Türk Resmi Seçkisi   

Dönemsel Sergiler Dosyası   

  Eleştiri & Tez Dosyası   

Tartışma Dosyası   


( Müze Dosyası )   

İstanbul Bienali Dosyası   




Asrın Anlaşmasının Ayrıntıları..
ve "Guggenheim Anatolia"

Gençsanat'ın Mart 1997 sayısında "Guggenheim'ın Bask Uydusu... ve Biz" başlığı ile Cathleen Mcguigan'ın Newsweek dergisindeki bir yazısından yararlanarak gündeme getirdiğimiz "Guggenheim Bilbao Müzesi"(1)'nin Ekim 1997'de açılacak olması konuyu daha ayrıntılı olarak ele almayı gerekli kıldı(2). Mart ayındaki yazımda, "ekonomisi ile globalleşen dünyaya egemen olan ABD'nin şimdi mimarisi ile, sanatı ile dünya sanatının en önemli bölgelerinden birisine -İspanya'ya- yumuşak karnı Bask bölgesinden ilginç bir çıkarma yapmasına şahit olmaktayız. İspanyollar böyle bir çıkarmayı süzerek yararlanacak birikime ve altyapıya sahip bir eski Avrupa ülkesi, yine de Bilbao sonrasının çağdaş İspanyol sanatındaki değişimleri izlemekte de -bundan sonraki yıllarda-, yarar var." (3) diye yazmıştım. Solomon R. Guggenheim Foundation (4) ile Basklar arasında varılan anlaşmanın ayrıntılarının her iki tarafın düşüncelerini, beklentileri ve sakıncalarını net olarak ortaya koyması açısından ilginç olacağını düşünmekteyim. Bir de yapılan anlaşmanın önemli bir maddesi de (Baskların kendilerini korumak için koydukları) SRGF'nin "Avrupa"da benzer bir müze gerçekleştirmemeye garanti vermesi. Bu nedenle "Avrupa İşbirliği Hayali"nin gerçekleşme şansı bulunmayan ve topraklarının önemli bölümü Asya'da olan Türkiye'nin Guggenheim'in genişleme adımlarının öteki menzilinin alternatiflerinin birisi olması da (5) bu anlaşmanın ayrıntılarını ilginç bulmamızı nedenlemekte.

SRGF'nin yöneticisi Thomas Krens'in İspanyollarla vardığı anlaşmada en önemli yardımcısı, Sosyalist hükümet döneminde İspanya Kültür Bakanlığı'nın "Ulusal Sergiler Merkezi"nin yöneticisi olan Carmen Giménez, bu dönemde gerçekleştirdiği uluslararası sergi programı ile İspanyol sanatçılarını yurt dışında tanıtırken, ülkesinde de modern ve çağdaş sanata müthiş bir ilgi uyandırmayı başarmıştı. Giménez'in gerçekleştirdiklerinin kapsamı ve İspanyol hükümetinin güzel sanatlara yürekten bağlılığı Krens'i etkilemiş ve uzun vadeli kendi büyük ölçekli projelerini ileri sürmekte onu yüreklendirmiş olmalı. 1988'de Jimenez ile ilk karşılaştıklarında Krens, Giménez'in Kont Guiseppa di Panza'nın sanat koleksiyonunu -özellikle önemli Minimal Sanat başyapıtlarını- ondan önce ele geçireceği konusunda kaygılıydı. Çünkü Giménez aynı yıl bu yapıtları "Reina Sofia" sanat merkezinde çarpıcı bir biçimde sergilemişti. Ne var ki, onu destekleyen kültür bakanı Javier Solana'nın yerine masrafları kısma yanlısı Jorge Semprun'un gelmesi (Temmuz 1987) ile sonunda 1989'da Gimenez'in Guggenheim'in 20. yüzyıl sanatı küratörü olarak ulusal düzeyden uluslararası alana geçmesinin ertesi yılında da Krens, SRGF için Panza koleksiyonundaki 211 adet çoğunlukla Minimalist tarzdaki resim ve yontuları satın aldı, ve o tarihten itibaren de bu yapıtlara sergilemeye uygun mekan arayışları yeni Guggenheim uyduları gerçekleştirmenin anahtar motiflerinden birisi oldu.

1991'de Krens ve Gimenez, oluşturdukları "Guggenheim Koleksiyonundan Başyapıtlar: Picasso'dan Pollock'a...", "Kandinsky'nin Suluboyaları" ve "Guggenheim Müzesi: Son Avant-Gardlar 1940-1991" sergilerinin desteği ile İspanya'daki tüm olası uydu müze adreslerini içeren kentlerin temsilcileri ile görüşmeler yaptılar ve 30 Eylül 1991'de Gimenez GMB'nun ön anlaşmasının ertesi gün Krens ile Bask kültürel işler temsilcisi Joseba Arregi arasında imzalanacağını duyurdu. Bu denli bilinmeyen, duyulmamış bir proje için protokol oldukça gelişmiş bir safhadaydı. Müze yeri, mimarı, binanın avan projesi, yaklaşık maliyet ve temel koleksiyon programı üzerinde uzlaşılmıştı. Frank O Gehry'nin yaklaşık 30.000 m2'lik devasa müze maketi Krens'in seçtiği Nervion Nehri kıyısındaki gözde bir mevkide konuşlandırılmıştı. İki de ayrı koleksiyon düşünülmüştü - birisi SRGF'den uzun süreli ödünç verilecek "Minimalist" ve "Arte Povera" yapıtlardan, ötekisi de Bask ve İspanyol sanatını öne çıkaran bir koleksiyon. İlk tahminlere göre İngiltere ve Bordo kenti ile bir "Atlantik Ekseni" oluşturması beklenen Bilbao'nun müzesi (6) 170 milyon USD'na malolacaktı, ve yalnızca iki buçuk ay sonra asrın müze anlaşması kesinleşti. Bağlayıcı 20 yıllık bir kontrata göre, (75 yıla uzatılabilecek olan), Basklar inşaatından, işletme giderlerine ve hatta bu anlaşmayı hazırlayan SRGM personelinin ücretleri de dahil tüm finansmanın yüzde yüzünü sağlayacaklardı. Bazı tahminlere göre anlaşma imzalandığında 250 milyon USD'a yükselen harcamaları Bask bölgesi ve Biscay eyaleti yarı yarıya (50/50) karşılayacaklardı (Diğer yeni İspanyol müze projelerinin aksine, GMB İspanyol devletinden kaynak kullanmayacaktı.) Masraflar inşaat masraflarını (180 milyon USD) artı belirlenecek işletme harcamalarını (işletmenin fiziki bakım, işletme giderleri ve maaşlar) ve de SRGF'ın sağlayacağı küratörlük ve idari hizmetlerini kapsamaktaydı. Ek olarak Bask yönetimleri yeni İspanyol ve Bask koleksiyonları için (1994'den başlayarak dört yıllık bir dönemde harcanacak) 50 milyon USD sağlayacaklardı. Yeni koleksiyonun gerekçesi sorulduğunda, Krens SRGF'nin bunun "ilk anlaşmanın bütüncül bir parçası olduğunu, çünkü bu büyüklükte ve çapta bir müzenin taze bir canlılık enjeksiyonuna da gereksinimi olduğunu" düşündüğünü ileri sürmekteydi. Yakın zamana kadar GMB(nin proje yöneticisi olan Gail Harrity'ye göre ise, yeni koleksiyon ile GMB'nin Avrupa'daki yeni inşa edilen öncelikle "Kunsthalle" olan yeni müzelerden ayrılabilmesi amaçlanmaktaydı.

Ancak bu örneği olmayan anlaşmanın en çarpıcı yanı, Baskların SRGF'ye 92 ve 93 Şubatlarında iki taksitte ödeyecekleri vergisiz, net 20 milyon USD'lik bağış idi. İspanya'da bu ödeme - Guggenheim koleksiyonunun ilerde kullanılmasının "kira ücreti" ve "isim hakkı bedeli" olarak nitelendirildi; ancak bu hediye Baskların Guggenheim'ın Bilbao'daki varlığının önemli ödüller getireceğine inançlarının bir ölçüsü olarak da yorumlanabilir. Bunlara karşılık SRGF koleksiyonunu kontrat süresince dönüşümlü olarak Bilbao'da sergileyecekti, ve teorik olarak da dolaşımı sınırlandırılmış veya seyahat edemeyecek kadar nazik yapıtlar dışında SRGF'nin 6000 kadar olduğu tahmin edilen yapıtlarının tümü Basklar tarafından görülebilecekti.

Başından beri SRGF'nin müzeyi yürüteceği ve işleteceği öngörülmüştü. Bu sorumluluklar; ayrıntılı bir işletme bütçesi de olan dört yıllık başlangıç planı, satın alma programını yönetmek ve yürütmek, koleksiyonların idari hizmetlerini sağlamak, küratürel araştırma ve programlama ve personel işe almalarında danışmanlık idi. Binaya gelirsek, SRGF tasarım sürecinde mimarı yönlendirecek, vaziyet planlarını, kesitleri, görünüşleri, kat planlarını, ofisleri ve destek kolaylıklarını, malzeme seçimlerini, donatımı ve dekorasyonu onaylayacaktı. Son olarak da SRGF'nin yasal, mali veya başka herhangi bir açıdan arazinin sahipliği konusunda, müzenin tasarımı ve konstrüksiyonu açısından veya sahipliği hiçbir yükümlülüğü olmayacak ve yalnızca danışman hüviyetinde olacaktı. Anlaşma bir "oldu-bitti" idiyse de, kesinleşmesine kadar geçen iki buçuk aydaki tartışmalar sonucunda büyüklüğü üçte bir oranında küçültülerek yaklaşık 23.000 m2'ye indirildi. Bu süreçte çokça tartışılan GMB'nin "fizibilite etüdü", yılda 14 milyon USD'lık gelir öngörmekteydi (bunun % 40-50'si özel sektör katkısı olarak düşünülmekteydi). Yılda 594.547 ziyaretçi ve bunların da Bask ekonomisine yılda 35 milyon USD harcama artışı ve 4 milyon USD'da vergi artışı getireceği hesaplanmaktaydı. Anlaşmayı eleştirenlerin ileri sürdüğü eleştiriler, Bask politikacılarının 21 Aralık 1994 tarihli işletme kontratına önemli çekince maddeleri eklemelerine yol açtı. Bilbao Müzesi'nin ayrıcalıklılığını garantilemek için, önceden kararlaştırılan Avusturya şubesi dışındaki tüm Guggenheim uyduları için Bilbao'nun onayı alınacaktı. (Yeni "Deutsche Guggenheim Berlin" projesi Basklar için tatsız bir sürpriz olmakla beraber, öngörülen bu yeni köprübaşı bir müze değil, geçici sergiler için bir galeri...) Bilbao'nun yüksek kalitede programlara sahip olabilmesi için kontrat her yıl New York'taki sergiler ayarında en az üç sergi koşulunu getirmekte ve SRGF'nin kendi "koleksiyonunun kapsamını, kalitesini, amaçlarını ve dengesini" önemli ölçüde değiştirmesini önlemekte idi. Baskların lehine diğer hükümler arasında, Venedik kolu ile kuvvetlendirilecek işbirliği, GMB'nin bilet ve her tür eşya satışı gelirleri üzerindeki tüm haklar ve GMB'nin Guggenheim PR (Reklam ve Tanıtım) kampanyalarında layıkıyla yer alacağı konusunda güvenceler de yer almaktaydı. Bunlara ek olarak, proje üzerinde yeterli kontrolu ellerinde tutabilmek için, Basklar müzenin ilk konsorsiyomunun yerini alan 1996'da kurdukları yeni vakıfta çoğunluk oy hakkını da elde ettiler.

SRGF'nin yalnızca iki üye ile temsil edildiği 10 kişilik yönetim kurulu yıllık sergi programını, bütçeleri ve yönetici kadro tayinlerini onaylayacaktı. Sonunda Krens'in de bir basın toplantısında dile getirdiği gibi "GMB, artık bir Bask kurumu idi..."

GMB'nin açılış sergisinde erken 20 yüzyıl sanatı, Minimalist eserler ve çağdaş fotoğraf eserlerinin (Nan Goldin, Cindy Sherman, Robert Mapplethorpe, Thomas Ruff ve Thomas Struth gibi sanatçılar) yanısıra, Bask'ların ödediği yeni koleksiyonun ilk alımları da sergilenecek. GMB'nin Mart 1997'de açıklanan 12.9 milyon USD'lık alım programında (Mark Rothko, Clyfford Still ve Willem de Kooning'den birer yapıt alınmış durumda). Kiefer, Serra, Francesco Clemente, Jeff Koons, Sigmar Polke anlaşma yapılmış olan sanatçılar arasında... Genç Bask sanatçılarından Juan Luis Moraza, Txomin Badiolan ve Prudencio İrabal'dan yapıt alınmış ve Baskıların yontu sanatındaki etkili ismi Eduardo Chilida, tanınmış bir diğer heykeltraş olan Cristina İglesias ve az tanınan bir ressam olan Dario Urzay ile de görüşmeler sürmekte. İspanyol sanatçılarına gelince, SGRF Francesc Torres'den bir multimedia işi aldığını ve Antoni Tapies, Juan Munoz ve Susana Solano'dan yapıt alımının gündemde olduğunu duyurdu. 1997-2000 döneminde GMB için düşünülen sergi programı içerisinde ise, "Çin: 5000 Yıl", "Patsy ve Raymond Nasher Koleksiyonundan Heykel Sanatının Yüzyılı...", Robert Rauschenberg ve Francesco Clemente retrospektifleri, Helen Frankenthaler'in ilk dönem yapıtları, Pompidou Merkezi ile ortak gerçekleştirilecek 20 yüzyıl Fransız Sanatı multimedia gösterisi, sürekli koleksiyondan seçmeler, "Warhol Fabrikası" odak noktalı bir gösteri, 20 yüzyıl Latin-Amerikan Sanatı, "1900: Resmin Kavşak Noktası", "Picasso ve Savaş (1937-1947 Resimleri), James Rosenquist retrospektifi; "Fütürizm: Evrenin Rekonstrüksiyonu...", SGRF'nin Kandinsky yapıtları ve "Bauhaus Olayı" yer almakta.

***

GMB'nin politik bir proje olduğu, ve Bask yöneticilerin büyük politik riskler alarak giriştikleri bu yatırım ile bölgelerinin geleneksel içe kapanık, uyumsuz ve değişime karşı imajını yıkmayı amaçladıkları ve GMB'yı bir mıknatıs gibi kullanarak bölgeye çekmeyi amaçladıkları yatırımlar ile bölgeyi huzura, stabiliteye kavuşturmayı düşündükleri apaçık ortada.

Kültürel bir proje olarak ise, GMB Baskların (varsayımsal olarak) uluslararası arenaya sıçramalarını sağlamakta. Endüstrileşmeye kadar pek üretilmeyen ve 1939-1975 Franco döneminde önemli ölçüde engellenen güzel sanatların Bask Bölgesinde çok önemli bir birikiminin olmaması (Bask Bölgesinin bugünkü nüfusunun da 2.1 milyon kişi olduğunu unutmamak gerekir), Baskların kendi eserlerini yücelten yeni bir müze kurmamalarını da izah etmekte. İspanyol devleti ile ortak bir proje de kendi bağımsız karakterlerine düşkün Bask'lara pek cazip gelmediğinden, Guggenheim gibi bir yabancı sanat kurumunu ithal ederek kendileri ile İspanya arasına kültürel olarak bir mesafe koyarak, Franco öncelerine giden gerilimli bir ilişkiyi de etkin bir biçimde by-pass yapma olanağını yakalamaktalar bu yolla...

Yerel sanatçılar arasında Guggenheim'ın gelişine hem sevinilmekte, hem de korkulmakta olunmasına şaşırmamak gerek, bunun sonucu karşıt duygular yaşanmakta. Bask sanatçıları istedikleri denli hızla uluslararası sahneye çıkamasalar da, beklendiği gibi çağdaş sanat çevreleri Bilbao'ya çekilebilirse daha fazla ilgiye hedef olacakları ortada. Bask sanatçılar sık sık New York'da sahneye çıkabilecekler; örneğin Carmen Gimenez'in küratörlüğünü yaptığı Christina Iglesias'ın bir sergisi SRGM'nin programında...

GMB'nin Basklar ve İspanya için iki açıdan olumlu olacağı düşünülebilir; modern ve çağdaş sanatın uluslararası yıldızlarının yapıtlarının görülebileceği bölgedeki tek müze olması ve yerel gereksinmelere göre adapte edilebilecek yeni bir müze modeli oluşturmasından dolayı. GMB'de İspanya'da hiç adı duyulmamış olan, gelişme, üyelik, halka ulaşma ve eğitim bölümlerinin yanısıra "docent" (doçent), "internship" (müze internliği) ve gönüllü programları da olacak. Buna ek olarak GMB'nin yönetim strüktürü İspanya'nın müze profesyonellerinin korkulu rüyası olan karakuşi politik manevralardan onları koruyacak şekilde tasarlanmakta.

Guggenheim Vakfı için ise, ilk bakışta GMB'nin çok ballı bir anlaşma olduğu söylenebilir; Guggenheim Avrupa uydusu hayalini gerçekleştirmenin yanısıra, Krens'in deyimiyle "20 yüzyılın en büyük binası"nı inşa etmekte istediği gibi özgür kaldığı gibi, kendi koleksiyonunu zenginleştirecek 50 milyon USD'lık yapıt alımı olanağı ve de 20 milyon USD'lık bonus'a sahip olmakta.

GMB başarısız olursa, kabahat Bask ülkesinin çetin ve çetrefil sorunlarına atılabilir; ancak Krens'in sık sık yinelediği gibi Guggenheim uluslararası kariyerini korumak istiyorsa, SRGH bu girişimini başarıya ulaştırmak zorunda...

***

Terörizm ile sarsılan 2.1 milyon nüfuslu küçük bir ülke sorunlarını aşmak için büyük düşünüp, kendilerini dünya sanat atlasına yerleştiriyorlar. Amerikalı yaşayan sanatçıların 10-20 milyon USD'larına yapıt sattıklarını düşünürsek, kendi küçük bölgelerinden bir kaç sanatçıyı uluslararası arenaya pazarlasalar GMB yatırımı için harcadıkları 250 milyon USD'ı geri alacakları gibi, paha biçilmez bir uluslararası prestije ve özgüvene kavuşacakları da ortada. Bizim tıyniyetsiz politikacıların oraya buraya savurdukları paraların yüzde biri ile gerçekleştirilebilecek bir girişimi, hiç bir ülkeye nasip olmayan onbinlerce yıllık tarihi sanat mirasına da sahip olan 70 milyon nüfuslu bir ülke gerçekleştiremiyor da, kocaman yürekli Basklar gerçekleştiriyorlar. Sadece 1994 krizinde Türkiye'nin yüzkarası Tansu Çiller'in batırdığı, yokettiği birikimleri düşünün; Türkiye her an halkını eğitecek, yarınlara taşıyacak kültür yatırımı olanaklarını politik ulufe dağıtımları ile, devlet erkanının büro yenilenmeleri ile, araba saltanatları ile, gereksiz bina yatırımları ile çarçur ediyor; bu arada halkını da (akıllı/aptal oranı sık sık tartışılan halkını) medyadaki moron-idiot düzeyindeki futbolcu, şarkıcı, manken üçgenlerindeki geyik muhabbetleri, kanallararası naklen yayın savaşının herzeleri, özel ilişkilerle medyada kendilerine yer bulmuş tahammül edilemez tiplerin kof ve boş zırvaları ile uyutuyor, afyonluyor ve iyicene salaklaştırıyor.

***

Sekiz yıllık eğitim kadar medyanın her alanındaki bu başıboşluğun, düzeysizliğin, adam sendeciliğin, konuşma özürlülüğün, bilgisizliğin önüne geçmek de önemli... Çağdaş dünyanın eğitim konusundaki önemli araçlarından olan müzeleri, sanat evlerini, sanat programlarını kurmak, çalıştırmak, işletmek gerek. Kendi özelliklerimizi koruyarak, gerekirse uluslararası girişimcilerle işbirliklerine de gitmek aslında Türkiye için o kadar kolay ki, Türkiye'nin sanatsal birikimi Salomon R. Guggenheim'ın Vakfının yüzyıldır topladığını her an yüze katlar; yeter ki biz uyurgezerlikten kurtulalım, yoksa yazıklar olsun bize...

***

Yazımın başında değindiğim gibi Anadolu toprakları üzerinde Guggenheim Bilbao Müzesi benzeri bir oluşum neden düşünülmesin? Herşey hayal kurmakla ve bir delinin kuyuya taş atması ile başlar... Her boyutu düşünülmüş uluslararası ilişkileri kurulmuş benzeri bir kültür yatırımı için Güneydoğu Anadolu, Çanakkale ve Ege (Bodrum/Söke bölgesi) ilk aklıma gelen bölgeler... İstanbul zaten galerileri, sanatçı atölyeleri ile bir çağdaş sanat müzesi tespihi gibi, isteyen her şeyi görebilir, ulaşabilir biraz taban tepmekle; bu arada hala dünyanın en ilginç kentlerinden birinin de kıyısını bucağını görmüş olur...

Anadolu'yu düşünelim; bakalım böyle bir şeref, böyle bir onur hangi girişimci bölge halkına ve onların yerel yönetimine, hangi cumhurbaşkanına, hangi başbakana, hangi kültür bakanına nasip olacak?


(1) Yazıda bundan sonra kısaca "GMB" olarak geçecek...
(2) Bu yazıdaki tüm bilgiler ve alıntılar Kim Bradley'in "Art in Amerika"nın Temmuz 1997 sayısındaki yazısından alınmıştır.
(3) Gençsanat Mart 1997, Sayı: 31, sayfa: 14.
(4) Yazıda bundan sonra kısaca "SRGF" olarak geçecek.
(5) İstanbul'un menzildeki diğer rakipleri Bakü ve Orta Asya ülkelerinden birisi, Mısır veya Johannesburg olabilir...
(6) Frankfurt'un yeni müzelerle kültürel bir kimlik gerçekleştirme kampanyasından kısmen etkilenildiği de söylenebilir.

Haşim Nur Gürel
11.09.1997



Yenilikler & Öneriler Benim Koleksiyonum Ödüllü Bulmaca Beş Bölgeli Büyütme Uluslararası Sanat-Linkleri Sanatçı Atölyeleri Üyelik

Anasayfa | Koleksiyonlar | Sergiler | Araştırarak Öğrenmek | Sanat Takvimi | Etkinlikler | Araştırma Kaynakları | Sanatçı Sayfaları | Paneller | İletişim | Bilgi & Haber | Sanal Müzeye Katkı | Sosyal Merkez | Site Haritası