Sanat Yapıtlarını Okumak  

Resimler ve Öyküler  


Nasıl Algılıyoruz?  

Kitap Önerileri  


Bir Sanat Yapıtını Çözümlemek  

( Sanatçıları Yakından Tanımak ) 

İbrahim Çallı ve Namık İsmail'de Kadın Teması

Tanzimat ve devamındaki meşrutiyetle Batılılaşma yaşanırken, Türk resim sanatının tarihsel süreci içinde kadın portreleri çıplaklarıyla, kadın temasında yepyeni bir hava yaratan, onu geliştiren ve güçlendiren, İbrahim Çallı önderliğindeki 1914 kuşağı olmuştur. Bu kuşağın içinde Çallı'yı izleyen Namık İsmail, Türk resim sanatındaki kadın temasını bir basamak daha yükseltmiştir.

İbrahim Çallı ve Namık İsmail, Türk resmi içinde "Türk İzlenimcileri" olarak değerlendirilirler. Aslında bireysel yaklaşımları ve üsluplarıyla resim sanatına farklı bir görüş getirme çabası içinde bir arayışı temsil etmektedirler. Osmanlı kadınının resme olan ilgisi işte bu bireysel yaklaşımlara ve sanatsal gereksinimlere dayanmakla beraber, toplumsal uyanış zincirinin bir halkasından ibarettir [1]. Kadınların değişen toplumsal şartlar içinde kendi kimliklerini keşfetmeleri ve bu kimliği meşrulaştırma çabaları hayatın her alanını etkilemiştir. Bunun sonucunda resim sanatı ve kadın kimliği Batılılaşma etkisi altında devrimcilik ve muhafazakarlık arasındaki salınımlardan etkilenmiştir. Bir yanıyla özgürleşen bir yanıyla hala erkeğin hizmetinde kalan kadının çelişkileri resim alanına da yansımıştır [2]. Çelişkiler içindeki Türk kadını yine aynı çelişkiler içindeki ressamların tuvallerine kaçınılması imkansız bir şekilde yansımıştır. Yüzyıllarca, kapalı kapıların ve kıyafetlerin ardından süratli bir biçimde kurtulmaya çalışan kadınlarla, yüzyılların minyatür sanatından sıyrılarak Batı'nın yağlıboya resim tekniğini kavramaya çalışan Türk ressamları aynı yazgıyı paylaşmaktadır [3]. Bu toplumsal uyanış zincirinde İbrahim Çallı ve Namık İsmail, Meşrutiyet ve Cumhuriyet kadınının yaşamındaki çelişkileri, varolma mücadelesini, çağdaş uyumluluk ile geleneksel değerler arasındaki denge arayışını yansıtan resimlerini, izlenimciliklerine bağlı olarak ortaya koymuşlardır.

Yatan Çıplak - Duralit/Yağlıboya, 35 x 44 cm. Çıplak - 50 x 60 cm.

Namık İsmail, çok hızlı bir çalışma temposuna sahip olduğunu ve resmi kısa sürede bitirdikten sonra bütün enerjisini tükettiğini belirtir [4]. Namık İsmail' in bu ifadeleri O'nun da Çallı gibi atak fırça vuruşlarını benimsediğini, kullandığı renk ve ışık değerleriyle hareketi yakaladığını göstermektedir.

Resim sanatının en gözde konularından olan nü'ler, özel yorumlar, üstün teknik beceriler, ayrıntılı bir görüş ve estetik duyarlılık isteyen kimlikleriyle [5] olduğu kadar Osmanlı'dan Cumhuriyet'e, kadının konumunu göstermeleriyle de, gerek Çallı gerek Namık İsmail, kadın teması ve özellikle de "nü"leriyle Türk Plastik Sanatlar Tarihi'nde ayrıcalıklı bir yere sahiptirler. Her iki sanatçımızda tanımlı bir mekan yerine nötr bir arka plan kullanıp tüm dikkati figürün anatomik hareketi üzerine toplarken, kadının sosyal- psikolojik durumunu tuvallerine yansıtmaktadırlar. Nü'lerinde cüretkar pozlarının yanında, kadının içe kapanıklığını, utangaçlığını, çelişkilerini, modellerin yüzlerini bir şekilde (saçlarıyla, kollarıyla ya da başını arkaya atarak) gizleyerek ya da nötr biçimde göstererek yansıtırlardı. Çoğu kez modellerin yüzlerini okumak olanaksız olmaktadır (Resim 1-2). Kadının yaşamsal çekiciliğini sanatsal verilerle bezeyen İbrahim Çallı ve Namık İsmail, nü'lerinde hareketi, ışığı, kadın bedeninin uyumlu çizgilerini, kadının oransal değerlerini, yoğun boya hamurunu, geniş renk lekelerini ve serbest fırça vuruşlarını soyutlayıcı bir tavırla yansıtmaktaydılar. Nü'ler daha çok uzanıp yatmış bir şekilde gösterilirken, soyunurken ya da giyinirken, sandalyede ya da kanepede otururken de gösterilmiştir (Resim 3-4).

Kanepede Oturan Çıplak Yatan Çıplak - Tuval/Yağlıboya, 100 x 146 cm.

Namık İsmail Devlet Güzel Sanatlar Akdemisi' nin yayınladığı katalogların birinde şöyle değerlendirilir: "...yapmış olduğu çok sayıda desenlerini incelediğimiz zaman, sanatçının figürün özellikleri ve anatomi üzerinde çalışmalar yaptığını; insan vücudunun biçim ve hareketlerini çok iyi bildiğini görüyoruz. Bu nedenledir ki Namık İsmail' in figürleri çok değişik duruşlarda ve hareket edecekmişçesine verilmiştir [6].

Kadın Portresi - Tuval/Yağlıboya, 56,5 x 97 cm. Sedirde Uzanan Kadın - 1917, 180 x 131 cm.

İbrahim Çallı' nın ve Namık İsmail' in kadın portrelerinde Osmanlı toplumunun değişen mekanı içinde çağdaşlaşan kadınını ve değişen değerlerini görmek mümkündür. Her iki sanatçı da, kadının yaşamından kesit aktarmada birer üstaddılar. Çallı "Kadın Portresi" (Resim 5) adlı çalışmasında, omuzlarını açıkta bırakan giysiyi bedeninin güzelliğini sergilerken şapka ile çerçevelenmiş güzel yüzünde yalnızlığın hüznünü yansıtan "Mavili Kadın"ı elinde ağızlıklı sigarasıyla göstererek çağdaş yaşamın, kadının çağdaş konumunun izlerini yansıtmaktadırlar. Namık İsmail' in ise çağdaş kıyafetli "Sedirde Uzanan Kadın" (Resim 6) adlı çalışmasını Beral Madra, "Bir sedirde uzanmış, başı türbanlı, hülyalı ama dirençli bir kadın resmi, toplumun kadına bakış açısının değiştiğinin habercisidir. Bağımsızlaşma söz konusudur ama yine de erkeğin izin verdiği kadar..." [7] ifadeleriyle yorumlamaktadır.

İbrahim Çallı ve Namık İsmail dış mekan portre çalışmaları da gerçekleştirmişlerdir. Gerek iç gerekse dış mekan çalışmalarında kadın çağdaş kıyafetler içinde, psikolojilerini yansıtan yüz ifadeleriyle verilmiştir. İbrahim Çallı' nın "Balkonda Oturan Kadınlar" (Resim 7) adlı çalışmasında, Batı modasına uygun giyinmiş iki kadın modeli görülür. Yüzler son derece net olup, kadınların sosyo- psikolojik karakteri yüzlerinden okunabilmektedir.

Balkonda Oturan Hanımlar - 1934, Tuval/Yağlıboya, 148 x 117 cm. Hatay'ın Anavatana Hasreti - 194 x 120 cm.

Dönemin diğer sanatçılarında olduğu gibi toplumsal konuları da ihmal etmeyen İbrahim Çallı ve Namık İsmail, Anadolu kadınını işlerken onu temsili olarak göstermektedir. Çallı, "Hatay'ın Anavatana Hasreti" (Resim 8) adlı çalışmasında kadın temasını işlerken, ön planda yer alan, oturmuş dağlara bakan genç kızın ifadesine Hatay' ın anavatana olan hasretini yüklemiştir. Hatay'ı temsil eden genç kız, kentli kadınlardan farklı olarak Anadolu kadını tipinde, folklorik özellikleriyle karşımıza çıkmaktadır. Kentli kadını, sigarasını içerken, şapkalı, şemsiyeli olarak işlenirken; burada, toprağa oturmuş, farklı çelişkiler ve beklentiler içinde, yerel kıyafetli Anadolu kadınını işlenmiştir. İbrahim Çallı ve Namık İsmail Batılılaşmayı arkalarına alarak resme hem teknik hem de konu açısından yenilikler getirmişlerdir. Yaşanılan çelişkiler, Türk Plastik Sanatlar Tarihi'nde, özellikle kadın temasında, geçmişle gelecek arasındaki sürecin sanatçıya ve de modele olan etkisidir. Türk resmi içinde ilk olan bu yaklaşımların kadının çağdaş yaşama ilk adımının biraz ürkek başlaması, tarihsellik içinde değerlendirildiğinde son derece normaldir [8]. Serbest fırça vuruşlarıyla şekillenen kadın temalarında, modelin yüzündeki ifade, modelin karakterini yansıtmaktadır. Aslında bu yansıtılan Cumhuriyet kadınıdır.


Ufuk Hekimoğlu - MSGÜ Sanat Tarihi IV. Sınıf Öğrencisi


Kaynakça:

[1] Mümtaz SAĞLAM, "Kimlik Soruları Açısından Yeni Kadın ve Resim İlişkileri", Sanat Dünyamız, sayı: 63., s:160.
[2] Seçil KARANLIK, "türk Resminde Kadın Teması", s.IV, önsöz.
[3] A.g.k. s:35.
[4] Zeynep RONA, "Namık İsmail", s:21.
[5] Kıymet GİRAY, "Çallı Atölyesi", s:99.
[6] A.g.k., s:34.
[7] A.g.k., s: 36.
[8] A.g.k., s: 33.


Yenilikler & Öneriler Benim Koleksiyonum Ödüllü Bulmaca Beş Bölgeli Büyütme Uluslararası Sanat-Linkleri Sanatçı Atölyeleri Üyelik

Anasayfa | Koleksiyonlar | Sergiler | Araştırarak Öğrenmek | Sanat Takvimi | Etkinlikler | Araştırma Kaynakları | Sanatçı Sayfaları | Paneller | İletişim | Bilgi & Haber | Sanal Müzeye Katkı | Sosyal Merkez | Site Haritası