 |

|
 |
"Bana mı bakacaksın, yana mı bakacaksın?"
"Profilden mi yapalım; dörtte üç dönük olarak mı? Kulağın biri gözükmesin…"
"Portreden sonra çiçek yapacağım; senin kafandan sonra hemen ikinci bir yuvarlak formla uğraşamam."
Ressam size bakıyor, siz ressama bakıyorsunuz. Ressam bakışını tuale yöneltiyor, birkaç fırça darbesi vuruyor; siz bir göz ucunuzla tualdeki macerayı, öbür gözucunuzla sanatçının yüzündeki ifadeyi izliyorsunuz.
Fotoğraflar ve Metin: Haşim Nur Gürel
|

Fotoğraf: Sıtkı Kösemen |
 |
Benim yaptığım "modernite" eleştirisidir. Ya da hermeneutique bir okumadır. Dil ve tarih problematiktir. "Asıl darbenin indirilmesi gereken nokta, tarihselciliğin "hakikat bizden kaçamaz" cümlesinde özetlenen tarih anlayışıdır Benjamin'e göre; çünkü geçmiş ölü bir miras değil, -tehlike anında çakan- bir şimşek, "uçucu bir imge"dir ancak. "Başı geriye dönük" bir peygamber olan tarihçi de, bir "imge kurucusu"dur aslında; tarihçi, Benjamin'in Hofmannstahl'dan aktardığı deyişle, "hiç yazılmamış olan"ı okur. Hatırlanan imgeler -mitik ve ütopik içerikler de taşıyan- aura'sı olan imgelerdir; hatırlayan kişinin kendi imgesini de içerirler. (Bu yüzden, bellek kesinlikle bir instrument değil, olsa olsa bir medium'dur.) Yani -Proust'da olduğu gibi- "söze dökülmemiş olan"ın ortaya çıkış anıdır hatırlama.
|

Fotoğraf: Burçin Çakar
|
 |
Yıllar boyu İstanbul'da yaşadığımızı kimi sanatçılar doğrudan kimi sanatçılarsa dolaylı olarak yorumlamışlar. Sultanahmet meydanını çok severim. Bir ara pazar günleri meydanı çoşkuyla, hayranlıkla seyrederdim. İşte İstanbul'un resmini yaparsam bu meydan olmalı diye düşündüm içimden. Sonra dikilitaş girdi işlerime. Kimi uygarlıklar, kişiler dikilitaş kondurmuşlar, dönemlerini ve kültürlerini saptamak istercesine. "Neden benim de dikilitaşım olmasın bu dünyada?" dedim ve serüven böylece başlamış oldu.
|

Fotoğraf: Yelda Baler |
 |
"İnsanı gözlemek en önemli uğraş bence... İnsanı gözleyebilme, ve oradan alacağın haber, oradan aldığın işareti tekrar bir işarete çevirmek. Ve bu tabii meraklılık istiyor bir de bir çeşit avcılık bu... Peşinden gitme, kendini koyma, daha yakın olma, bedensel ve düşünsel temas... Kalbini açıyorsun, düşündüğünü açıyorsun, gidip dokunuyorsun, hiç olmazsa uzaktaki birşeyi takip ediyorsun... Bakıyorsun birşey sana çarpıyor... Tabii senin bunları ciddiye alıp almadığına bağlı."
|
|