|
Ön Bilgi - Levent Çalıkoğlu
Tüm iyi niyetli girişimlere karşılık, ideal bir sanat tarihi yazımının önüne dikilen pek çok sorundan söz edilebilir: Sanatın çok parçalı, öznelliğe dayalı bir yapı sergilemesi, sanatçılar arasındaki eklemlenmenin tuhaf, bazen de ucu açık bir sınır oluşturması, sadece form anlayışına dayalı bir okumanın olayın bütününü görme de yeterli olamaması, tarihin kendi kaynaklarını zamana ve mekâna bağlı olarak bir daha geri dönülmeyecek şekilde icra etmesi, sosyolojik, ekonomik ve toplumsal bir yapıya bağlı sanatçının tüm bu bağlamlara dayalı olarak incelenmesinin zorunluluğu vb. Sanat yapıtı ve yaydığı anlamın ucu açık bir bilmeceye dönüştüğü günümüzde, örneklemeye çalıştığım referanslar göz ardı edildiği taktirde, gerçek ve doğru bir sanat tarihi okuması yapılamaz, varılmaya çalışılan ve önerilen yapılar mutlaka bir noktada tıkanır.
Bu çalışma, yukarıda saydığım başlıkları göz önünde tutarak yakın bir döneme, 1950-2000 yılları arasındaki Türk görsel sanatlarının tarihine bir bakış açısı ve öneri getirmek amacıyla hazırlandı. Şu ana kadar bu dönemi kapsayan bir sanat tarihi yazımı ve bu kitabın takip ettiği yöntemi uygulayan herhangi bir çalışma gerçekleştirilmedi. Bu nedenle, öncelikle takip ettiğim yöntem hakkında bilgi vermek istiyorum: Elli yılın gelişim dinamiğini, önceki dönemlerle olan ilişkisini, çağdaş olma isteğini ve netleşmeye başlayan kimlik sorunsalını yapıt ve düşünce bazında ortaya koymayı hedefleyen bu çalışma, şüphesiz tek bir bakış açısıyla, tek bir sanat tarihçinin fikirleri ile yansıtılamazdı. Ayrıca bu tek yönlü yazım, dönemleri içerisinde kaleme alınmış, zamanına öncülük ve tanıklık etmiş yazarların geride bıraktığı metinlerin varlığını görmezlikten gelmek olurdu. Dolayısıyla, bugünden geçmişe bakıp değerlendirme yapmak yerine döneminde yazılmış metinleri bir mantık ilişkisi ve olay örgüsüne bağlı olarak ucuca ekleyip, çok yönlü bir akış sağlamak istedim. Metinleri bu şekilde birbirleriyle ilişkilendirme yöntemi, hem dönemi içerisinde yazılmış olanı öne çıkaracak hem de birbirlerine neden-sonuç ilişkisi olarak bağlı bir yazı ve sanat dilini aydınlatacaktı. Durum, bağlam ve iç ilişkilerin, zamanın akışı içerisinde birbirlerini nasıl tetikledikleri de bu sayede ortaya çıkabilirdi. Metinler arasında bir ilişki kurup doğal bir akış oluşturmak amacıyla ciddi bir arşiv çalışması yaptım. Kıyıda köşede kalmış ya da açık seçik olarak ortada duran fakat üzerinde yeterince düşünülmemiş metinleri farklı dergi ve kitaplar içerisinden çektim aldım. Gerektiğinde bir bölümünü, bazen de tamamını kullanarak kendinden önce gelen ve sonra akacak olan metinlerin içerikleriyle karşılaştırdım. Yazılmış onlarca sayfa arasından bu metinlerin seçilmiş olmasının gerekliliği ve nedenleri üzerinde de ayrıntılı bir şekilde durdum. Tabi ki hangi metnin niçin seçildiği konusunda tamami ile öznel bir değerlendirme yaptığımı söylemeliyim. Bir başka araştırmacı için başka metinler bu elli yıllık sürecin ruhunu, yapısını, işleyişini ve bütünlüğünü ortaya koyabilir. Tüm bu süreç içerisinde unutmamaya çalıştığım tek bir ilkem vardı: Sanat tarihi, önerilerin ve önerilenlerin arkasında ısrarla durmanın tarihidir.
Bu anlamda bir tarihin yazımında bana güvenen ve desteklerini esirgemeyen tüm yazarlara teşekkür ederim. Sn. Ali Akay, Sn. Bülent Berkman, Sn. Adnan Çoker, Sn. Esin Yarar Dal, Sn. Bülent Ecevit, Sn. Mehmet Ergüven, Sn. Turan Erol, Sn. Semra Germaner, Sn. Ali Teoman Germaner, Sn. Haşim Nur Gürel, Sn. Hasan Bülent Kahraman, Sn. Beral Madra, Sn. Kaya Özsezgin, Sn. Zeynep Yasa Yaman, Sn. Emre Zeytinoğlu, Sn. Tomur Atagök ve bugün için aramızda bulunmayan Sn. Nurullah Berk, Sn. Gültekin Elibal, Sn. Bedri Rahmi Eyüboğlu, Sn. Zahir Güvemli, Sn. Özer Kabaş ve Sn. Sezer Tansuğ olmasaydı bu çalışma gerçekleştirilemezdi. Kaleme aldıkları yazıların Türk sanatının son elli yılını aydınlığa kavuşturduğunu düşünüyorum. Ayrıca arşivlerini bana açarak çalışma olanağı sunan Sn. Haşim Nur Gürel'e, Sn. Vasıf Kortun'a ve Sn. Yusuf Taktak'a da teşekkürlerimi sunarım. Bu çalışma, kendi mantığı içerisinde bu coğrafyada bir ilktir. Umarım öyle algılanır ve bundan sonra gerçekleştirilecek çalışmalara da yol gösterir.
Levent Çalıkoğlu
Sanat Tarihçisi, Eleştirmen
|