(   Türk Resmi Seçkisi )    

Tez Dosyası   


  Eleştiri Dosyası   

Tartışma Dosyası   


  Müze Dosyası    

İstanbul Bienali Dosyası   

Yenilikler & Öneriler Benim Koleksiyonum Ödüllü Bulmaca Beş Bölgeli Büyütme Uluslararası Sanat-Linkleri Sanatçı Atölyeleri Üyelik



Yarışmalı Sergiler ve Kendini Yenileyen Bir Sergi: Resim ve Heykel Müzeleri Derneği'nin Düzenlediği Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi - Tomur Atagök

Plastik sanatlar alanında coşkuyla bahsedilecek bazı sanatçılarımızın bulunmasına karşın, bu alandaki potansiyel henüz uluslararası bir düzeye erişmemiştir. Yine de tarafsız bir göz bazı toplu ya da yarışmalı sergilerde bu gücün varlığını yakalar.

Sanatın belli bir noktaya eriştikten sonra uluslararası bir düzeye ulaşmasını engelleyen hız düşmesinin nedenlerini sanatçının yanısıra, hatta ondan da öte, sanat ortamının alt bileşiklerinin birlikteliğinin zayıflığına, profesyonel çalışmanın yokluğuna, toplumun kültürel yapısına ve resmi ya da özel kurumların duyarsızlığına bağlamak gerekir.

Ortak dil ve üslupların araştırılıp vurgulandığı ya da bir tema çerçevesinde sanatçılar ya da küratörler tarafından düzenlenen toplu sergiler ile yarışmalı sergiler sanatçıları tanıtma, karşılaştırma, destekleme ve ödüllendirme; toplumu ise ilgilendirme, bilgilendirme, görgü ve kültürünü arttırma ile sanatı yaygınlaştırmayı amaçlar. Sergilerin çoğalması sanatseverin her tür anlayışları izlemesine olanak tanırken, alt yapının oluşması ya da güçlenmesini sağlar.

Son yıllarda Batıda giderek yarışmalı sergilerin azaldığı, yerlerini müzelerde küratörlerin düzenlediği sergilere bıraktığı izlenmektedir. Küreselleşmenin getirdiği kültürel alışverişin doğal bir sonucudur bu. Ancak yarışmalı sergiler ulusal ya da uluslararası boyutlarda etkinliklerini sürdürmektedirler. ABD'de Whitney, Almanya'da Kassel Documenta, İtalya'da Venedik Bienalleri tek seçicileriyle bile eleştirilirken, 7-9 kişilik seçici kurulların bulunduğu yarışmalı sergilerin sonuçlarının tartışılması kaçınılmazdır. Kendisini sanatı yönlendiren bir güç olarak görmek ve kanıtlamak isteği ile çalışan bir küratör, yakın ve uzak çevresinden en iyi seçimi yapmaya özen gösterirken, bu seçimi kendi birikim, bilgi ve biraz da kişisel zevki doğrultusunda gerçekleştirir. Ama seçimi yapmakta, yarışmalı sergilerdekinden çok daha özgürdür. Kendi seçim ve skalasını kendisi belirlemektedir. Yarışmalı sergilerde ise seçici kurul üyelerinin her birisinin birikim, bilgi ve zevkinin çatışma ya da uzlaşmasıyla sonuç belirlenir. Bu tür sergilerde kararların oy çokluğuyla alınması nedeniyle, dikkatler her zaman en yaratıcı ya da uç noktalarda değil de, herkesin ortak beğenisini kazanmış işlerde yoğunlaşır. Yarışmalı sergilerde kararları etkileyen bir başka şey, kurulun yapısıdır. O sergiye katılım oranının artmasında maddi ve manevi ödüller de etken olur. Dolayısıyla katılımın artması daha çok seçenek oluşturur. Ne ki, yarışmalı, yarışmasız her iki tür serginin de sanatçıları etkileyen olumlu ya da olumsuz yan etkileri bulunmaktadır. Gerek tek seçicili gerekse kurullu sergilere seçilen sanatçılar, beğeni kazanan işleri türünden eserler yapmayı sürdürerek kendi sınırlarını aşamama tehlikesi ile karşı karşıya kalabilirler. Diğer taraftan dışlanmış sanatçılar bir tür güvensizlik duygusuyla yaratıcı coşkularını kaybederler. Anlaşılan her iki durumda da sergilerin sonuçları sanatçının yaratıcılığı açısından yararlı olabildiği kadar zararlıdır da.

Ülkemizde iki bienal ile çok sayıda yarışmalı sergi gerçekleştirilmektedir. Ankara'da yapılan Uluslararası Avrupa-Asya Bienali resmi ilişkilere dayanan görüntüsü ile eleştirileri çekerken, Uluslararası İstanbul Bienali, yöntem açısından arayışlar içindeyse de, üçüncüsü ile dünya basınında sesini duyurmayı başarmıştır. Hâlâ görevleri anlaşılmayan danışmanlık müessesesine, tek seçici sorununa alternatifler getirilmesi, ama belki de en önemlisi durumun yeniden değerlendirilebilmesi için İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın Yönetim Kurulu'nda plastik sanatlar alanından bir üyenin bulunmaması çoğumuzun dikkatlerine gelirken, durum bir kez daha alt yapının yetersizliğini vurguluyor.

Vakıf ve Kültür Bakanlığı bünyelerinde düzenlenen iki bienale karşın, çoğu özel kuruluşlar tarafından düzenlenen yarışmalar kurumun kendi bütçe olanakları ve danışmanlarının önerileri doğrultusunda yürütülür. 1939'dan beri düzenlenen Devlet Resim ve Heykel Sergileri hiç kuşkusuz yarışmalı sergilerin başını çekiyor, ama yine de sorunları var. Son yıllarda yapılan kataloğa ve verdiği ödüllere karşın, sanat ortamında ilk kurulduğu yıllardaki saygınlığa sahip değil. Saygınlık ile söz konusu edilen, yarışmalara katılan sanatçıların ve yapıtların düzeyidir. Kültür Bakanlığı'ndan, Yaşar Holding, Tekel, Esbank, Türkiye Jokey Klubü'ne, sergi düzenleyen kurum ya da kuruluşların, sanat ortamını ve potansiyelini yansıtması beklenilen etkinliklerini yeniden değerlendirmeleri gerekiyor. Birçok maddi olanağın heba edildiği bu sergilerin amaç, ilke ve seçici kurullarının özenle araştırılarak, nitelik ve niceliğin aynı şeyler olmadığını görmek gerekir.

1977-87 yılları arasında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi, şimdiki Mimar Sinan Üniversitesi tarafından İstanbul Sanat Bayramı kapsamında düzenlenen yarışmalı "Yeni Eğilimler Sergisi"nin plastik sanatlar ortamındaki yeri tartışılmaz. Sergilerin ilk katalogunda, "Sergilerin ortak ve belirgin özelliği sanatçıların 2000 yılına doğru sanat olgusunu ele almaları, geleceğin yaşamı ve insanı açısından yorumlamalarıdır. Böylece ortaya çıkacak ilerici, öncü, atak ve yaratıcı işlerin topluca seyir ve değerlendirilme olanağı ortaya çıkacaktır," sözleriyle belirtilen amaç, on yıllık bir dönem içinde yönlendirici olmuş, çoğulcu ve popüler estetiğin durulup ortamın arınmasında aracı olmuştur. 1987'den bu yana tekrarlanmayan ve boşluğu hissedilen "Yeni Eğilimler Sergisi"nin yeniden gerçekleştirilmesi olasılıklarının düşünülmesi sanat ortamı için olumlu bir gelişmedir.

Sanat ortamının sergiler açısından genel bir değerlendirmesinden sonra, nihayet yarışmalı sergiler arasında başı çeken M.S.Ü. Resim ve Heykel Müzesi'nin desteğiyle, sorumluluğunu tümüyle Resim ve Heykel Müzeleri Derneği'nin üstlendiği "Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi"ni amaç, ilke, seçici kurul, sanatçı katılımı, ödüllendirme sistemi, hatta yer açısından değerlendirmek için gelişim çizgisine göz atalım.

Resim ve Heykel Müzeleri Derneği'nin kuruluş amaçlarından sanatı yaygınlaştırma doğrultusunda yaptığı söz konusu serginin asıl amacının bu bağlamda değişmediği, ancak "Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi" adının anlamından anlaşılan amacından ayrılıp yön değiştirdiği neredeyse son on yıldaki sergilerde belirgindir. Üçüncü serginin broşüründe "Bir sanat mevsiminin sonunda Resim, Heykel, Seramik, Özgünbaskı ve Duvar Halısı sanat dallarında ortaya konan sanat yapıtlarını bir araya getirmesi amacını taşıyan "Günümüz Sanatçıları İstanbul Açıkhava Sergisi", bu amacın yanısıra, sanatı halkla doğrudan ilgi içine getirmesi isteğiyle bir bakıma sanatın yaygınlaşmasına da katkıda bulunmaktadır," sözleriyle Dernek Başkanı Prof. Dr. İsmail Tunalı serginin amacını belirlemektedir. Altıncı Sergi broşüründe Müze Müdürü Prof. Dr. Belkıs Mutlu, "Yalnız İstanbul değil, diğer şehirlerden de sanatçıların katılması bu serginin önemini arttırmakta ve 1985 Türkiye'si plastik sanatlarının güçlü bir panaroması yanında yeni isimler ve yeni ümitler sunmaya fırsat vermektedir," derken, serginin önemini vurgulamaktadır. 9. Sergi broşüründe Seçici Kurul raporunda belirtilen "Yapıtlar sanatçılarıyla birlikte bir bütün olarak ele alınmış, güncel sanatsal yönelimler bağlamında düşünülmüş, tartışılmış, özgünlük, ülkenin sanatsal ortamına katkı, sanatsal nitelik kriterleriyle hareket edilmiştir," sözleriyle, 12. Serginin kataloğunda yine Seçici Kurul raporundaki 3.maddede "Yapılan seçimlerde, üslup ve malzeme farklılığı dikkate alınmadan, yapıtların bağlandıkları eğilimlerden farklılaştıkları noktalar birer kişilik arayışı olarak değerlendirilip, özgünlük için genel anlamda birer kriter olarak kabul edilmiştir," alıntısı, serginin son yıllardaki tavır değişimlerini yansıtmaktadır.

Sergi, 1980 yılında Uluslararası İstanbul Festivali kapsamında, onun yaygınlığından yararlanarak, müze için bir kamuoyu yaratmak ve kapalı müzenin bahçesinde yapılan bir etkinlikle onun sanat ortamındaki görevlerini bir an evvel üstlenmesini sağlamak üzere, Müze yönetimi ve Dernek işbirliğiyle başlatılmıştı. Yarışmanın İstanbul Arkeoloji Müzeleri Açık Hava Resim, Heykel ve Seramik Sergileri örneğinden yola çıkılarak, önce müze bahçesinde düzenlendiği, 1983'ten itibaren müze içine alındığı, ancak 8.sergi ile Hareket Köşkü'nün türlü olanaklar tanıyan mekânında sergilendiği, Hareket Köşkü'nün 1993'te sergi dışında bir başka etkinliğe tahsis edilmesiyle, bu yıl tekrar M.S.Ü. Resim ve Heykel Müzesi'nin Şeker Ahmet Paşa Salonu'nda düzenlendiği özetlenebilir. Ne ki, bahçe, Müze ve Hareket Köşkü böyle geniş bir sergi potansiyelini taşıyan yarışmanın işlerinin, hem serbestçe, hem de karşılaştırmalı olarak sergilenmesine yeterli gelmemektedir. Yine ilk sergilerden itibaren katılımın değerlendirilmesinde geniş bir vizyondan sanatçıların sergiye katılıp seçilmelerine karşın, ödüllendirmede ilerici bir tavrın benimsendiği; 2-3 sergi denemesinden sonra seçimin çeşitli dallardan değil de dallar arasında bir ayırım yapmadan daha az sayıyla sonuçlandığı izlenir. Sergiye katılan sanatçılar bağlamında bir değerlendirme yapıldığında, serginin ilk yıllarında Müze ve Derneği desteklemek için katılım ve değişik anlayışların çokluğu dikkate gelmekteyse de, yıllar içinde katılımın değiştiği, sanat ortamında bilinen sanatçıların yarışmaya girmemesine karşın, serginin öncü ve yeni tavırları denemekte olan sanatçı ve sanatçı adaylarının ilgisini çektiği izlenmektedir. Bunun nedenini bazı seçici kurulların, Günümüz Sanatı kavramına uygun görmeyerek, yarışmaya katılan bazı önemli sanatçıları sergiye almamaları kadar, sanatçıların kendilerinin bu riski almak istememelerinde aramak gerekir. Seçici kurullarca değerlendirilmek istemeyen sanatçıların Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi'ne de katılmadıkları, dolayısıyla genç kuşak sanatçıların, maddi ödül verilmese de, kendilerini denedikleri ve kanıtlayabilecekleri bir yarışmaya dönüştüğü söylenebilir.

Diğer taraftan Türkiye genelinde bir seçici kurul sorunu vardır ve çözümlenmedikçe de birçok yarışma sadece genç sanatçı adayları ve amatörlere hizmet verecektir.

Dernek, genellikle 7 kişiden oluşan, sanat eğitimi veren kurumlar ve Dernek'ten temsilcilerle, çoğunluğu sanatçılardan oluşan bir kurulu yeğlemektedir. Sanat eleştirmeni ve yazarının yanısıra, 1991'den itibaren bir galerici ile bir evvelki serginin ödüllü sanatçılarından bir tanesi kurulda yer almaktadır. Serginin seçici kurulunun 1990'da yeniden gözden geçirilmesinin yanısıra, geçmiş dönemlerdeki ödüllü sanatçıların sergilere konuk sanatçı olarak davet edilmeleri kararı alınmış, böylelikle her yeni sergiyi geçmiş yıllardaki sergilerle karşılaştırma olanağı doğmuştur. Denebilir ki, 10.sergiden sonra bir değerlendirme yapılarak, çeşitli yenilikler gerçekleştirilmiştir. 10.serginin kataloğunda geçmiş yılların bir dökümü yapılmış, ödüllü sanatçıların listesi verilmiştir.

1990'dan itibaren gerçekleştirilen renkli katalogla serginin Türkiye'deki genç potansiyeli yansıttığı gerçeği bir kez daha ortaya çıkmıştır.(...)"


Yarışmalı Sergiler ve Kendini Yenileyen Bir Sergi: Resim ve Heykel Müzeleri Derneği'nin Düzenlediği Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi, Anons, Temmuz-Ağustos-Eylül 1993, S. 28-29-30, s. 14-15



Anasayfa | Koleksiyonlar | Sergiler | Araştırarak Öğrenmek | Sanat Takvimi | Etkinlikler | Araştırma Kaynakları | Sanatçı Sayfaları | Paneller | İletişim | Bilgi & Haber | Sanal Müzeye Katkı | Sosyal Merkez | Site Haritası