 |
"Mersin Resim Günleri"nden
"Mersin Çağdaş Sanatlar Müzesi"ne... (1)
"İşte siz, İçel Sanat Kulübü'nün sevgili üyeleri, eğer 'Benim ödediğim aidatlarla, benim verdiğim destekle Mersin'de bir "SANAT SOKAĞI" oluştu diyebiliyorsanız...
Eğer siz İçel Sanat Kulübü'nde açılan her sergide, düzenlenen her konserde, yapılan her sanatsal ve kültürel çalışmada, 'Bunu ben yaptım' diyebiliyorsanız...
Eğer siz çakılan her çiviyi, üst üste konulan her taşı başaran güçte, 'Benim de payım var' diyebiliyorsanız, ve de bunu bütün mevcudiyetinizle hissedebiliyor, her hücrenizde yaşayabiliyorsanız, işte İçel Sanat Kulübü'ne üye olmanın karşılığını alıyorsunuz demektir.
Ben İçel Sanat Kulübü'nden başka hiçbir kulübe üye olmanın bundan daha büyük, bundan daha güzel bir ayırcalık vereceğine inanmıyorum." (2)
***
İçel Sanat Kulübü'nün daveti üzerine gittiğim Mersin'de geçirdiğim üç günde (17-19 Ekim) yaşadıklarımı ve İçel Sanat Kulübü'nün misyonunu en iyi Sn. Doğan Akça'nın kaleminin dile getirebileceğini düşündüm. Mersin bir sanatçılar yatağı, her sanat dalından sayısız insanımız bu yörede doğmuş, yetişmiş ve ülke çapında, dünya çapında üne ve başarıya ulaşmışlar. (3) Alıntıladığım satırlarda özetlenen anlayış ile gerçekleştirdikleri "SANAT SOKAĞI" kelimenin tam anlamıyla "KURTARILMIŞ BİR BÖLGE", her yoğun kentleşen yöremizde olduğu gibi. Burada özenle restore edilmiş eski evler, avlular ve bakımlı bitkiler, ağaçlar, sizi karşılıyorlar ve de tabii en önemlisi bunları zaman içerisinde gerçekleştiren insanların kendileri de... Benim İçel Sanat Kulübü ile bağlantımı gerçekleştiren Sn. Ahmet Yeşil, Kulüp Başkanı Sn. Doğan Akça, Teoman Ünüsan Galerisi'nin Yöneticisi Sn. Sühendan Şimşek ve yardımcısı Sn. Esra Arsu, Lokal sorumlusu Sn. Davut Oğuzcan, Lokal restorasyonunun teknik adamı Sn. Abidin Tanrıkulu, kulübün kurucularından ve ilk başkanlarından Sn. Mehmet Ali Meriç ve tanıştırıldığım ancak isimlerini burada sayamayacağım sayısız Mersinli sanatsever burada farklı bir şeylerin olduğunun ve olacağının sinyallerini vermekteydiler. Bu insanların ve tüm yöre insanlarının oluşturduğu çekim gücünün giderek artcağına, Mersin'in Ekim ayı Kültür/Sanat etkinliklerinin zaman içinde Uluslararası düzeye ulaşacağına inanıyorum.
Dervişin fikri neyse zikri de oymuş; ben bir senedir özellikle GENÇSANAT dergisindeki yazılarımda "ÇAĞDAŞ SANAT KOLEKSİYONLARI/ÇAĞDAŞ SANAT MÜZELERİ" konusunu "bir semazen sabrı ile çekiçlemekteyim." Bu konuda dünya neler yapıyor, konulara nasıl yaklaşıyor; biz neden hala somut bir şeyler ortaya koyamıyoruz, neresinden nasıl başlayabiliriz, gibi sorular sorarak, cevaplarını vererek malum çevreleri uyandırma çabasını gütmekteyim. "GENÇSANAT"ın Ekim 1997 tarihli 38. sayısındaki yazımın son bölümünde şu aşağıdaki satırları yazmışım:
"... Anadolu toprakları üzerinde Guggenheim Bilbao Müzesi benzeri bir oluşum neden düşünülmesin? Herşey hayal etmekle ve bir delinin kuyuya taş atması ile başlar... Her boyutu düşünülmüş, uluslararası ilişkileri kurulmuş benzeri bir kültür yatırımı için Güneydoğu Anadolu, Çanakkale ve Ege ilk aklıma gelen bölgeler...
Anadolu'yu düşünelim; bakalım böyle bir şeref, böyle bir onur hangi girişimci bölge halkına ve onların yerel yönetimine, hangi cumhurbaşkanına, hangi başbakana, hangi kültür bakanına nasip olacak?" (4)
Yukarıdaki yazı Mersin'i tanımadan önce yazılmıştı, şu geçirdiğim üç günden sonra neden sözünü ettiğim "Çağdaş Sanatlar Müzesi" Mersin'de olmasın diyebiliyorum. Guggenheim Bilbao ölçeğinde olmasa da, Gençsanat'ın Kasım 1997 tarihli 39. sayısındaki yazımda ele aldığım "Constantini Müzesi" ölçeğinde bir kurum, Türkiye ölçeğinde bir ilk bu tür müze neden olmasın! Sn. Doğan Akça ile konuşmalarımızın bir noktasında, Mersin yönetimlerinin de bu konuya sıcak olduğunu hissettirmesi, beni daha da heyecanlandırdı; çünkü biliyorum ki, rekabeti seven, komşusundan geri kalmak istemeyen girişimci Anadolu insanımız bir ilk iyi örneğin gerçekleşmesi ile bu konuda da yarışacak, ve tüm kentlerimizde belkide bu konuda bir rönesans yaşanacaktır. Söz ve yazı ile "YOKLUKLARIN OLDUĞU YERDE, AYNI ZAMANDA FIRSATLAR DA VARDIR!" lafını da bu günlerde sıkça kullanmaktayım. Bu işi ilk başaranın ayrıcalıklı konumunu ve kazanacağı onuru da gözardı edemeyiz. Dünyada güzel sanatlar aktivitelerinin son dönemde gayrimenkul alanlarının değerlendirilmesi sürecinin ilk adımı olarak kullanıldığını da anımsarsak, deniz ve göl kıyılarını tüketip, yaylalarına el atan Türk insanının eninde sonunda bu tarz avantajları olmayan, veya yeni fonksiyonlar verilecek bölgelerin canlandırılmasında çağdaş sanatı kullanmasının çok uzakta olmadığını söyleyebiliriz. (5)
Ne kadar direnirse dirensin teknoloji açısından olsun, zihniyet açısından olsun, "DÜNYA NEREYE GİDİYORSA, TÜRKİYE DE ORAYA GİTMEK ZORUNDA..." diye düşünmekteyim.
***
18 Ekim Cumartesi İçel Sanat Kulübü Nevit Kodallı Salonu'nda sanatseverlerle söyleşmek olanağını da buldum; söyleşi başlığı olarak: "YAŞAM... VE YİRMİBİRİNCİ YÜZYILIN EŞİĞİNDE EĞİTİM VE ÖZELLİKLE SANAT EĞİTİMİ KONUSUNDA ÜLKEMİZDE VE DÜNYADA YAKLAŞIMLAR VE SORUNLAR... YARATICILIK VE ÖZGÜNLÜK ARAYIŞI"nı seçmem sanat eğitimi öğrencilerine bazı bilgilerimi ve deneyimlerimi aktarabilmek için idi. "KENDİNİ TANIMA"nın, "NE İSTEDİĞİNİ BİLME"nin önemini vurguladıktan sonra, Batı sanat eğitimi kurumlarında ilk yılda uygulanan "YILDIRMA" ve "KAÇIRMA" yöntemine değinerek, meşakkatli ve herkesin başarılı olamayacağı sanat eğitimine hakikaten olaya tüm benliği ile yoğunlaşmış kimliklerin girmesinin istendiğini aktardım. Bizim sistemimizde yatay geçiş olanaklarının olmaması nedeniyle, sanat öğrencisi adaylarının ve ailelerinin çok küçük yaşlardan kendilerini tartmalarının gerekliliğini, 20'li yaşlarda verilen en önemli iki karar olan "İŞ ve EŞ SEÇİMİ"nin tüm yaşamın önemli bir bölümünü etkilediğini ileri sürerek, gençlere aşağıdaki nasihatlarda bulundum:
o "SEVDİĞİNİZ İŞİ" ve
o "SEVDİĞİNİZ" ve "SEVDİĞİNİZ İŞİ YAPMANIZI ENGELLEMEYECEK, KÖSTEKLEMEYECEK, SİZİ KISKANMAYACAK, BİLAKİS SİZİ DESTEKLEYECEK, YÜREKLENDİRECEK VE BAŞARILARINIZLA MUTLU OLACAK EŞİ" SEÇİNİZ...
o HER İŞTE BAŞARILI OLMANIN BİRİNCİ KURALI İSE "KENDİNE GÜVEN"DİR...
o KENDİNE GÜVEN İSE, YAPTIĞINIZ İŞİN İYİ, GÜZEL VE KALİTELİ OLDUĞUNU BİLMENİZ İLE ORANTILIDIR.
o BUNUN İÇİN DE ADIM ADIM, MALZEMELERİNİZİ, KONULARINIZI VE BU İKİSİ İLE KENDİ İÇ BENLİĞİNİZİN İLETİŞİMİNİ TARTARAK ÖRNEĞİN, RESİM YAPARKEN HER KALEM, FIRÇA VEYA SPATÜL DARBENİZDEN EMİN OLARAK, ÇALIŞMANIZ GEREKMEKTE...
o DOĞADAN VE MODELDEN ÇALIŞMANIN ÖNEMİNİ DE GÖZARDI ETMEMEK GEREKİR; BUGÜN EMPRESYONİSTLERİN DOĞAYA ÇIKIŞLARINDAN YAKLAŞIK 150 YIL SONRA, DOĞA ÇOK DAHA FAZLA TEHLİKEDE VE ÇOK DAHA FAZLA "BAKILMAYI" (6) İSTEMEKTE, GEREKSİNMEKTE...
o YARATICILIĞIN VE ÖZGÜNLÜĞÜN ATEŞİNİN YAKILABİLMESİ İÇİN İSE; BİLGİ, ALGILAMA VE DEĞERLENDİRME DONANIMINIZIN HAZIR OLMASI,
SEÇİLEN KONULARIN, ALANLARIN ÜZERİNE SABIRLA, İNATLA, SEVGİYLE, TUTKUYLA GİDİLMESİ, UFKUN AÇIK TUTULUP, İLETİŞİMİN EN ÜST DÜZEYE ÇIKARILMASI,
FARKLI SANAT DALLARININ BİRBİRİNİ BESLEDİĞİNİN, ZENGİNLEŞTİRDİĞİNİN UNUTULMAMASI, GEREKLİDİR. (7)
5. İstanbul Bienali, Türk Sanatçıların Batı Sanat Pazarında ve müzelerinde temsil edilmemeleri, sanat eleştirmenliğinin sorunları ise, söyleşinin soru cevap bölümünde üzerinde durulan konular oldular...
***
19 Ekim 1997 Pazar sabahı Sn. Mehmet Ali Meriç'in iki arkadaşı ile paylaştığı atölyesini ziyaret ettim. İstanbul'a döndüğümde Kasım Koçak'tan Maltepe'deki ilk atölyeyi açmaya Mehmet Ali Meriç'in yüreklendirmesi ile karar verdiğini öğrenmem, benim için ilginç bir sürpriz oldu. Mehmet Ali Meriç'in atölyedeki resimleri, farklı, duygusal anlarının figüratif dışavurumlarının arayışlarında odaklanıyorlardı. Atölyeyi paylaşan diğer iki ressamdan birisi olan Ömer Anamur'un toz boya ve bot verniği ile çeşitlediği figür araştırmaları da ilgi çekici ve özgün bir yaklaşım idi. Atölyenin üçüncü ressamı Memduh Kuzay'ın çok başarılı büyük boyut soyut ve figüratif tuvalleri ve pastel boya kullanarak yaptığı bir otoportresi tutkuyla resim yapan bir kimliği açığa vurmaktaydı.
Bir sonraki durağım; jeomorfolog, otodidakt ressam ve heykeltıraş Rafelt Van'ın atölyesi ve yapıtlarının deposu olarak da kullandığı işyeri idi; bizi dükkanının önündeki kaldırımda düzenlediği resim sergisi ve bir sürü farklı malzemelerle gerçekleştirilmiş yontuları ile karşılayan sanatçının desen defterlerinden birisini, ve bir mermer yontusunu özellikle şaşırtıcı buldum ve satın aldım.
Pazar günkü son durağım Ressam Ahmet Yeşil'in atölye-eviydi; Mersin, resim ve dünya üzerine ve özellikle son resimleri ile gelecekteki projeleri ve Fransa sergisi üzerine onunla söyleştik. Ahmet resimlerini giderek yalınlaştırmakta, ve çok daha çarpıcı ve gizemli kılmakta. Son resimleri arasındaki girdabımsı bir halat roda(8)sı ile sarı/mor armonili, halatların geri planda kaldığı soyut bir kompozisyonu beni en çok etkileyen resimleri oldular. Mersindeki ilk günümde ziyaret ettiğim Sn. Doğan Akça'nın atölyesi buranın üçüncü atölyesi imiş, bana anlattığına göre. Kulüp yönetimi ile resmini bu dönemde bir arada yürütmek durumunda olan Sn. Akça'nın üzerinde çalıştığı çeşitli Mersin görünümleri, çiçekler ve diğer peysajlar yağlıboya ve pastel teknikleri ile, ve inanılmaz bir sabır ve sevgi ile işlenmişlerdi. Özellikle İçel sanat Kulübü Lokali'nde sergilenen büyük resminin teknik ustalığı şaşırtıcı düzeydeydi.
***
Cuma öğleden sonrasının bir başka sürprizi de, Mersin Kordonunun başlangıcındaki "Arthome Sanat Galerisi"ndeki, "Utku Varlık" resim sergisinin açılışı ve dışarılara taşan ilgili, heyecanlı, dinamik ve neşeli izleyici topluluğu idi. Adana'dan gelen "Görüntü Sanat Galerisi"nin sahibesi Yüksel Hanım Arthome'un sahibesi Tülin Hanım, açılış için gelen Utku Varlık ve eşi ile şair ve yazar Gülseli İnal ve daha o gün tanıştığım Mersinli sanatseverler, Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Sn. Nevhiz Tanyeli, her daldan öğretim üyeleri, öğrenciler, medya mensupları, herkes oradaydı.... (9)
***
Göz açıp kapayıncaya kadar geçen üç gün; resimlerle, ressamlarla, yeni tanışlarla resim konuşarak, sanat konuşarak, Türkiyeyi konuşarak geçen üç güzel gün...
Nefis yöresel lezzetlerin, -barbunyaların, karideslerin, içli köftelerin,humusun, özel salataların, ciğer şiş ve kanat ızgaraların, şamfıstıklı tatlıların, cezeriyelerin- damaktaki tatları ile yoğun üç güzel gün...
***
Mersin'in sürprizlerinin ve güzelliklerinin sürmesi ve yazımın başında dile getirdiğim "Mersin Çağdaş
Sanatlar Müzesi" nin gerçekleşmesi umuduyla...
(1) Bu yürekten bir temenni, yoksa henüz somut bir girişimin bilgisi bana ulaştırılmadı.
(2) "BU KULÜBE NİYE ÜYEYİZ ?" Doğan Akça; İçel Sanat Kulübü Aylık Bülteni, Ekim 1997/Sayı 63 -sayfa 7.
(3) Bu isimlerin tümünü sıralamanın bu yazı kapsamındaki imkansızlığı nedeniyle, kimseye de haksızlık etmemek için bunların dökümünü veremiyorum. İlgilenenler İçel Sanat Kulübüne başvurabilirler: Tele/Fax: 0324 2381088
(4) Gençsanat Ekim 97, Sayı 38, sayfa 8.
(5) Ülkemizde Beyoğlu Güzelleştirme Derneği bunun bir ölçüde öncülüğünü yapmıştır...
(6) Kelimenin tüm anlamları ile!
(7) Konuşmanın bu noktasında epeydir kafamda olan bir konuyu gündeme getirip Türkiye'de ulaşılabilecek kitaplardan seçilmiş, genç sanat öğrencilerinin yararlanacaklarına inandığım, bir okuma listesi önerdim, tartışılması veya eklemeler yapılabilmesi, ve de isteyenlerin yararlanabilmesi için bu listeyi dipnot olarak veriyorum (Toplam 50 kitap yanlış saymadıysam):
- Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun Bilgi Yayınevi tarafından yayınlanan kitapları, özellikle "RESME BAŞLARKEN", "RESİM YAPARKEN"; ve diğerleri: "YUKULELE'YE MEKTUPLAR", "DELİ FİŞEK", "TEZEK", "DOL KARA BAKIR DOL", "KARDEŞ MEKTUPLARI", "KÜLTÜR YOKUŞU", "BU ANADOLU VAR YA"
- "THEO'YA MEKTUPLAR" - Vincent Van Gogh - YKB Yayınları
- "CORNELIUS'A MEKTUPLAR" - Orhan Peker - YKB Yayınları
- "İSPANYOL DEFTERİ" - Orhan Peker - YKB Yayınları
- "Ressam NAMIK İSMAİL" - Zeynep Rona - YKB Yayınları
- "Ressam NAZMİ ZİYA" - Turan Erol - YKB Yayınları
- "Techniques of the Great Masters of Art" - PARKLANE - Literatür Yayıncılık aracılığı ile (İngilizce)
- "VAN GOGH, The Complete Paintings" - TASCHEN - 2 cilt
- "GERÇEĞİN PEŞİNDE" - JEANNE CAMPION - AFA KADIN-25
- Sinemacı Renoir Ressam Renoir'ı Anlatıyor - Düşün Yayınları
- "ŞAKİRPAŞA AİLESİ" - Şirin Devrim - Milliyet Yayınları
- "PICASSO ile Konuşmalar - BRASSAI - DE Yayınevi
- "PABLO BICASSO" - a RETROSPECTIVE - Museum of Modern Art, N.Y.
- "ÇAĞDAŞ TÜRK SANATI" - Sezer Tansuğ - Remzi Kitabevi
- "Türk Resminde Yeni Dönem" - Sezer Tansuğ - Remzi Kitabevi
- "Beş Gerçekçi Ressam" - Sezer Tansuğ - Gelişim Yayınları
- "Sanatta Batı'ya Açılış ve Osman Hamdi" - Mustafa Cezzar İş Bankası İktisat Bankası
- "Bir Tablo Satıcısının Anıları" - A. Vollard - Halk El Sanatları Yayınları
- "Benim Galerilerim, Benim Ressamlarım" - Daniel-Henry Kahnweiler - GECE
- NEW HORIZONS CEP KİTAPLARI DİZİSİ - Rembrandt, Goya, Corot, Manet, Cezanne, Monet, Rodin, Renoir, Degas, Van Gogh, Matisse, Picasso, Bacon... (İngilizce)
- Haçlı seferleri Tarihi -3 cilt - Steven Runciman - Türk Tarih Kurumu.
- Herodot Tarihi - Herodotos - Remzi Kitabevi
- Mitoloji Tarihi - Azra Erhat - Remzi Kitabevi
- Açık Bir Kitap - John Huston - Nisan Yayınları
- KARŞITI ARAMAK - Sezer Tansuğ - Arkeoloji ve Sanat Yayınları
- SANATA YAKLAŞIM - Sezer Tansuğ - Künmat Yayınları
- HERKES İÇİN SANAT- Sezer Tansuğ - Altın Kitaplar Yayınevi
- WAYS OF SEEING - JOHN BERGER - Penguin Books (İngilizce)
(8) Teknelerde merkezden dışarı halatın yerde dairesel olarak sarılması
(9) Aynı topluluk, Mersin'de Cumartesi günlerine özgü bir etkinlik olan "Arkeolojik Geziler" nedeniyle bazı eksikleri ile Teoman Ünüsan Sanat Galerisi'ndeki 18 Ekim günkü "Cihat Burak Resim Sergisi"nin açılışında da bir aradaydı...
Haşim Nur Gürel
24.10.1997
|
 |